Ahlâk ve üçkağıtçılık
Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır Şehitlik Öğretmen Lojmanlarının panolarına, "Bekar olan lojman sakinlerinin genel ahlaka aykırı tutum ve davranışlar ile rahatsız edici misafir barındırma durumlarının tespit edilmesi halinde yasal işlem başlatılacağı" yönünde uyarı yazısı asıldı. Aslında amaç, öğretmenleri tedirgin edip kendi yaşam anlayışı kalıbına sokmaktı.

Paylaş
Yazı boyutu
100%
Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır Şehitlik Öğretmen Lojmanlarının panolarına, "Bekar olan lojman sakinlerinin genel ahlaka aykırı tutum ve davranışlar ile rahatsız edici misafir barındırma durumlarının tespit edilmesi halinde yasal işlem başlatılacağı" yönünde uyarı yazısı asıldı. Aslında amaç, öğretmenleri tedirgin edip kendi yaşam anlayışı kalıbına sokmaktı.
Bir tür mahalle baskısı diyebiliriz bu duruma. Mahalle baskısı sadece öğretmen lojmanlarında yaşanmıyor. Toplumsal yaşamın tüm alanlarında şiddetli bir şeklide hissediliyor. Eğitim alanından örnekler verecek olursak; okullarımızda önce sınıflar kız-erkek olarak ayrıştırıldı. Sonra özellikle Anadolu kentlerinde öğretmenler odası haremlik selamlık olarak bölündü. Odanın bir köşesini erkek, diğer köşesini ise kadın öğretmenler kullanmaya başladı. Neredeyse tamamı BİR EĞİTİM SENDİKASININ üyesi olan okul yöneticileri kadın öğretmenlerle tokalaşmayı kesti. Kadın öğretmenlerle tokalaşmayı geçtik, sınıf defterini almaya “kız öğrenci gönderilmesin” diye uyarıda bulunan eğitim yöneticileri ortaya çıktı. Bu işlerle uğraşmaktan eğitime, bilime, sanata, spora ve çocukların geleceğe hazırlanmasına vakit kalmadı.
Akılları fikirleri başka işlerde…
İnsanlar sürekli olarak “genel ahlaka aykırı tutum ve davranış” sergilemekle suçlanır oldu?
Kime göre, neye göre, nasıl bir ahlak anlayışı?
Bireylerin taşıdığı sıfatın gerektirdiği özen yükümlülüğüne aykırı, genel ahlak ve edep dışı davranışlarda bulunmak, toplumsal yaşamda her bir birey tarafından farklı değerlendirilebilecek bir husustur. Bu hususta “Kime göre, neye göre ahlak ve edep dışı davranış?” sorusu akla gelir. “Genel ahlak ve edep dışı tutum ve davranışlarda bulunmak" fiilinin somut olarak neyi ifade ettiği belli değildir. "Genel ahlak ve edep dışı tutum ve davranışlarda bulunmak" herkes tarafından yorumlanmaya açık bir olgudur. Ayrıca bireylerin ifade özgürlüğü Anayasaca garanti altına alınmıştır. İfade özgürlüğü bireyin tutum ve davranışlarını da kapsar ve muhalif bir duruşu benimseme hakkını da içinde barındırır. Örneğin, kolsuz tişört giyen bir kadın öğretmen yöneticilerin genel ahlak anlayışına aykırı mı hareket etmiş olacak? Bu girişimler ve uyarılar ülkemizde bireysel ve sanatsal özgürlüğü sınırlandıracak niteliktedir. Bazı tiyatro oyunlarının icrası ya da sanatsal performansları kimi kişilerce "genel ahlak ve edep dışı davranış" olarak değerlendiriliyor. Ya da bilim ve sanat özgürlüğünün kapsamında yer alan resim, heykel, afiş, grafik vb. çalışmaların "genel ahlak ve edep dışı yazı yazmak, işaret, resim ve benzeri şekiller çizmek ve yapmak" kapsamında yer aldığı da düşünülüyor. Amirlere verilen bu tür yetkiler ülkemizde bireysel özgürlüğe, sanata ve bilime darbe vuruyor.
Bütün bunlar ifade özgürlüğünü, bilim ve sanat özgürlüğünü ve akademik özgürlüğü, bu hak ve özgürlüklerin niteliklerine aykırı şekilde sınırlandıran girişimlerdir. Bu tür değerlendirmelerin Anayasa Mahkemesi'nin belirttiği bilimin yaşama katılması, usun öncülüğü ve düşüncenin aydınlığı gibi hususlar ile uyumlu olmadığı da ortadadır. Genel ahlâk ve edep kurallarına aykırı davranışların bir bölümü suç olarak ceza yasalarına girmiştir. Buna karşılık, büyük bir kesimi de bu nitelikte değildir. Bunlar yaptırımını kamu vicdanında bulurlar. Ayıplama, kınama, yalnız bırakma, tasvip etmediğini herhangi bir biçimde belli etme gibi yollarla bu kurallara uyulması sağlanır.
Diyarbakır’da öğretmen lojmanlarındaki amirler gördüğü bir olayı kendi ölçülerine göre değerlendirecek, bunun genel ahlâk ve edep kurallarına aykırı olarak utanç verici ve toplum düzeni bakımından tasvip edilmeyen bir davranış olduğuna karar verecek ve böylece suç olmayan bir eylemi nedeniyle öğretmenleri cezalandırabilecektir.
Anayasanın 19. maddesinde ifadesini bulan kişi özgürlüğü kavramı, kişiye dilediği gibi karar verip hareket edebilme olanağı sağlayan kurumlaşmamış özgürlükler alanını kapsamaktadır. Anayasa Mahkemesi birçok kararında "bir kimsenin başkasına zarar vermeden; istediği hareketi yapabilmesi, istediği gibi dolaşabilmesi, yemesi, içmesi, eğlenmesi de şüphesiz kişi hürriyeti kavramı içerisindedir" demiştir.
Öznel değerlendirmelerle kişilerin genel ahlak ve edep kurallarına uyup uymadıklarının değerlendirilmesi öznel koşullarda olacağından bireylerin yaşam alanlarına müdahale kaçınılmaz olacaktır.
Toplumumuz öyle bir noktaya geldi ki, tişört giymek “genel ahlaka aykırı” bulunabiliyor. Ya da Akit yazarı Ali Karahasanoğlu gibi, EBA TV'de ders anlatan gömlekli bir öğretmenin dekoltesi olduğunu iddia edilerek “'Göğüs dekolteli bayan niye ders anlatıyor ki' demekten bile kendimizi alıkoyuyoruz ama ojeli tırnaklar bile, eleştiriyi dört dörtlük hak ediyor ama...” diye yazabiliyor. Ancak ihaleye fesat karıştırmak, 10 yaşındaki çocukların cinsel istismara maruz kalmaları, uyuşturucu kullanımının ilkokula kadar inmesi bu anlayışı rahatsız etmiyor. Sonra biri çıkıyor, cumhuriyetle birlikte kadın hakları ile ilgili yapılanları yok sayarak, AKP gelene kadar kadının adının olmadığını iddia ediyor.
…
Ne diyordu Çinli filozof Konfüçyüs; Ahlâk ve üçkağıtçılık, terazinin iki ayrı kefesinde yer alır; biri çıkarsa biri iner.