“Ben terbiyeyi terbiyesizlerden öğrendim”
“Ben terbiyeyi terbiyesizlerden öğrendim”

İmmanuel Kant “İnsan yalnızca eğitim yoluyla insan olur. Eğitim onu nasıl şekillendirirse o sadece odur” diyerek eğitime ihtiyaç duyan tek varlığın insan olduğunu vurgular.
Bizim kültürümüzde yer alan “terbiye” kavramı ise çoğunlukla eğitimle olan bir kazanımı işaret eder. O nedenle eğitim ve öğretim birlikte yürütülen bir süreç olmuş, eğitim müfredatının davranışa dönüşmesi amaçlanmış. Hatta çok bilinen klasik eğitim tanımı “eğitimde istendik yönde davranış değişikliği” olarak kabul görmüş. Elbette eğitimden beklenti, eğitim sayesinde oluşması istenen tutum değişikliği toplumdan topluma, gruptan gruba değişkenlik gösterir. Farklı kesimlerin kendi yaşam alanlarına, ihtiyaçlarına göre, eğitimden beklenen davranışları farklılaşır. Örneğin bir işveren nitelikli insangücü beklerken, savaşçı toplumlar beden gücünü önemsedikleri için bu yönde bir beklenti içinde olacaklardır.
Milli Eğitim Bakanlığı “Eğitim sistemimizin temel amacı değerlerimiz ve yetkinliklerle bütünleşmiş bilgi, beceri ve davranışlara sahip bireyler yetiştirmektir” diyerek eğitim-davranış ilişkisini de amaçladığını belirtmiş.
Bir sorun var ama!
Sorun; bunca vurguya, bunca söyleme ve hatta yasal düzenlemeye rağmen kazanımların davranışa dönüşememesinde…
YAKIN ZAMAN PANORAMASI
Bir yakın zaman panoraması çekelim; sizce, dokuz hafta sonra sokağa çıkma kısıtlamasının kaldırılmasının sonrasında park ve bahçelerdeki çöp yığınları hangi eğitim sisteminin eseridir? Bu bir davranış sorunu değil midir? Ya da çok merak ederim park denince dünyada akla gelen ilk örneklerden olan İngiltere’deki Hyde Park’ta “yerlere çöp atmayın”, “çimlere basmayın” uyarısı var mıdır? Ya da Fransızların dünyanın en güzel bulvarı diye adlandırdıkları Şanzelize Bulvarında (Avenue des Champs-Élysées) trafikte drift atanlar var mıdır? Veya egzozuna cihaz bağlayıp yüksek müzikle gece yarılarında Berlin’in en işlek meydanı olan Potsdamer Platz’da tur atılabilen var mıdır?
Yaşadığımız pandemi sürecinde aylardır 3 temel kavramı oturtamamamızın nedeni ne olabilir? 1. Maske 2. mesafe ve 3. hijyen kavramlarını içselleştirmeyen bir toplum değil miyiz ki her ortamda bu konunun sorumluları ve siyasetçiler ısrarla bu vurguları dile getiriyor?
AİLE BU SÜRECİN HANGİ KISMINDA?
Kanımca bu örneklerde yer alan ifadeleri hiçbir eğitim sistemi kabullenemez. Peki, bireyin yetişmesinde asırlardır süren tartışma olan önceliği ve etkililiği bakımında “aile mi? okul mu?” sorusunun muhatabı olan aileler bu tür davranışları ister ve kabullenir mi? Kuşkusuz yanıt hayır olacaktır. Ya da aileler okuldan davranışsal kazanımlar yerine öğretimsel kazanımlar mı ister? Esas sorun günümüzde bu olsa gerek. Okulu yetersiz bulup dershane ve kurs aramak, hafta sonu kursları ( müzik-spor- vb) ile hafta sonu ebeveyni olmak daha mı öne çıkıyor? Tek ölçütü ilkokul birinci sınıfta bile rekabetçi testleri ölçü almak ne derece doğru oluyor? Hatta günümüzde ilkokul öncesi eğitim kurumlarında bırakın okuma yazmayı, yabancı dil peşinde koşmak hiç mi aileleri sorumlu kılmaz?
EĞİTİM Mİ KÜLTÜR MÜ?
Daha net bir tespit de eğitim kademlerinin çeşitli süreçlerinde görülüyor aslında. İlkokulda veliler genelde, çocuğunun öğrenim durumunu, gidişatını, aslında öğretim başarısını sorarken ilerleyen kademlerde ise notlarını sorar. Daha sonra ise doğru yanlış ve net sonuçlarıyla sıralamasıyla ilgilenir, gözü önündeki çocuğunun kimi davranışlarını ya görmez ya da görmezden gelir. “Aslında zeki ama çalışmıyor” diye başlayan cümleler, ilerleyen yaşlarla birlikte başarısızlık söz konusuysa bu arkadaş ve çevredeki olumsuzluklara bağlanır ama zaman geriye alınamaz.
Ağırlıklı olarak sorularla geçen bu akışta kültürün davranışa yansımasının daha başat olduğunu söylemek mümkün. Bu açıdan, kültürel değişimin de uzun yıllar alması eğitim siteminin ayrı bir zorluğu olduğu gerçeği de ortada elbette.
TERBİYE KİMDEN ÖĞRENİLİR?
Corona virüsten öğrendiğimiz kimi ülkelerin denediği, bulaşıcı hastalıklardan bir koruma yönetimi olan, “sürü bağışıklığı” yönteminin davranışları olumlaması ile bitirip, Ebu'l Alâ el-Maarrî’nin “Ben terbiyeyi terbiyesizlerden öğrendim” yaklaşımının da bir yöntem olduğunu da not düşebiliriz.
Yazar: Şafak Akça