AYŞE VE DEDESİNİN BAHÇESİ
Ayşe’nin dedesi köyde yaşıyordu.Köyde kocaman bir bahçesi ve meyve ağaçları vardı.Dedesi , iri yarı ,omuzları geniş ,kocaman elleri olan bir adamdı.Fazla konuşkan değildi ama hayvanlarla ve doğayla çok güzel iletişim kuruyordu.Ayşe de bulduğu her fırsatta ,her tatilde köye gitmeyi seviyor dedesiyle vakit geçirmekten çok hoşlanıyordu.Bahçedeki her olay onu şaşırtıyor ve ilgisini çekiyordu.

Ayşe’nin dedesi köyde yaşıyordu.Köyde kocaman bir bahçesi ve meyve ağaçları vardı.Dedesi , iri yarı ,omuzları geniş ,kocaman elleri olan bir adamdı.Fazla konuşkan değildi ama hayvanlarla ve doğayla çok güzel iletişim kuruyordu.Ayşe de bulduğu her fırsatta ,her tatilde köye gitmeyi seviyor dedesiyle vakit geçirmekten çok hoşlanıyordu.Bahçedeki her olay onu şaşırtıyor ve ilgisini çekiyordu.
Geçen kış, yarı yıl tatilinde yine köye gitmiş bu defa bahçedeki tüm ağaçların yapraklarını döktüğünü görmüştü.Ağaçların üzerinde hiçbir şey olmadığı gibi dallar kuruydu ve ölmüş gibi görünüyordu.Ayşe dedesine ‘Ağaçlara ne oldu dede bahçe neden böyle görünüyor?’ diye sordu.Dedesi gülümseyerek cevap verdi ‘Ağaçlar kış mevsiminde tüm fazlalıklarını dökerler.Baharda tekrar yaprak ve çiçek açmak için hazırlanırlar.Tüm enerjileri ve canları gövdelerinin içine doğru çekilir.Hatta fırtınalar sayesinde kurumuş ve hastalıklı dalları bile dökülür.Sağlıksız görünenleri de biz budarız,böylece baharda daha güçlü bir şekilde yeniden canlanırlar.
Ayse başını kaldırıp yukarı doğru baktı. Ağaçların arasında belli bir mesafe olduğunu fark etti.Dalları göğe doğru uzanırken çizilmiş gibi ayrılıyorlardı. ‘Dede ağaçların dalları budandığı için mi birbirine değmiyor.Neden birbirlerine dokunamıyorlar?’ diye sordu.Dedesi açıkladı: Ağaçların rahatça büyümesi yeterince uzaması için belli bir mesafeye ihtiyacı var. Özellikle meyve veren ağaçların birbirinden uzağa dikilmesi gerekir. Ayrıca ağaçlarda bir hastalık yada zararlı dadandığında birbirlerine bulaşmaması için uzak olmaları gerekir.’ Ayşe çok şaşırdı ‘ ‘ağaçlar da hastalanır mı dedecim?’ diye sordu.Dedesi elbette hastalanır yavrucuğum,onlara da minik zararlı ya da asalaklar bulaşır.Zarar verince de kuruturlar.Ayrıca ağaçtan ağaca bulaşarak tüm bahçenin telef olmasına neden olurlar. Eğer ağaçlar birbirine uzak olursa sadece hasta olanı iyileştirmek için uğraşırız. Yoksa bütün ağaçları iyileştirmek için uğraşmak çok zor olur.’
Ayşe ‘ağaçlar dallarıyla birbirine dokunamıyor diye üzülmezler mi?’ dedi. Dedesi gülümsedi ‘ ağaçlar birbirine sarılamaz, dalları da birbirine dokunmaz. Ama biliyor musun onların kökleri birbirine bağlıdır.Toprağın altından kökleri uzar ve birbirine ulaşır. ’Nasıl olur bu ?’ diye sordu . Dedesi devam etti ‘bu ağaçların dalları kadar derinde kökleri vardır. Hepsi aynı topraktan beslenir aynı suyu içerler. Biliyor musun , ağaçların kökleri boru gibidir,suyu ve besini bu borulardan yukarı kadar taşır.Tıpkı bizim damarlarımız gibi. Hatta bu kökler vasıtasıyla yavru ağaçlara yani fidanlara ve hasta olanlara besin yollarlar. Yakındaki bir ağacın hasta ya da zayıf düştüğünü bilirler ve besinlerini paylaşırlar. Çünkü aslında bir ağacın canlılığı bütün ağaçların canlı olmasına bağlıdır. Birbirlerine iyi bakmazlarsa hiçbirinin geleceği olmaz. Bir ağaç bir orman demektir.’Görüyorsun yavrum, doğada her şey görünür ya da görünmez bağlarla birbirine bağlıdır.Biz de bunun bir parçasıyız.’
Ayşe başını kaldırıp tekrar ağaçların nasıl gökyüzüne doğru uzandığına baktı.Sonra da dedesini hayranlıkla izledi.Aşağıdan bakınca dedesi de bu ağaçlar kadar ulu görünüyordu.Onun, damarları belirginleşmiş ellerine sarıldı.’Dedeciğim sen ne kadar çok şey biliyorsun! Seninle daha çok vakit geçirmek istiyorum’ dedi. Dedesi Ayşe ye şöyle söyledi; Ben hep senin yanındayım Ayşe. Beni göremediğin zamanlarda ağaçları düşün.Onlar sana çok şey öğretecek’ dedi.Birlikte el ele tutuşup bahçeyi dolaşmaya devam ettiler.
Yazarın notu:
İçinden geçtiğimiz bu zor zamanlarda, biz yetişkinlerin bile anlamakta zorlandığımız olaylar yaşıyoruz. Çocuklarımıza hastalıklar, mesafe ve bağlılık ilişkisi hakkında konuşmak için fırsatlar yaratmamız gerektiğini düşünüyorum. Bunu anlamanın ve anlatmanın en doğal yolunun da etrafımızı ve içinde bulunduğumuz doğayı anlamakla olduğunu düşünüyorum. Aslında içimizi rahatlatacak çözümler yine elimizin ucunda.Onlara ağaçları izlemeyi öğretmek bile pek işe yarayacaktır.Sevgi ve esenlikle
Rehber öğretmen ve psikolojik danışman
Nurhan Aleçakır