Mektepli Gazete

1983'te ve 2020'de LGS

Bugün bu saatlerde 1.7 milyon öğrenci LGS’ye girebilmek için okul kapılarında velileriyle birlikte sırada bekliyor.

Paylaş
Yazı boyutu
100%
Bugün bu saatlerde 1.7 milyon öğrenci LGS’ye girebilmek için okul kapılarında velileriyle birlikte sırada bekliyor. Türkiye haftalardır bugünü konuşuyordu. Sınav günü geldi çattı. Uzun süredir emek verip bu sınava hazırlanan öğrenciler, ilk vakanın açıklanmasından bugüne dek büyük stres altındaydı. Her gün TV’lerde salgın nedeniyle ara verilen ve sonrasında EBA üzerinden devam edilen eğitimin niteliği, ne kadar eşit olduğu, yararlanamayan öğrencilerin hakkının yeneceği, ertelenen sınavlar, yeniden öne alınanlar, salgın hastalık ve tüm dünyayı kasıp kavuran ölümcül sonuçları konuşuldu… Öğrencilere stres yaratan çok haklı nedenleri vardı ve bu nedenler her gün TV’de karşılarındaydı.

Özellikle de geçtiğimiz hafta boyunca, uzmanlar ve doktorlar en çok sınava girecek çocuklara ve velilere virüs bulaşma tehlikesini tartıştılar. Bugün ise öğrenciler bu sınava, 4 ay önce hayatımıza giren virüs tehlikesini ve korkusunu ilk günkünden de çok hissederek girdiler.

Kimileri her şeye rağmen bu sınavda da başarılı olacak, kimileri tüm bu sürecin yarattığı kaygıyla bildiğini de unutacak... Olsun, başarı onlara başarısızlık bize ait ve en nihayetinde omuzlarına yüklenen sınav stresi bitecek.

Bir tarafta küresel bir sağlık krizi, korana salgını ve hastalığın bulaşma riski, her gün açıklanan vaka ve ölüm sayıları diğer tarafta ise iyi bir gelecek için iyi bir üniversiteye kapağı atabilme fikri ve bunun ön koşulu olarak görülen “önce iyi bir liseye girebilme” derdi… Hepsi bugün birkaç saat içinde sonuçlanacak.

Her şey iyi bir gelecek için göğüslendi. Öğrenciler de veliler de iyi bir gelecek inşası için canla başla çalışıyorlar. Peki bunca riske, soruna ve strese rağmen yapılan bu sınavlar gerçekten de beklenen o “iyi bir gelecek” umudunu gerçek kılıyor mu? İyi bir akademik liseye giden öğrenci sonunda iyi bir üniversiteye, oradan da iyi bir geleceğe uzanabiliyor mu? Her yıl milyonlarca öğrencinin koştuğu sınav maratonu yarattığı yorgunluğa değiyor mu?

Cevapları hepimizi üzen sorular bunlar. Üstelik çok uzun süredir sorulan ve çok uzun süredir aynı cevapların alındığı sorular bunlar.

Dün TRT Arşiv 1983 yılının sınav görüntülerini yayınladı. Okul önünde bekleyen öğrenciler, velilere hitap eden okul görevlisi öğretmenler ve veli-öğrenci röportajları… O güne ve sınava dair her şey… Garip olan, öğrenci ve velilerin kendilerini müthiş ifade kabiliyetleri dışında videodaki her şeyin bugün ya da geçen yıllarda yapılan sınav anlarıyla bire bir aynı oluşu…
Evet maalesef röportajlar sırasında bireylerin kendilerini ifade ediş biçimleri hayranlık uyandırıyor. Maalesef diyorum zira bugün aynı sözel kapasitede ifade gücümüz bulunmuyor. Tüm genel kabullerin hatalı olduğu kabulüyle birlikte bu konuda mutabık olabileceğimiz biliyorum. Kitap okuma oranlarında dünya sıralamasında en altlarda olan bir ülke olarak, genciyle yaşlısıyla ifade yetimizi kaybederek yıl alıyoruz her geçen gün…

TRT Arşiv’in yayınladığı videoda dikkat çeken bir diğer şey de, öğrencilerin bu sınavlar için “yarış atı” gibi yarıştırıldıklarını düşünmeleri. Tam 37 yıl önce sınava giren o günün öğrencileri ne hissediyorsa bugün sınava giren bugünün 1.7 milyon öğrencisi de aynı şeyi hissedip aynı şeyi söylüyor. İlginç bir süreklilik.

Çok kısa aralıklarla değiştirilen ve asla sürekliliği olmayan bir eğitim sisteminde, sınav stresinin sürekliliği… Türk eğitim sisteminin, videonun geçtiği tarihten bugüne dek son 40 yılda, dünya ölçeğinde büyük bir başarısı olduğunu söyleyemeyiz. Ancak neredeyse 40 yıldır gençlere at gibi yarıştırıldıklarını düşündürmekten hiç vazgeçmemiş olduğunu bir kez daha görüyoruz. Başarısızlıkta sürekli bir sistem… Öğrenme arzusunu körelten, öğrenciyi yıpratan bir sistem… Videoyla birlikte eğitim/sınav sistemimizin başarısızlığının sürekliliğini hatırlayınca, aslında başarısızlıkta nasıl büyük bir başarı elde ettiğimizi de yeniden hatırlıyorum.

O günün çocuklarının, bugünkü büyükler olduğunu bilerek bir şeylerin değişmesinin aciliyetine dair yazmak istedim. Dünün çocukları, bugünün çocukları için daha çok uğraşmalı. Yeni bir 40 yılımız daha olmayabilir eğitimi dönüştürmek için…

Ali Taştan


TRT Arşiv Videosu:

Mektepli Gazete | 1983'te ve 2020'de LGS