Alaaddin Dinçer yazdı: Çocuk işçiliği üzerinden emek sömürüsü
Çocuk İşçiliği Üzerinden Emek Sömürüsü

Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Eğitimde Türkiye Yüzyılı” başlığında yayımlanan Raporda yer alan ve 2022’de gerçekleşenler ile 2023’te gerçekleştirilmesi hedeflenen bulgular içinde bulunan bazı bilgiler tarafımızdan eleştiriye ve tartışmaya açık bilgiler olarak değerlendirilmekte. “Millî Eğitim Bakanlığı 2022 yılında koyduğu hedeflerin tamamını 2022 yılı sona ermeden başarıyla tamamlarken bazı alanlarda ise hedefleri aştı.” Denilerek ne kadar başarılı olunduğu anlatılmaya çalışılmakta. İlgili Rapor 26 Aralık 2022 tarihinde yayımlandı. Raporda bulunan verilerin bir bölümünü bu yazımızda ele alacağız.
Çocuk Emeğini Sömürmekle Övünmek
Raporda,
-Mesleki eğitimin güçlendirilmesi kapsamında mesleki eğitim merkezlerinde çırak ve kalfa sayısı 7 kat artışla 1 milyon 200 bine ulaştığı,
-Gelecek yıl çırak ve kalfa sayısının 1 milyon 200 binden 1 milyon 500 bine çıkarılacağı,
-Bu yılın 11 ayında meslek liselerinde üretilen döner sermaye gelirinin 2 milyar liraya yükseltildiği,
-Bu gelirin 100 milyon lirasının öğrencilere, 200 milyon lirasının öğretmenlere katkı payı olarak dağıtıldığı,
-2023'te meslek liselerinde üretimden elde edilen döner sermaye gelirinin 3 milyar liraya yükseltileceği bilgisi yer almakta. Dünya mesleki eğitimi ortaöğretim sonrası dönem sonrasında başlatmayı tartışıp bir bölüm ülkede uygulamaya geçilmişken, ülkemizde bu alandan sorumlu kişilerin çocuk işçiliğini artırmak ve çocuk emeğinden artı değer (sömürmekle) yaratmakla övünmesi, çocuklarla ilgili belirlenmiş uluslararası ortak hak normlarına aykırı bir durumdur. Çocuk işçilere teşvik amaçlı olarak 9-10-11.sınıflara asgari ücretin yüzde 30’u oranında verilen devlet desteği bu hak ihlalinin en somut belgesi, elde edilen gelirin sadece yüzde 50’sinin değil de 5’nin dağıtılmış olması ise yaşanmakta olan emek sömürüsünün göstergesidir.
60-68 Aralığındaki Çocuklar Hedeflerin Neresinde?
Raporda,”2022 yılında okul öncesi eğitime erişimi artırmak için bini İstanbul'da olmak üzere 3 bin yeni anaokulunun hizmete alınması kapsamında, 6 bin 4 yeni anaokulu kapasitesi oluşturularak hedeflenen kapasitenin iki katına ulaşıldı. İstanbul'a 1010 anaokulu yapıldı. 2023'te ise 3 yaşta okullaşma oranının yüzde 16'dan yüzde 50'ye, 4 yaşta okullaşma oranının yüzde 38'den yüzde 70'e ve 5 yaşta okullaşma oranının yüzde 99'dan yüzde 100'e ulaştırılması hedefleniyor,” bilgisi yer almakta. Bu hedefler çok önemli ve çok değerli. Ancak, şimdi Sayın Bakana soruyoruz. Aşağıda bulunan yönetmelik maddesine göre 60-68 aylık aralığında yer alan yüzbinlerce çocuk bu hedeflerin neresinde? Aynı zamanda 4-6 yaş aralığında DİB’in Kur’an Kursları Öğretim Programları ile merdiven altı diye bilinen yasa dışı kurslara devam eden çocuklar da kamu okullarının okulöncesi eğitim programları kapsamına alınacak mı?
İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin Okula Kayıt Yaşını Düzenleyen 15. Maddesi ve değişiklikleri; (Değişik:RG-21/7/2012-28360) İlkokulların birinci sınıfına, kayıtların yapıldığı yılın eylül ayı sonu itibarıyla 66 ayını dolduran çocukların kaydı yapılır. Gelişim yönünden ilkokula hazır olduğu anlaşılan 60-66 ay arası çocuklardan, velisinin yazılı isteği bulunanlar da ilkokul birinci sınıfa kaydedili. (Değişik:RG-14/08/2013-28735) Okul müdürlükleri, yaşça kayıt hakkını elde eden çocuklardan 66, 67 ve 68 aylık olanları, velisinin vereceği dilekçe ile; 69, 70 ve 71 aylık olanları ise, ilkokula başlamaya hazır olmadıklarını belgeleyen sağlık raporu ile okul öncesi eğitime yönlendirebilir veya kayıtlarını bir yıl erteleyebilir.
Kaynak Kitaplar Sıralara, Ders Kitapları Tozlu Raflara
“Eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması kapsamında tüm sınıf seviyelerinde 160 milyon yardımcı kaynak ücretsiz dağıtıldı, gelecek yıl 200 milyon yardımcı kaynak daha ücretsiz dağıtılacak.” Raporda yer verilen bu bilgi ezberci, eleyici ve sınava dayanan eşitsiz sistemin öz eleştirisini içermekte. Okullarda satılan kaynak kitapları önce yasaklayan, sonra “eğitimde fırsat eşitliği sağlayacağım” diyerek kendisi ücretsiz dağıtan Bakanlık, bir bakıma milyonlarca ders kitabının tozlu raflara kalkmasına yol açmakta. Dersler eğer ders kitabı yerine kaynak kitaptan işlenmeye başlamışsa ders kitabının bir işlevi kalmamış demektir.
2023 Hedefleri Arasında Öğretmen Atama Hedefi Yok
Raporun öğretmenlere ilişkin bölümnde sadece Öğretmenlik Meslek Kanu’nuna göre sınava giren, uzman ve başöğretmen olan öğretmen sayıları ile ÖBA Eğitim Programı ile ilgili yapılanlara yer verilmekte,
Raporda, 2023’te yapılması gereken yeni öğretmen atamalarına dair herhangi bir hedef belirlenmemiş olup, ihtiyaca yönelik herhangi bir durum analizi de yapılmamakta. Oysa Bakanlık verilerine göre, Türkiye genelinde öğretmen norm kadro doluluk oranı yaklaşık %92’dir.Ek göstergenin 3600 olması ve EYT ‘den dolayı bu yıl on binlerce öğretmen emekli olmaya hazırlanmakta. Bu nedenle öğretmen ihtiyacı 2023’te katlanarak artacaktır.
Sonuç olarak, a-Çocukların emeği üzerinden elde edilen gelirin yüzde 5’ini değil yüzde 50’sinin çocuklara dağıtması,
b-37-68 aylık aralığında yer alan bütün çocukların kamunun okulöncesi eğitim kurum ve sınıflarında erken çocukluk eğitimi almak üzere zorunlu eğitim kapsamına alınması,
3-Milyarlarca kaynağın heba olmasına neden olan bu uygulamayı FATİH Projesi gibi çöp olmaya dönüşmesine engel olunmalı, eğitimin amaç ve ilkelerini gerçekleştirmeye hizmet edecek yeni ve farklı seçeneklerin projelendirilmesi,
4-2023-24 eğitim öğretim yılı başladığında en az 150 bin öğretmene ihtiyaç olacaktır. O nedenle bir “seçim ulufesi” olarak değil, okullardaki öğretmen açıklarını kapatacak sayıda öğretmenin atamasının zaman kaybetmeden yapılması GEREKMEKTEDİR.
Alaaddin Dinçer/Eğitimci
09.01.2023