Mektepli Gazete

BU DÜNYADAN TÜRKAN SAYLAN GEÇTİ

Gelecekten umutsuzum diyenlere, hakkını arayan yurttaşlarımı örnek vermek istiyorum. Bu ülkede onlar varsa ve de evlerinden çıkıp yürümeyi öğrenmişlerse Atatürk’ün ve laik cumhuriyetimizin ışığı asla sönmeyecektir. Ne mutlu vatandaşlık bilinci olana!

Paylaş
Yazı boyutu
100%

Gelecekten umutsuzum diyenlere, hakkını arayan yurttaşlarımı örnek vermek istiyorum. Bu ülkede onlar varsa ve de evlerinden çıkıp yürümeyi öğrenmişlerse Atatürk’ün ve laik cumhuriyetimizin ışığı asla sönmeyecektir. Ne mutlu vatandaşlık bilinci olana!

Türkan Saylan/ Çağdaşlaşma Yolunda s.177

Bulanık, tipili, fırtınalı, karanlık dönemlerde; yol bulmanın, iz seçmenin, aydınlığa çıkmanın olanaksız sanıldığı dönemlerde; çoğunluk bir kısırdöngü içindedir. Çoğunluk, el yordamıyla “el” yardımıyla karanlıktan sıyrılacağını sanır. Tutunacak dal arar.

Böyle dönemlerde insanların yazgılarını değiştiren, yarınlarını aydınlatan, toplumu bütünüyle kavrayıp köklü bir değişmeye, gelişmeye, yeni bir yapıya iten insanlar çıkar ortaya.

Bir büyük geleceğin kapısını aralayan bu insanlar, ölümsüzleşir; çünkü onlar, amaca ulaşacağı süreçte neyi, ne zaman, nasıl yapabileceğini en iyi hesaplayan, tasarlayan ve yaşamı boyunca inanç ve güvenini her geçen gün biraz daha önderliğinde yoğunlaştıran kişilerdir.

Elbette Türkan Saylan bu kişilerdendir. Geri kalmışlığı, sömürüyü, bağımlılığı kırma; toplumu tümüyle geliştirme, çağdaşlaştırma ve demokratikleştirme amacına odaklanarak yaşamıştır ömrünce. Yaratıcıdır, üretkendir, yaptığı her şeyi sürekli kılmıştır.

Bütün bu özellikleri yaptığı her işte, söylediği her sözde görürsünüz. Çevresindeki her insanda kalıcı izler bırakmıştır.

Bir örnek yeter: Yıl 1999’du. Marmara depremi olalı iki ay tamamlanmıştı. Bölgede, yaşamın birazcık normale dönmeye başladığı zamanlardı. Biz Çağdaş Yaşamlılar bu normalliğe dönüşe katkıda bulunmak için çoğumuz alanda, bir bölümümüz merkezde, Türkan Hoca her yerde var gücümüzle çalışıyor; derneğimize gelen bağışların depremle yerle bir olan yerlerde Çağdaş Yaşam kentlerine, konteyner okullara, burslara, rehabilitasyon merkezlerine, oyun parklarına, öğrenci yurtlarına dönüşmesi için canhıraş çalışıyorduk.

Soğuk bir ekim sabahı, bomba haberi Ankara’dan geldi. Ahmet Taner Kışlalı Hoca öldürülmüştü. Telefona sarılıp Türkan Hocayı aradık. Uğur Mumcu öldürüldüğünde İlhan Selçuk’un Berin Nadi’ye “Kapatalım bu gazeteyi…” dediği gibi biz de Türkan Hocaya “Kışlalı’yı öldüren bir toplumda ne için, kim için çalışıyoruz? Her şeyi bırakıp dönüyoruz.” dedik. “Sakın!” dedi Türkan Hoca, “istedikleri de bu zaten. Kalın ve işinize devam edin!”

13 Nisan 1999’da Türkan Hocanın evine ve ÇYDD’nin 81 noktasına düşen de bir çeşit bombaydı aslında. ÇYDD, “hiçbir iyiliği cezasız bırakmayan” zorbalara inat tam da Türkan Hocanın istediği gibi yerinde kaldı, alanı bombaların yıkıntılarına terk etmedi.

Türkan Saylan , ömrü boyunca laikliğin ortak paydamız olduğunu, kız çocuklarının eğitime kazandırılması gerektiğini, ülkenin bütünlüğünü, demokrasiyi savundu. Düşünce özgürlüğü, basın özgürlüğü istedi. “Ne şeriat ne darbe!” dedi.

Bunları salt söylemekle yetinmedi, eylemli olarak yaşama geçirmeye ömrünü adadı. Adını darbeciye çıkarmaya çalıştılar. Prof. Dr. Aysel Çelikel “Eğer bütün bunlar darbecilikse hepimiz darbeciyiz.” dedi.

Prof. Dr. Türkan Saylan, Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı meşalesini yaktığı ve doğum günü olarak kabul edilen 19 Mayıs’ta on binlerce kişinin katıldığı törenle son yolculuğuna uğurlandı.

Türkan Saylan bize bir yol haritası bıraktı.

Hani “Ne ektiysen onu biçersin!" derler ya,

Çok doğru!

Aydınlık ekti Türkan Saylan

Ektiği topraklarda

Aydınlığa açan çiçekler bitti.

Bu dünyadan bir Atatürk sevdalısı, bir Atatürk devrimcisi geçti.

Gülsün Kaya / ÇYDD Önceki Dönem Genel Başkan Yardımcısı

Mektepli Gazete | BU DÜNYADAN TÜRKAN SAYLAN GEÇTİ