Mektepli Gazete

1 OCAK 1929'DA TÜRKİYE'Yİ YASA BOĞAN KARA HABER...

1 OCAK 1929'DA TÜRKİYE'Yİ YASA BOĞAN KARA HABER... BİZ ÖĞRETMENLER MUSTAFA NECATİ'Yİ ASLA UNUTMAYACAĞIZ! Türkiye, 1 Ocak 1929 sabahına kara bir haberle uyandı. Öğretmenler, bakanlık yetkilileri, arkadaşları, dostları milletvekilleri ve yurttaşlar Ankara Numune Hastanesine koştular... Haber doğruydu...

Paylaş
Yazı boyutu
100%
1 OCAK 1929'DA TÜRKİYE'Yİ YASA BOĞAN KARA HABER...

BİZ ÖĞRETMENLER MUSTAFA NECATİ'Yİ ASLA UNUTMAYACAĞIZ!

Türkiye, 1 Ocak 1929 sabahına kara bir haberle uyandı.

Öğretmenler, bakanlık yetkilileri, arkadaşları, dostları milletvekilleri ve yurttaşlar Ankara Numune Hastanesine koştular...

Haber doğruydu...

Birkaç günden beri karın ağrılarından şikayet eden,

genç ve başarılı Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati apandisit patlaması sonucu vefat etmişti...

Cenaze, binlerce öğretmenin omuzunda ve hıçkırıklarla Cebeci Asri Mezarlığına götürüldü.

Tabutun başında, Garp Cephesi Komutanı Başbakan İsmet Paşa konuşuyordu...

Konuşmanın sonuna doğru sesi titremeye başladı, o sırada binlerce insan gözyaşı döküyordu...

İsmet Paşadan sonra Mehmet Emin Yurdakul konuştu...

O da, bu devrimci genç adamın şanına yakışan bir konuşma yaptı. Arkasindan birkaç kişi daha konuştu ve Necati karatoprağn bağrına teslim edildi...


Peki kimdi, başta Mustafa Kemal Atatürkün, İsmet Paşa'nın arkasından hıçkırıklarla ağladığı Mustafa Necati?

1894'de İzmir'de doğmuş, ilk ve orta öğrenimini İzmir'de tamamlamış, Hukuk Mektebini İstanbul'da okuduktan sonra 1914'de yeniden İzmir'e dönmüş, yakın arkadaşı Vasıf Çınar'la bir lise açıp burada hem öğretmenlik hem de yöneticilik yapmıştır...

Bazı şirketlerin hukuk danışmanlığını yapsa da gönlünde taşıdığı öğretmenliği hep önde gelmiştir...


İZMİR'İN İŞGALİ

14 Mayıs 1919, gecesi, yani İzmir'in işgalinden bir gün önce halkı Bahri Baba Parkında toplayanlar arasında Mustafa Mustafa Necati de vardır. Burada yaptığı konuşmada halkı örgütlenmeye ve silahla direnişe çağırır...

İzmir işgal edilip kendisi de aranmaya başlayınca İstanbul'a kaçar. Bakar ki, İstanbul teslimiyeti kabul etmiş, bu sefer Balıkesir'e gelip Kuvayı Milliye'ye katılır...

Burada; yine, arkadaşı Vasıf Çınar'la zor koşullarda gazete çıkarır. Kuvayı Milliye müfreze komutanı olarak Yunanlılar ve isyancılara karşı çarpışır...

Fırsat buldukça halk arasına karışır ve ateşli konuşmalar yaparak halkı Kuvayı Milliyeye katılmaya ve yardim etmeye çağırır...


SARUHAN MİLLETVEKİLİ

23 Nisan 1920'de Saruhan Milletvekili olarak ilk TBMM'de katılır...

Vatanın kurtuluş savaşında isyanlar, asker kaçakları ve eşkıyalar olaylar çıkartıyordu, Mustafa Necati istiklal Mahkemesi başkanı olarak Kastamonu'ya atanır.

Bir yıl sonra Ankara'ya döner...


Kurtuluş Savaşı kazanılınca artık DEVRİMCİ BİR MECLİSE İHTİYAÇ VARDIR...

1923'TE İZMİR MİLLETVEKİLİ SEÇİLİR...

Önce Mübadele ve İskan Bakanı

Sonra Adalet Bakanı

Sonra Milli Eğitim Bakanı olur.

Milli Eğitim Bakanı olduğunda 31 YAŞINDADIR...

Mustafa Necati, önce öğretmenlik mesleğine saygınlık kazandıracak bir dizi yenilikler yapar..

Ama asıl onu Türkiye'ye ve dünyaya tanıtan HARF DEVRİMİ VE KARMA EGİTİME GEÇİLMESİNİ SAĞLAMASIDIR...


LAİK VE ULUSAL EĞİTİM...

Eğitim onun zamanında laik ve ulusal zemine oturtulmuş, Talim Terbiye kurulmuş, Ders kitaplarının bakanlıkça basılmasını ve dağıtılmasını sağlanmıştır.

Mustafa Necati MİLLET MEKTEPLERİ açılması hazırlıkları içindeyken ve bedenini düşünmemiş, apantidisiti patladığı halde çalışmalarını sürdürmüş, son evrede hastaneye gitmiş ve tedavi başlamıştır...


34 YAŞA YÜZ YILLIK BAŞARI...

Mustafa Necati, 34 yıllık ömrüne 100 yılda başarılamayacak işleri sığdırmıştır...

Biz öğretmenler MUSTAFA NECATİ'Yİ çok severiz...

Öğretmenleri bu kadar seven, onlarla içli dışlı yaşayan, onlara mektup yazıp derdini sorununu dinleyen, çözüm bulan, Hasan Âli Yücel hariç bir başka Bakan yoktur...

Valilere öğretmeni karşılatan, öğretmen adaylarına her geçtiği ilden yardım edilmesini sağlayan Mustafa Necati'yi nasıl unuturuz?


MUSTAFA NECATİ'Yİ NASIL UNUTURUZ?

Askerlikten ayrılmak ve ticarete atılmak isteyen eniştesini ben milletvekili ve "bakanlık yaptığım sürece, ticaretle uğraşmama razı olmam" diyen devrimci nasıl unutulur?

İstiklâl Mahkemesi başkanıyken askeri birlikten nişanlısını görmek istediği için kaçan, ancak neden kaçtığını söylemeyen, dayak cezasi alacağını öğrendiği anda, beni döverek köye göndermeyin ipe asın diyen onbaşıyı affedip düğün parası veren bir hukukçu nasıl unutulur?

Milyonları okumaz yazmaz bir ülkede genç yaşta insanları aydınlatma mücadelesinde yaşamını feda eden bu devrimciyi unutmak bir çeşit ihanet anlamına gelmez mi?

Bir kez daha Cebeci Asri Mezarlığında upuzun yatan Vatansever, devrimci, Kuvayı Milliyeci, hukukçu ve öğretmen bakanımızı saygıyla anıyoruz...

Işıklar içinde huzurla uyusun...
Mektepli Gazete | 1 OCAK 1929'DA TÜRKİYE'Yİ YASA BOĞAN KARA HABER...