‘‘ Bugün sen değersizsin çorbası içecem, yeey ’’
‘‘ Bugün sen değersizsin çorbası içecem, yeey ’’

‘‘ Bugün sen değersizsin çorbası içecem, yeey ’’
2021-2022 eğitim öğretim yılının 2. döneminde, her hafta 2-3 öğrenci ya da velisi tarafından, çocuk psikiyatri servisinin ya da psikoloğun ders öğretmeninin doldurması için gönderdiği öğrenci gözlem formu getiriliyordu. 0-1-2 puanlamalarından en uygun olanı işaretlememiz beklenen maddeler ağırlıklı olarak hiperaktivite, depresyon, dikkat dağınıklığı, kendine ya da çevresindekilere zarar verme, ders başarısı, arkadaşlar ve öğretmenler ile iletişim gibi alanlar ile ilgili. Bu formlarını doldurduğum öğrencilerimde gözlemlediğim durumlar; iletişim kurma becerilerinde eksiklik, hırçınlık, içe kapanma, uzun süreli göz teması kuramama, parmaklarını kanatma gibi kendine zarar verme, derste başını masaya koyarak sürekli uyuma isteği, yorgun hissetme, mutsuzluk, ders başarısı düşüklüğü, motivasyon eksikliği, telefon-sosyal medya bağımlılığı. Aileler çocuklarını spor, müzik gibi herhangi bir ders dışı nefes alabilecekleri, kendilerini keşfedebilecekleri, enerjilerini atabilecekleri, sosyalleşebilecekleri bir etkinliğe yönlendir(e)miyorlar, kimi zaman talep eden öğrenciye de ders başarısı düşecek kaygısı ile karşı çıkıyorlar. Evlerinin ve okulun dört duvarları arasına esir olmuş çocuklar da soluğu dijital ortamda alıyor. Haliyle bu durumlar da birçok sorunu beraberinde getiriyor. Bu puanlamalar ile öğrencinin içinde bulunduğu durum ne kadar gerçekçi ifade edilir, tanılanır orası tartışılır ama gözlemlerimden ve öğrenciler ile sohbetlerimden anladığım öğrenciler öncelikli olarak temel bir gereksinim olarak değer görmek, anlaşılmak ve gönüllerince eğlenerek çocukluklarını yaşamak istiyorlar. Mutsuzluklarını ailesine anlatan ve bunlara mı üzülüyorsun denilerek karşılık bulan Deniz ailesi tarafından, kitabı çöp kutusuna atılarak dakikalarca ağlayan Can öğretmeni tarafından, senden hoşlanmıyorum denilen Havin arkadaşları tarafından duyulmak, anlaşılmak, değer görmek istiyor. Güneş (2017)’e göre insanın en temel ihtiyacı varlığının değer görmesi ve fark edilmektir. Düşünceleri ve duyguları ile fark edilmek ve fark edildiği hali ile değer görmek. Yani duyulmak. Çocuk duyulduğu kadar değerlidir. Duyulmayan çocuk kendini yalnız hisseder. Duygularda yalnızlık, konuşmada yalnızlık… İnsan yalnızlaştırıldığı kadar değersizleşir. Öğretmenine ulaştırması gereken gözlem formunu kendisi evet yazarak içselleştirerek dolduran, değersizlik çorbasını içecek olmanın mutluluğunu yaşayan! Havin’de ailesinden öğretmenine, arkadaşlarından yarışmacı eğitim sistemine kadar hepimizin bir parça da olsa payı var mıdır acaba?
Son Pisa sonuçlarına göre Türkiye yaşam memnuniyeti en düşük ülke. Ülkedeki gençler, çocuklar mutsuzlar. Başarısız oldukları için mutsuz değiller. Sanıldığının aksine mutsuz oldukları için başarısızlar. Bu durumu sınıflarımızda da her gün deneyimliyoruz. Mutsuzluğu yüzünden okunan, öğrenme motivasyonlarını yitirmiş çocuklar en çok, az da olsa 10 dk nefes alabildikleri teneffüslerde mutlular. Tezcan (2020) tarafından yapılan araştırmada çocuklar hayallerindeki teneffüslere yönelik isteklerinde en çok oyun alanlarının park, spor alanı ve farklı oyunlar için düzenlenmesine ve teneffüs sürelerinin uzatılması gerektiğine vurgu yapmışlar. Teneffüs süreleri ile yapılan araştırmalara göre etkili ve kaliteli teneffüsler sınıf iklimine ve öğrenme ortamına da olumlu yönde etki etmektedir. Toplumsal güveni kaybettiğimiz ve sokaklarda oyun alanları bırakmadığımız, derslerin yükü altında ezdiğimiz çocukların hiç değilse okulda gönüllerince koşup eğlenmeleri hakları değil mi?
Aşırı bilgi yüklemesi, güncelliğini ve işlevselliğini yitirmiş bilgiler ile 21. yy yetkinliklerinden, deneyimden uzak bilgilere çocuklar da artık haklı olarak bir anlam yükleyemiyorlar ve dolayısıyla soruyorlar. ‘’Neden biz bunları öğreniyoruz, bunları hayatımın neresinde kullanacağım? Keşke 10 dk ders, 40 dk teneffüs olsa’’. Sınavlarla, testlerle, etütlerle, bırakmadığımız oyun alanlarıyla çocukluklarını çaldığımız öğrencilerimize en çok da gönüllerince koşup eğlenemedikleri bu yıllarını borçluyuz. Pandemide okulların kapalı olduğu ilk zamanlarda dahi öğrencilerin ruhsal iyilik hallerini nasıl koruyacağımıza dair kafa yormaktansa, en çok tartışılan konu sınavların nasıl yapılacağı, öğrencilerin notlarını nasıl alacağı olmuştu. Sınav odaklı eğitim sistemimiz de öğretilenleri ‘’bunlar sınavda çıkabilirden’’ öteye götüremiyor artık. Okulların nitelikli-niteliksiz olarak ayrıldığı günümüzde, çocuklar da bu kavramları kendi benliklerinde içselleştiriyorlar. Derslerden yüksek not alıp, denemelerde üst sıralarda yer aldıkları ölçüde başarılı olarak değerli, öteki türlü başarısız ve değersiz hissettirilerek yarıştırılan çocuklarda, yaş grubu fark etmeksizin motivasyonsuzluk, hoşgörüsüzlük, rekabet, küfür, şikayet, kıskançlık da oldukça yaygın durumda. Sistem öğrencide yoksunluk hissettirdiği gibi öğrencilerin birbirlerine olan yaklaşımlarını, temel sosyal becerilerini ve duygularını da etkilemektedir.
Pandeminin eğitim-öğretime olan etkilerini oldukça hissettiğimiz zorlu bir yılın sonuna geldik. Öğrencilere tatilde ders çalışın, şu çalışma kitabını alın önerilerindense sosyalleşmeleri, güneşin, doğanın, sokakların, gezmelerin, aile ve arkadaşları ile keyifli zamanlar geçirmenin keyfine vararak, derse dair hiçbir şey yapmamaları tavsiyesinde bulunmanın tam da zamanı.
(Not: Öğrencilerin gerçek isimleri kullanılmamıştır)
İlknur ÇETİNKAYA
Haziran 2022
Kaynakça
Güneş, A. (2017). Çocuk Eğitiminde 100 Temel Kural.
Tezcan, Ö. A. (2020). İlkokul Çocukları İçin Bir Mola Mı ? Teneffüs Gerçeği. Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 1-14.