BİR ANNE GELECEĞİ DEĞİŞTİREBİLİR
Bir Anneler Günü daha geldi kapıya ve öyle bir dönemdeyiz ki, alışveriş çılgınlığı yapamadan sessiz sakin geçireceğiz bu anneler günümüzü.

Bir Anneler Günü daha geldi kapıya ve öyle bir dönemdeyiz ki, alışveriş çılgınlığı yapamadan sessiz sakin geçireceğiz bu anneler günümüzü.
Hey gidi, eski günler olsaydı 365 gün hatırlamadığımız annelerimizi bugün hatırlayacak ve koşa koşa Pazar kahvaltısı için rezervasyonlar yapacaktık, avm’lerde çılgınca hediyeler arayacaktık, çiçek gül buket demet derken kapitalist düzenin kucağında bir anneler günü daha geçirecektik.
Oysa bir anne olarak beklediğimiz sadece; iki güzel söz, sıcacık sohbet ve evlatlarımızın sevgi dolu bakışları…
Corona sayesinde çok şeyi sorguladık, avm olmadan da yaşayabildiğimizi fark ettik. Evde de yemek yemenin keyifli olduğunu gördük. Ekmeklerimizi kendimiz pişirdik. Alışveriş çılgınlığı olmadan günlerce evlerimizde vakit geçirdik.
Şu corona günlerinde dahi yine en büyük iş annelere düştü. Evde kalan tüm ahaliyi yedir içir besle, evi temizle, mutfağı toparla, çamaşırı yıka hepsi yine annelerin üzerindeydi.
Birkaç gün önce sohbet ettiğim bir anne, aile bireyleri evde sıkılmasın diye her gün farklı bir yemek yapmaktan ve farklı konular bulup aileyi oyalamaktan yorulduğunu anlatmıştı.
Şöyle bir etrafınıza bakın, evin bütün yükü yine annelerin üzerinde değil mi?
365 gün gece gündüz ayakta, pervane gibi etrafımızda olan anneleri bir gün anacağız ve sonra yine rutin hayatımıza geri döneceğiz.
Nerden çıktı bu annelerin günü kutlamaları acaba?
Anneler günü geleneği, Antik dönemde Yunan mitolojisindeki pek çok tanrı ve tanrıçanın annesi olan Rhea onuruna verdikleri yıllık ilkbahar festivali kutlamalarıyla başlamıştır.
Antik Romalılar da ilkbahar festivallerini M.Ö 250 yıl öncesinden ana tanrıça Kibele onuruna kutluyorlardı.
Günümüze dek gelmesini sağlayan diğer olay ise, ABD'de Anna Jarvis'in kaybettiği kendi annesi için 1908 yılında başlattığı anma günü, 1914 yılında Kongre'nin onayıyla Mayıs ayının 2. Pazar günü Anneler Günü ilan edildi ve Amerika Birleşik Devletleri çapında genişledi.
Ardından her ülke, farklı tarihlerde Anneler Gününü kutlamaya başladı.
Türkiye’de ilk kez 1955 yılında Türk Kadınlar Birliğinin girişimiyle, ABD’de olduğu gibi Mayıs ayının ikinci Pazar’ı Anneler Günü olarak kabul gördü.
Ve böylece kutsal görev olan annelik, gün olarak kutlanmaya başladı.
Annelik öyle kutsal bir görev ki, bir anne geleceği değiştirir.
Allah’ın, “korusun kollasın” diye emanet ettiği evladı en iyi şekilde yetiştiren anneler tarihin yönünü değiştirecek evlatlar büyütmüşlerdir.
Hz. Muhammed’in annesi, Fatih Sultan Mehmet’in annesi, Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi gibi daha nice anneler, tarihin yönünü değiştiren evlatlar doğurup büyütmüştür.
Bir de öyle anneler var ki, çocuğunu sokakta ve sahipsiz bırakan, sevgilisine pazarladığı için hapse düşen, aç bırakan, döven, ya da sadece kucağındaki çocuğa sarılırken diğer çocukları hor gören, diğer çocuklara zarar veren ruhunu şeytana satmış bu kadınların günü yoktur nazarımda hatta onlar anne bile değildir.
Yalnızca bedeninin görevini yerine getirerek çocuk doğurmuş sıfatsız yaratıklardır.
Anneliğin kutsallığını bilerek, yalnızca kendi evladına değil tüm evlatlara anne olabilen, doğursun doğurmasın yine de her çocuğu sarıp sarmalayan, tüm çocukların eksiklerine koşan, annelik iç güdüsüne sahip kadınların anneler günü, bir gün değil her gün kutlu olsun.
ANNELER GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN