BİR YİĞİT DADALOĞLU
DADALOĞLU, Çukurova’nın sırtını dayadığı Toros Dağlarında dünyaya gelir. 40 günlük iken annesini kaybeder. Oğuzların Avşar Boyunun çocuklu kadınları DADALOĞLU’nu büyütür. Babası Musa Bey oğluna Veli adını koyar.

DADALOĞLU, Çukurova’nın sırtını dayadığı Toros Dağlarında dünyaya gelir. 40 günlük iken annesini kaybeder. Oğuzların Avşar Boyunun çocuklu kadınları DADALOĞLU’nu büyütür. Babası Musa Bey oğluna Veli adını koyar.
DADALOĞLU uzun boylu yiğit bir delikanlı olur. Sazıyla sözüyle Türkmenlerin dili olur. DADALOĞLU yiğitliği ile Avşar boyunun beyi olur.
O dönemde Çukurova’da yaşam süren başka bir boy ise Cerit Aşiretidir. Ceritler de Oğuz boylarındandır.
…..
Ceritler 17 nci yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu tarafından Irak’ın Rakka şehrine sürgün edilir. 18 yüzyılın sonlarına doğru tekrar Çukurova’ya gelirler. Ve Ceyhan nehrinin kıyısına yerleşirler.
Dadaloğlu ve Avşarlar yaz aylarında Çukurova’nın kuzeyindeki Toros dağlarında, kış aylarında ise Çukurova’da yaşarlar.
Ceritlerin Çukurova’ya dönüp yerleştiğini haber alan DADALOĞLU, bu toprakların Avşarlara ait olduğunu söyleyerek Ceritlerin bölgeyi terketmelerini ister. Ceritler bu isteği geri çevirir. Hayvancılıkla uğraştıklarını, başka gidecekleri yerlerinin olmadığını iletirler.
DADALOĞLU Cerit Aşiretinin önde geleni Ali Bey ile bir araya gelir. Avşarlara ait olan topraklara bir bedel ister. Bedel vermeyeceğini söyleyen Cerit Beyine Dadaloğlu sazıyla cevap verir.
…..
Ceritler Rakka’dan sökün edince,
Çevirmiş yönünü uruma doğru,
Urumda Avşarlar öldürür sizi,
Çevir atın başını Kırım’a doğru.
Cerit oğlu bu sözümü tutmazsan,
Eğer sözlerime riayet etmezsen,
Geri dönüp de sen Kırım’a gitmezsen,
Gönderirim seni gerine doğru.
DADALOĞLUM der bura bizim yurdumuz,
Alosmaoğlu asıl kurdumuz,
Zülgadiroğlu, Kozanoğlu dördümüz,
Sür atını da serine doğru.
Cerit Beyi Ali, Dadaloğluna şu cevabı verir.
Dadaloğlu bu tehdidin bana mı,
Seninle bir harp etmek niyetim,
Gör bakalım ölüm sana bana mı,
Düz ovada bir harp etmek niyetim.
Girelim kavgaya etme bahane,
Karganın tırnağı geçmez şahine,
Malcıyım inmezsem olmaz Ceyhan’a
Suyu takip etmek niyetim.
Buyurun kavgaya meydan burası,
Cerit geldi başınızın belası,
Bir ucu Anavarza kalesi,
Kozandan da bir yer almak niyetim.
Ali Bey bu “Kozan’da da bir yer almak isterim” söylemi ile sadece Dadaloğlu’na değil, Kozanoğlu’na da meydan okumuştur.
Dadaloğu hiddetlenerek atına biner ve BİNBOĞAYA döner. Aşiretinden 900 atlıyı toparlayarak Ceritlerin üzerine yürür. Bu arada Kozanoğlu, Alosmanoğlu Dulkadiroğlu ile Ceritlere karşı savaşmak için anlaşır.
….
Dadaloğlu ve 900 atlısı bir öğle vakti Ceyhan Irmağı kenarına gelir. Kendisine destek olacak Kozanoğlu, Alosmaoğlu, Zulkadiroğlu savaş meydanına gelmemiştir.
Ceritlerle öğle saatlerinde bir meydan savaşı başlar. İlk kapışmada Dadaloğlu Ceritlere karşı üstünlük sağlasa da, Ceritlerin daha önceden anlaştığı Tecirli Aşireti Avşarlara saldırıya geçer. Tecirli ve Ceritlerin arasında kalan Avşarlar 900 atlısının 800’ünü kaybeder. Dadaloğlu zorunlu olarak geride kalan 100 atlısı ile Gavur Dağlarına doğru çekilir.
Gavur dağlarında hüküm süren Mürsel Beye gider. Mürsel Beyden de destek alamayan Dadaloğlu,Mürsel Beye sazıyla şunları söyledi.
….
Sana derim sana ey Mürsel Beyim,
Döneyimde ne dövüş oldu, dön oldu,
Yiğit olan döne döne dövüştü
Arap atın koç yiğidi gün oldu.
Öğle ile ikindinin arası
İyi olmuyor eğri kılıç yarası
Yarsuvat ile zincirlinin arası,
…..Gölek gölek kan oldu.
Rüyada gördüğüm o kara düşler,
Hesaba gelmiyor kesilmiş başlar,
Dövüşe girmedi puşt arkadaşlar,
Çekildiler bir tarafa yan oldu.
Dadaloğlum ne oldum döküldüm,
Yarsuvat’ta güreş tutum yıkıldım,
Dokuzyüz atlıyla harbe dıkıldım,
Yüzü burda sekiz yüzü zayoldu.
Mürseloğlu’ndan destek alamayan Dadaloğlu Gavur Dağlarından ayrılarak Binboğa’ya doğru yola çıkar. İçi kan ağlar. Binboğa’ya döndüğünde 800 yiğidin eşlerine, analarına, çocuklarına ne diyeceğini bilemez.
Dönüş yolu zorlu ve çetindir. Yemek için mola verdiklerinde bir ağacın arkasına gizlenir ve hüngür hüngür ağlar. Yiğit Dadaloğlu ilk kez bir kavgada yenilmiştir. Osmanlıya başkaldıran Dadaloğlu’nun acısı büyüktür.
Adamlarından biri “ Ne ağlarsın beyim, BİZ DİĞERLERİ GİBİ MEYDANDAN KAÇMADIK. Yiğitçe savaştık ve kaybettik” der. Bunun üzerine Dadaloğlu şunları söyler.
…
Elde değil elem geldi gözüme,
İki gözüm durmaz çağlar ne deyim,
Sağ selamet ayrıldığım Binboğa,
Sorsa bana dağlar ne deyim.
Öğle ile ikindinin arası,
Kara geldi 205 senesi,
Koçyiğit Kenanımın Elif Anası,
Varınca yollarımı bağlar, ne deyim.
Gelin arkadaşlar, yanıma gelim,
Beni diri salman, bir kılıç çalın,
Sekiz yüz hanede sekiz yüz gelin,
Al çıkarır kara bağlar ne deyim.
Deh bre, deh bre dehle kır atım,
Yarsuvat’ta kaldı kürküm, pusatım,
Babaları öldü, yavrular yetim,
Gelip de yanıma, ağlar ne deyim.
Varsam Binboğa’ya sedasız sessiz,
Gezsem odaları hep ıssız,
Gelinler karalı,başları fessiz,
Nerde bizim beyler derse ne deyim.
Dadaloğlum der ki; yoramadım düşleri,
Şehidime dikemedim taşları,
Yarsuvat’ta olup biten işleri,
Sorsa bana kalan sağlar ne deyim.
Dadaloğlu büyük acılar yaşar. İki Türk boyu Ceyhan nehri kenarında kanlı bir savaş yapar ve büyük kayıplar verir. Dadaloğlu’nun en büyük sitemi Kozanoğlu’nadır. Kozanoğlu kendisine destek olmamıştır. Ömrü boyunca bu anı unutmaz ve Avşarlar onu bağrına basar.
…
1865’te Osmanlı Çukurova’da yaşayan Türkmen boylarını yerleşik hayata geçirmek için Fırka-i Islahiye Ordusunu İskenderun Limanına gönderir. Dadaloğlu Fırka-i Islahiye Ordusunun komutanı Derviş Paşa’ya karşı olağanüstü bir mücadele başlatır. Yoğun çatışmalar yaşanır ve Kozanoğlu’nunda bu çatışmalarda hayatını kaybettiği söylenir.Dadaloğlu meşhur “Kalktı göç eyledi Avşar elleri…” dizelerini bu dönemde dile getirir. Derviş Paşa Dadaloğlu’nu tutuklatır ve Payas’ta bir hapishaneye kapatır.
Ve Dadaloğlu uzun yıllar sitem ettiği, gönül koyduğu Kozanoğlu’nun ölümüne çok üzülür ve şunları söyler.
Kozanoğlu
N'olaydı da Kozanoğlu'm n'olaydı,
Sen ölmeden bana ecel geleydi,
Bir çıkımlık canımı da alaydı,
Böyle rüsva olmasaydık cihanda.
Neyledik de Hakk'a büyük söyledik,
Ne akılla kahbeleri dinledik,
Cahil idik nettiğimiz bilmedik,
Aciz çıktı bak adımız her yanda.
Beyim gelir arkasında bin atlı,
Cümlesi de sanki kuştur kanatlı,
Ölürsek derdimiz olur bin katlı,
Yar yetimi kalır mıydı meydanda.
Derviş Paşa gayrı kına yakınsın,
Böbür böbür dört bir yana bakınsın,
Amma bizden gece gündüz sakınsın,
Öc alırız ilk fırsatı bulanda.
Dadaloğlu'm söyler size adını,
Şimdiden yok bilsin hasım kendini,
Bağlasalar parçalarım bendimi,
Yatacağım bilsem bile zindanda.
Fırka-i Islahiye Ordusu Türkmen boylarının isyanını bastırır ve yerleşik hayata geçmelerini sağlar. Çukurova’da pamuk üretimi bu yıllardan sonra yoğunlaşır.
Kozanoğlu’nun ölümü Dadaloğlu’nu derinden yaralar. Ömrünün kalan yıllarında kaybettiği sekiz yüz atlısının ve Kozanoğlu’nun acısını yaşar.
Dadaloğlu Toroslarda yaşayan Türkmenler için sadece bir ozan değildir. Dadaloğlu Türkmenlerin içselleştirdiği, kuşaktan kuşağa kültürünü aktardığı, söylemlerini kilimlerine dokuduğu YİĞİT BİR LİDERDİR. “Ferman Padişahın dağlar Türkmenlerindir” diyen Dadaloğlu’nun torunları, Çukurova’dan Antalya’ya kadar dağılmışlardır. Dadaloğlu 19 uncu yüzyılın en büyük ozanı ve en büyük lideridir.
