2024’te YKS’ye Başvuracak Aday Sayısı 3 Milyon Olacak!
2024’te YKS’ye Başvuracak Aday Sayısı 3 Milyon Olacak!

2024’te YKS’ye Başvuracak Aday Sayısı 3 Milyon Olacak!
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Akademik Yıl Açılış Töreni’nde üniversite sınavına gerek bırakmayacak bir sistem gerektiğini söylemesi, daha önce de MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin, “Gelin üniversite sınavlarını kaldıralım” çağrısının ardından ‘sınavsız üniversite’ gündem oldu. Açıklamaların üzerinden çok zaman geçmeden YKS’de barajların kalkması ve “ sınavsız üniversite”nin mümkün olup olmayacağına dair tartışmaların başlaması pek çok soruyu beraberinde getirdi.
“Üniversitenin yolları artık barajsız” “Şimdi üniversiteli olmak daha da kolaylaşacak” demek kulağa hoş geliyor olabilir. Ancak gerçekler sayıların dilinde anlam buluyor. Sayılar en azından kısa ve orta vadede “sınavsız üniversite”yi gerçek kılacak sonuçları içermiyor. Hal böyle olunca da muhataplar ister istemez soruyor ve sorguluyor; o barajlar neden koyulmuştu zaten? Niçin getirildi ve şimdi neden kaldırıldı? Barajlar varken değişmeyen sonuçlar, barajlar kalkınca mı değişecek? Baraj olmayınca üniversiteye girmek daha kolay olacak mı gerçekten? Yoksa her şey aynı bir illüzyon mu bu yaşadıklarımız? Gerçekleşmesi kaf dağının ardı kadar uzak olan üniversite hayali kurdurularak siyaseten araçsallaştırılıyor mu gelecek umutlarımız? Boş kalan kontenjanları doldurmak ve yine gençlerin umutlarını sömürmek üzerine mi yazılıyor bütün bu senaryolar? Benzer sorular, endişe ve kaygılar. Haklı olarak soruyor ve sorguluyor muhataplar olup bitenleri.
2021 yılında yapılan YKS sayısal bilgilerine ait veriler ele alındığında aslında barajları kaldırmanın veya barajların devam etmesinin bir anlamının kalmadığı görülmekte. Çalışmamızda ele aldığımız veriler, barajların kaldırmasına ilişkin sunulanın bir illüzyon olduğunun kanıtları gibi.
Bu verilere göre;
*2021 yılında YKS’ye başvuru yapan adayların %6.76’sı TYT’ye girmemiştir. AYT’ye başvuru yapan adayların %8.67’si alt sınavlara girmemiştir. Bu oran YDT’de %19.60 olmuştur.
*TYT’ye giren adaylardan %0.98’i 100 puan barajının altında kalırken bu oran AYT’de %37.07 YDT’de ise %25.84 olmuştur.
*150 Puan barajını geçemeyenlerin oranı TYT’de %32.00 olurken, oran AYT’de %57.48 YDT’de ise %19.09 olmuştur. 180 puan barajının altında kalanların oranı TYT’de %53.18 olurken, AYT’de %49.67 YDT ise %32.48 oranında gerçekleşmiştir.
*2021 yılında yapılan YKS’ye son sınıf düzyinde başvuranların oranı %38.58 önceki yıllarda mezun olmuş ancak herhangi bir yükseköğretim programına yerleşmemiş olanların oranı %39.94 daha önce yerleşmiş ve mezun olanlar ile halen bir yükseköğretim programında okuyanların oranı %19.80 üniveristeden kaydı silinmiş olanların oranı ise %1.88’dir.
*Sınava giren adayların okul türü dağılımları; %10.30 İHL, %30.91 MTO, %58.79 diğer ortaöğretim kurumlarından oluşmaktadır.
*Lise 9.sınıfta okuyan öğrencilerden %22.44’ü lise son sınıf düzeyine ulaşamamaktadır. Örneğin 2017-18 Eğitim-Öğretim yılında lise birinci sınıfta okuyan 1.288.497 öğrenciden 4 yılın sonunda lise 4.sınıfa ulaşabilenlerin sayısı 999.324’tür. 352.391 öğrenci lise son sınıf düzeyine erişememiştir.
*2012-13 Eğitim-Öğretim yılında 444’lük 12 yıllık zorunlu eğitim modeline geçildiğinde 1.sınıfa yapılan erken yaş kayıtları nedeniyle 2020-21 Eğitim Öğretim yılında ortaöğretim 9.sınıf normal artışların çok üzerinde bir sayıya (1.633.281) ulaşmıştır. Bu sayının %22.44’nün(366.508) 12. sınıf düzeyine ulaşamayacağını öngördüğümüzde 2024’te son sınıfta 1.266.773 öğrenci olacaktır. 2021’de YKS’ye başvuran 2.6 milyon aday sayısına alttan gelen bu ek 267 bin ile açık lise mezunlarından katılacakları eklediğimizde sayı yaklaşık 3 milyonu bulacaktır.
Tek bir kanaldan eleme, seçme ve sıralamaya bağlı yürütülen Türkiye’deki sınavlı geçiş modeli öğrenciler ile aileler üzerinde çok fazla psiko-sosyal ve sosyo-ekonomik baskı oluşturuyor. Üniversiteye geçiş modeli kanallarının seçeneklerinin çoğaltılması gerekmekte. Arz-talebi dengeleyecek çözümler üretilmeli, bazı bölümlere okul notlarına göre sınavsız öğrenci alınabilir. Talep gören ve görmeyen programlar ayrıştırılabilmeli. Lise diploması olan bir kişinin isterse dönemler arasında kontenjanı dolmayan bazı programlara başvuru yapabilmesine olanak tanınabilir.
Okulu merkeze alan bir geçiş modeline geçmek esas olmalıdır.
Yukarıda yer alan sayılara bakarak önümüzdeki dönemde yükseköğretime yönelik talebin azalmak yerine artacağını öngörmek mümkündür. Uygulanmakta olan tercih ve yerleştirme sistemine göre toplam kontenjan 815.000’dir. Birinci ve ikinci yerleştirmeler sonrasında bile kontenjanların boş kaldığı görülmekte. Üniversite önünde oluşan yığılmanın önüne geçebilmek için talebi azaltacak politikaların geliştirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Mevcut haliyle kontenjanları artırmak talebi azaltmaya yetmeyecektir. Bir düzenleme yapılırken kontenjan, nitelik ve istihdam ilişkisini bir bütünlük içinde ele alınmalıdır. Dolayısıyla ülkedeki yükseköğretimli insan sayısını artırmak yerine, 21.yy ihtiyaç duyduğu standart ve beceriler ile donatılmış nitelikli iş gücü ve insan sayısını artıracak programları geliştirmek gerekmekte. Bu kapsamda olmak üzere önümüzdeki dönemde oluşacak yığılmayı azaltacak tedbirleri aşağıda olduğu gibi sıralamak mümkündür.
1-Temel eğitimi 6 yıl, ortaokulu 3 yıl ortaöğretimi de 3 yıl olacak şekilde çok amaçlı ve çok programlı yeniden yapılandırmak,
2-Orta vadede mesleki teknik ortaöğretimi tamamen sonlandırıp, mesleki teknik eğitimi 2 ve 4 yıllık meslek yüksekokullarına bırakmak,
3-İki ve dört yıllık meslek yüksek okullarının programlarını güncelleyerek ve çeşitlendirerek ortaöğretim sonrası geçişin sınavsız olacak şekilde düzenlemek,
4-Halen bir yükseköğretim programına devam eden ve bitirmiş olanların yan dal veya yeni program tercihlerini yatay ve dikey geçiş olanaklarını belli kurallara bağlayarak (gideceği programın sınavına girmek, merkezi sınav, başarı puanı vb gibi) genişletmek. Üniversite giriş sınavlarının dışına almak,
5-Üniversiteye giriş sınavlarına başvuruyu başka teşvik ve caydırıcı tedbirler alarak sayı ile sınırlamak (Ör.3 ya da 5 sınava girmek gibi)
6-Açık ve uzaktan öğretim programlarına giriş sınavlarını ve kontenjanların belirlenmesini bu programları yürüten üniversitelere bırakmak.
7-Yıl içinde belirli zamanlarda bilgisayar destekli sınavlar yapılarak adayların bu sınavlardan alacağı puan ortalamaları üzerinden kontenjanı belirlenmiş programlara ön kayıt süreçleri işletilerek öğrenci alınabilir.
Sonuç olarak, ülkenin bu önemli sorununa çözüm üretmek için yazımızda yer alan önerilerin her biri veya geliştirilecek farklı/yeni öneriler üzerinde bir tartışma yapılmalıdır. Kısa ve uzun vadede önceliği, üniversite önündeki yığılmayı azaltacak çözümlere vermek, uzun vadede ise üniversiteye sınavsız geçişi olanaklı kılacak bir modele odaklanmak ve bunu gerçek kılacak çalışmalara yoğunlaşmak ülkenin ve toplumun geleceğime yapılacak en büyük yatırım olacaktır.
Alaaddin Dinçer
Eğitim Uzmanı
07.03.2022