Mektepli Gazete

Bir Bilim Dalı Olarak Eğitim Politikası /Ayhan URAL

Bir Bilim Dalı Olarak Eğitim Politikası /Ayhan URAL

Paylaş
Yazı boyutu
100%

Bir Bilim Dalı Olarak Eğitim Politikası /Ayhan URAL

Bir bilimsel alanın özgünlüğü; bütünsel olarak, kavramları, kapsamı, diğer bilimlerle ilişkisi ve kendine özgü yöntemleri ile çerçevelenebilir. Bu açıdan bakıldığında bir bilim alanına ilişkin olarak yürütülecek temel ontolojik ve epistemolojik tartışmalar ve arayışlar, o alanın özgün bir bilim dalı oluşu sürecinin temel taşıdır. Bu tartışmalar birikimsel bir nitelik taşımakla beraber, ancak alanın hem kendine özgü yönlerini hem de diğer bilimler ile arasındaki ilişkileri -salt determinizmden uzak bir anlayışla- bütünsel bir değerlendirme süzgecinden geçirerek gerçekleşirse o alanın özgün kimliği ortaya konabilir.

Eğitim politikası alanı uzun yıllardır eğitim ve politikanın kesişiminde ve görece eğitim bilimlerinin ya da politikanın bir alt dalı olarak değerlendirile gelmiştir. Bu durum, eğitim politikasına ilişkin yapılan çalışmalarda, dönemsel olarak, politikanın eğitim üzerindeki belirleyici etkisini temel alma eğiliminin oluşmasına neden olmuştur. Eğitim politikasının baslı basına bir bilim dalı olarak ortaya konmasının gerekliliği de bu noktada ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede, kamucu bir anlayış ile eğitimin ve politikanın kesişiminde yer alan ideoloji, iktidar ilişkileri, üretim ilişkileri ve tüm bu alanların politik, toplumsal ve ekonomik ve bütüncül olarak bilimsel analizinin ortaya konması açısından eğitim politikasının ayrı bir bilim dalı olarak çerçevesinin çizilmesi gerekmektedir. İşte bu gereklilikle elinizdeki bu kitap Eğitim Politikası'nın bir bilim dalı olarak temellendirilmesi ve çerçevesinin çizilmesi tartışmalarına bir katkı niteliği taşımakta. Bu çerçevede bu çalışma, Eğitim Politikası bilimini, temel kavramları, kapsamı, diğer bilimlerle karşılıklı ilişkileri ve bilim yöntemi çerçevesinde değerlendirmeyi ve konuya ilişkin tartışmalara farklı bir alan açmayı hedefliyor. Tüm bu yönleriyle bize eğitim politikası alanını özgün olarak ele almayı ve alana ilişkin ontolojik ve epistemolojik tartışmaların yürütüleceği bir zemin sunuyor.

Tahir Yılmaz
Aydın, Eylül 2021

Eğitim ve politika ilişkisi sıkça tartışılan bir konudur. Eğitime anaakımın yörüngesinden yaklaşanlar “eğitime politika karıştırılmaması” gerektiğini ifade eder durur. Bu yaklaşıma eleştirel eğitimcilerin yanıtı hazırdır: “Yersiz bir uyarıdır bu. Eğitimin özündeki politikayı görmeyen bir uyarı. Eğitime politika karıştırılamaz! Zira eğitimin doğası politiktir”. Fakat bu basit görünen tartışma, yaşamda çok katmanlı ve çok boyutlu bir şekilde karşımıza çıkar. İşte bu zor konu hakkındaki akademik birikimi yalın bir dille açıklığa kavuşturuyor Ayhan Ural. Eğitim Politikasına ilgi duyanlar için önemli bir eser.

Kitaba gözatmak için tıklayınız
Kitap için tıklayınız

MURAT KAYMAK’IN SUNUŞU

“Eğitim politikası”, gerek eğitim araştırmalarında gerekse eğitimle ilgili konuşmalarda, metinlerde sıkça geçen bir kavram olmasına rağmen -belki de bu kullanım biçimlerinden kaynaklı olarakbelirsiz bir kavram özelliği gösterir. Özellikle bu durum kavramın kapsamının belirlenmesinde karşımıza çıkar.

Eğitim politikasını yaygın olarak kullanılan şekliyle “bir eğitim kurumunun veya bir toplumun, öngörülen eğitim amaçlarına ulaşabilmek amacıyla alacağı kararlarına temel teşkil edecek hükümleri kapsayan genel plan” biçiminde tanımladığımızda, eğitim politikası, bir tür ilkeler, yönelimler, kabullerden oluşan bir metne indirgenmiş olur. Oysa hem eğitim, hem de politika, toplumsal yapının ayrılmaz parçasıdır. Bu tanım, toplumun bütünsel işleyişini kapsamadığı gibi kararların, ilkelerin, eğilimlerin, kabullerin nasıl oluştuğuna dair bir gönderme de içermez. Bu, eğitim politikası kavramının kullanımında -toplumun yapısına ve politikanın oluşma sürecine gönderme yapmaması nedeniyle- saptayabildiğimiz ilk belirsizliktir.

İkinci belirsizlik, kavramın tekil ya da çoğul kullanımından kaynaklanmaktadır. Nerede “eğitim politikası”, nerede “eğitim politikaları” biçiminde kullanıyoruz? “Eğitim Politikaları Araştırma Merkezi” ifadesinde çoğul olarak, “Eğitim Politikası Araştırma Merkezi” ifadesini kullandığımızda aralarında ne gibi fark vardır? Eğitim politikasını, çoğul olarak kullanmak, kendi içinde bütünlüğü olan, bir biriyle ilgili belli bir politikanın olmadığı anlamına gelir. Bir eğitim sistemi, bir eğitim kurumu veya eğitimle ilgili düşünce belirten her kuruluşun aldıkları kararlar, yayınladıkları mevzuatlar, karşımıza bir ayrı ayrı ele alınması gereken eğitim politikası olarak çıkar. Kanımca eğitim politikalarının çoğul kullanımı, eğitim politikasının oluşumunda etkili olan felsefelerle, ideolojilerle, çıkarlarla, toplumsal gruplarla bağı koparmaktadır. Ancak bu “eğitim politikaları” ifadesinin tümüyle terk edilmesi gereken yanlış bir ifade olduğu anlamına gelmez. Çünkü tümel olan tikellere ayrıştırılabilir. Asker ifadesi er, xii Eğitim Politikası onbaşı, çavuş, subay ifadelerinde olduğu takım, bölük, tümen gibi kavramlarını tek tek ya da bir arada kullanımlarını ortadan kaldırmaz. Ama asker ifadesinin çizdiği sınırlar bu ifadelerle aşılmaz. Eğitim politikası sınırları belirliyorsa ancak o zaman o sınırların içinde kalan politikalar çoğul olarak kullanılabilir.

Üçüncü belirsizlik, eğitim politikasının taşıyıcı öznesinin ne olduğuyla ilgilidir. Eğitim politikasını oluşturanlar, benimseyenler bu politikaları kendilerinin dışında kalanlara nasıl aktarırlar? Yoksa oluşturanlar ve uygulayanlar aynı gruplar mıdır? Her politik karar kendi içinde bir içselleştirme ve dışsallaştırma içerdiğine göre eğitim politikası, içselleştirenleri mi dışşallaştırmaları mı içerir?

Dördüncü belirsizlik, politika kavramının kullanımlarından kaynaklanmaktadır. Politikayı bir tür yönetme sanatı olarak kabul ettiğimizde eğitim politikası, doğrudan yönetme sanatını içeren bir kavram algısı yaratmaktadır. Aslında bu politika sözcüğünün gündelik dildeki diğer anlamları için de geçerlidir. Eğitim, sadece politikanın bu anlamlarını nitelemiş olur.

Eğitim politikası kavramının bu belirsizliklerine rağmen, özel olarak eğitim politikası olarak adlandırılan bir araştırma alanı, bu araştırma alanının konu edindiği “eğitim politikası” denilen bir olgular kümesi bulunmaktadır.

Ayhan Ural, bu kısa çalışmasında tam da buradan hareketle kavramdaki belirsizlikleri de ortadan kaldıracak bir girişimde bulunuyor. “Eğitim politikası” kavramını gündelik dildeki kullanımlardan çıkarıp, eğitim bilimlerinin ve politika biliminin kesişme kümesine indirgeyerek, bu kümenin kapsamındaki olguların bilimsel olarak incelenmesi ve açıklanması biçiminde bir bilim dalı olarak tanımlamaktadır. Çalışmasında bir bilim dalı olarak eğitim politikasının kimliği, konusunu, yöntemini ve temel kavramlarını bize sunmaktadır.

Ural, bu çalışmasıyla eğitim politikasındaki belirsizliklerin de nasıl kaldırılacağının yolunu bize göstermiş olmaktadır. Kavramın, kapsam ve sınırları belirlenmiş olmaktadır. Böylece üniversitelerde “Eğitim Politikası” adıyla okutulan derslerdeki keyfi tutumlar da ortadan kalkmış olacaktır. Ayrıca Ural bu çalışmasıyla, eğitim bilimlerinin, diğer bilimlerle olan ilişkilerinden doğan alt disiplinlere, politika bilimiyle olan ilişkisinin nasıl eklenebileceğini göstermiş olmaktadır. Bu yönüyle kesinlikle öncü bir çalışmadır. Elbette her öncü çalışmada olduğu gibi bu çalışmanın eksiklikleri bulunmaktadır. Ural, bu çalışmasının sonraki baskılarında eğitim politikasının bir bilim dalı olarak konularını da bağımsız olarak ele almalıdır. Kendisini kutluyorum.

Murat Kaymak
Ankara, Eylül 20


Mektepli Gazete | Bir Bilim Dalı Olarak Eğitim Politikası /Ayhan URAL