Mektepli Gazete

15 ŞUBAT’ TA HANGİ KÖY OKULLARI AÇILACAK? PEKİ BU KÖY OKULU MESELESİ NEDİR?

Kaldıysa! Yüz yüze eğitim 15 Şubat’ta köy okullarıyla başlayacak. Peki bu köy okulu meselesi nedir? Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yüz yüze eğitime geçiş sürecinin ayrıntılarına ilişkin basın toplantısı yaptı ve köy okullarını 15 Şubat’ta açacaklarını belirtti.

Paylaş
Yazı boyutu
100%

KÖY OKULLARI MESELESİ İNANIN BİR AYDINLANMA MESELESİDİR

Kaldıysa! Yüz yüze eğitim 15 Şubat’ta köy okullarıyla başlayacak.

Peki bu köy okulu meselesi nedir?

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yüz yüze eğitime geçiş sürecinin ayrıntılarına ilişkin basın toplantısı yaptı ve köy okullarını 15 Şubat’ta açacaklarını belirtti.

Açacak köy okulu kaldı mı? Nedir bu köy okulu meselesi?

Milli Eğitim Bakanlığı, 1989-1990 eğitim-öğretim döneminde taşıma uygulamasına geçti ve bugüne kadar binlerce köy okulunu kapattı.

Ülke genelinde 15 bin 550 okul kapatıldı. MEB 15 Şubat’ta 15 bin 550 okulu açamayacak.

Öğrenci mevcudu 40'ın altında kalan 27 bin 998 okuldan 635 bin 721 öğrenci büyük yerleşim merkezlerindeki okullara taşınmaya başlandı.

Peki bu öğrencileri bu salgında araçlara koyup nasıl okullara taşıyacak?

Bir yandan da Millî Eğitim Bakanlığı'nın taşımalı eğitim için yaptığı harcamanın boyutunu ve oluşan büyük bir rantı hiç hesaba katmıyoruz.

Köy okullarını kapatınca o okullar çürümeye, yok olmaya mahkum edildi.

Kaldı ki köy okullarının kapatılması çocukların eğitim haklarına yönelik bir sorun olmaktan da öte bir durumdur. Köyden kente göçten, kız çocuklarının eğitim haklarına ve doğrudan da kadın haklarına kadar uzanan bir sürecin de unsurudur.

Köy nedir? Köy bir ülkenin en önemli toplumsal hücresidir. Ağaçların, ineklerin, tavukların ve tarımın olduğu hem de en organik olanından olan yerdir.

Sürekli köyden kente göç ediyoruz, neden diye kendimize sorarken cevapların en büyüklerinden birinin “köy okullarının kapanması” olduğu gerçeğini göremiyoruz.

Köy meselesi de köy okulları meselesi de inanın memleket meselesidir.

Taşımalı eğitim olgusuyla köylerdeki okulların kapılarına kilit vuruldu ve öğrenciler belirlenen merkezlere taşınmaya başlandı.

Bu çok önemli bir olguyu köyün aydını, köyün önde geleni olan öğretmeni köyden çıkardı. Devlet bu şekilde kendini köyden alıkoydu. Yerine ne geldi? Bu konu ayrı bir tartışma….

Köyde öğretmen yoksa o köydeki çocuğa ulaşacak aydın bir el de kalmıyor. Çocuğa ilk dokunan onunla aynı yerde yaşayan öğretmen onunla vakit harcayarak, onunla o köyü paylaşarak, çocuğun da hayatına dokunan öğretmeni, çocuğun rol modelini ortadan kaldırmış olduk.

Öğretmen merkez okullara taşınıyor, öğrenci bu okullara taşınıyor. Devlet görevini taşıya taşıya yapmış gibi görünüyor.

Devletin öğrenciyi değil eğitimi, binayı, teknolojiyi, interneti, bilgisayarı ve kitabı köye taşıması gerekiyor. Her köşeye her yere eğitimi götürdüğümüzde başaracağız. Eğitim hakkı kolay verilen bir hak değil. Öğrencisizleştirerek boşaltarak değil, her alanı doldurarak başarabiliriz. Son salgın süreci bize bunu iyi gösterdi.

Köy okulları açık olsaydı, o okulları yenileyebilseydik oralara teknolojiyi götürebilseydik belki eğitimde önemli bir öğrenci bölümü yüz yüze eğitimden uzak kalmayacaktı.

13 Mart 2020’de tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’ de de salgın herşey gibi eğitimi de vurdu. Salgın artık köy çocuklarının eğitiminin sadece taşımalı sistemle çözülemeyeceği gerçeğini MEB’in karşısına koydu.

Köyde hiçbir şeye rehberlik edecek biri olmadığı için bilgisayar ve internet olsa bile neyin nasıl yapılacağını bilemeyen ama sonunda sınav olacağı korkusu içindeki köy çocukları ortada kaldı.

Köy okullarının ve o köyde bir öğretmenin olmaması eğitimde eşitliğin öyle taşınarak gerçekleştirilemeyeceğini gözler önüne koydu.

Köyde öğrencinin evinde ya internet yoktu ya da televizyon bir taneydi. 7 çocuk bir evde, bir televizyon, varsa bir internet yine varsa bir bilgisayar.

Tabi uygunsa ekonomik durum bunlar mümkün.

Oysa köyler hem virüsün, hem de toplumsal yatay hareketin en az olduğu ve bir sorun olduğunda da en kolay karantina önlemlerinin alınabildiği alanlardır.

Bu süreçin başından beri belki köy okullarını hiç kapatmak zorunda kalmadan eğitimi yüz yüze gerçekleştirebilirdik.

Köy okullarının kapanması demek inanın eğitimde eşitsizlik demektir. Organik saf hayatın bitmesi demektir. Göç demektir. Kız çocuklarını okuyamaması demektir.

Köy okulları meselesi inanın bir aydınlanma meselesidir.

Mektepli Gazete
Özel

Mektepli Gazete | 15 ŞUBAT’ TA HANGİ KÖY OKULLARI AÇILACAK? PEKİ BU KÖY OKULU MESELESİ NEDİR?