Bakanın şansı ve başarısı konusuna devam…
Bakanın şansı yalnızca Emrullah efendinin sözünün (Şu okullar olmasaydı bakanlığı ne güzel idare ederdim”) gerçek olmasıyla sınırlı değil.

Paylaş
Yazı boyutu
100%
Bakanın şansı yalnızca Emrullah efendinin sözünün (Şu okullar olmasaydı bakanlığı ne güzel idare ederdim”) gerçek olmasıyla sınırlı değil.
Fakat kabul etmek gerekir ki, sadece şansla açıklanamaz bakanın başarısı. Bakan parlatılmış-yenilikçi sözcükler kullanmada o denli başarılı ki, ideolojik olarak karşı duranların bile kafasını karıştırabiliyor.
Nitekim 2003-6 yılları arasında AKP iktidarının talim ve terbiye kurulu başkanlığını yaparak mevcut müfredatın temelini atan isim olmasına rağmen, bakan olarak atandığında kendini çağdaş olarak gören birçok kişi tarafından bile onay görmüştü. Hatta “AKP zorunlu olarak Kemalist, çağdaş birini atamak zorunda kaldı” diyen aklı evveller bile çıktığı gibi; “nihayet eğitim bilimci bir bakanımız oldu” diye havaya uçanlar az değildi. (oysa sorun pedagojik değil, ideolojikti).
Bence bizim mahallede onay veren grubun en temel özelliği, parlatılmış sözleri sevmesi. Örneğin, bu kesime, içinde “robotik kodlama, teknoloji 4.0, yapay zekâ, nano-teknoloji, x,y,z kuşağı” gibi sözcükler geçen parlatılmış cümleler kurun ayakta bile alkışlanabilirsiniz.
Fakat yine de kabul edelim ki bu denli kutuplaşmanın olduğu bir toplumda karşı mahalleden onay almak, az buz bir başarı da değildir.
Peki sayın bakan bunu nasıl başardı?
Aslında bakanın kullandığı algoritma basit: aynı içeriği geleneksel biçimin dışında parlatılmış sözcüklerle sunmak!
Aslında bunu sadece bakan da yapmıyor. Post-modern akıntıya kapılan akademi ve akademi dışı entelektüeller tarafından da çok kullanılan bir algoritma.
Bir örnekle açıklayalım. Karma eğitim mevzusunu düşünelim. “Kız ve erkek çocukların bir arada eğitim görmesi günahtır” deseler, bırakın bizim mahalleyi kendi mahallelerini bile tam olarak ikna edemezler.
Bunu bildiklerinden böyle cümleler kurmuyorlar. Onun yerine “araştırmalar gösteriyor ki” diye başlayan cümleler kurup, “ karma eğitim uygulaması kız çocukları daha başarısız kılıyor” şeklinde “bilimsel” cümleler kuruyorlar.
Fakat aslında ikisi de aynı yere gidiyor. Sadece bir fark var: Biri sıradan gericilikle bezenmiş bir cümle iken, ikincisi entelektüelize edilmiş bir retorik. Yeni şişede eski şarap misali…
Konuk Yazar-Ahmet Yıldız