Mektepli Gazete

Balık baştan kokmuş

"Yani balık baştan kokar. Anormal normal olur, toplum kirliliği kanıksar. Emek vermek ahmaklık, hırsızlar sultan olur."

Paylaş
Yazı boyutu
100%

Didem Temel

Herkes gibi yaşarken birçok şey geliyor benim de başıma... Kimisi teğet geçiyor, kimisi çok etkiliyor. Ve bıraktığı izin büyüklüğüne göre de beni düşünmeye sevk ediyor. Düşünmek güzeldir, güzeldir de umut pompalayan düşünce daha güzeldir.

21 Eylül Salı gecesi sosyal medya mecralarından sadece fotoğraf paylaşılan Instagram hesabım kimliği henüz belirlenemeyen kişilerce çalındı. Benim yaşlarımdaki sonradan teknoloji ile tanışanlar anlayacaktır, tüm gece panik halinde kurtarmak için uğraştırdım durdum. Ancak başaramadım ve çalan kişiler bin lira karşılığında bahis oynattıklarını, oyun sonunda ciddi miktarda para kazandırdıklarını adıma düzenlenen sahte dekontlar aracılığıyla reklam etmeye başladılar. Yani bin lira verin, yarım saat içinde 50 bin ve üzeri cebinizde diyorlar.

BU TUZAĞA DÜŞTÜLER

Tüm gece bana ulaşan arkadaşlarım bu konunun çok yaygın olduğunu ve son dönemde birçok hesabın başına geldiğini, dolayısıyla kimsenin itibar etmeyeceğini, panik yapmamam gerektiğini anlatıp beni sakinleştirdiler. Ben de diğer mecralardan hesabın çalındığını ve paylaşımların doğru olmadığını duyurdum. Her arayan arkadaşım ile daha da rahatladım; çünkü beni tanıyorlardı. Sabaha karşı kimsenin bu tuzağa düşmeyeceğine ikna, rahat bir nefes aldım.

Hangi arkadaşım bu tuzağa düşerdi ki?

Düştüler, evet bu tuzağa düştüler…

Salı gece başlayan macera perşembe günü savcılıkta suç duyurusu ile sonlandı…

İlk kez adliyeyi bu kadar kalabalık gördüm; insanlar ellerinde dekontlar şikayetçi olmak için kuyruktalardı. O kadar çok kişi kandırılmıştı ki geçirdiğim şoku tarif edemem. Kalabalıkta daha çok gençlerin olması beni sadece üzdü desem hafif kalır. Başvurum sırasında bana yardımcı olan görevliler ise konuya o kadar hakimdi ki; her gün böylesi dolandırıcılık şikayetleri ile hemhal oldukları belliydi.

30 DAKİKA İÇİNDE BİNLERCE LİRA KAZANMAK DÜŞÜLMEYECEK BİR TUZAK OLMUYOR

İşte tam bu noktada ekonominin sosyolojisi ve psikolojisi yüzüme çok sert çarptı.

2018 yılından beri derin bir ekonomik kriz ile yaşıyoruz. Her geçen gün çok daha sertleşen koşullar ve bu sertliğe inat sessiz milyonlar. Kimse sokaklara dökülmesin elbette ama kanıksıyoruz gün be gün fakirleşmeyi. Bunun ispatı ise seçim atmosferine girerken gelen anket sonuçları. Markete girip hem boş poşetle hem de boş poşet için boşalan cüzdanla çıkarken, sebep sonuç ilişkisinde sandığa gömülmesi gereken iktidar ve bileşenleri hala yüzde 30 bandında ise kanıksamak ve umursamamak temel motivasyonumuz.

Günde 8 saat, haftada 6 gün çalışan bir emekçi ayın sonunda sadece mutfak ve kira için yorulduysa 30 dakika içinde binlerce lira kazanmak düşülmeyecek bir tuzak olmuyor. Böylesi bir çarkın içinde ahlak da din de erozyona uğruyor. Üstelik vasıfsız bir dünya insanın salt iktidara yakınlığı ile sultanlar gibi yaşadığına şahitlik edip, yaptıkları onlarca haksızlığa rağmen toplumda hala saygı görüyor olması da cabası. Sözde kanaat önderlerinin ‘iktidarın yanlışlarını söylemek caiz değildir’ söylemleri ahlaksızlığı da normalleştiriyor.

Gençlerin tek tanıdığı iktidar son yirmi yıldır kandırıldıkça sürekli Allah’tan af diliyor. Devletin bakanı kendi şirketi ile bakanlığı arasında ticaret yapıp, devleti dolandırıyor ancak çiçeklerle görev teslimi yapıyor. Altında milyonluk araba elinde kokain 3 bin lira maaş ile harikalar yaratanlar, pişkin pişkin pudra şekeri deyip cezasız kalıyor. 20 yaşında kurduğu şirketle serveti dudak uçuklatan ex başbakan oğulları hakkındaki iddialara velisi aracılığıyla cevap verip, böylesi iddialardan zeytinyağı gibi sıyrılıyor. İmzaladığı sözleşmenin mürekkebi henüz kurumayan sözde iş insanı, sözleşmenin tarafı olan kuruma yönetici olarak atanıyor. Saadet zinciri gibi 5 maaşlılar her geçen gün bir avuç muhalif gazetede manşet oluyor. İtfaiye aracı diye ultra lüks makam aracı alanlar hala aynı görevde çalışmaya devam ediyor.

Bunca çirkinliğin ve kirliliğin içinde gelecek kaygılı mağdurlar da adliyede kuyruk oluyor.

Yani balık baştan kokar. Anormal normal olur, toplum kirliliği kanıksar. Emek vermek ahmaklık, hırsızlar sultan olur.

Günün sonunda ise elimizde tamahkarlar kalır…

Mektepli Gazete | Balık baştan kokmuş