Diyarbakır’da iklim değişikliği tarımı vurdu; yüzbinlerce dekar alanda ekili pamuk ve mısırın hasadı yapılamıyor
Bir dönem kuraklıkla mücadele eden Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, iklim değişikliği nedeniyle aşırı yağışlı hava hakim oldu. Yenişehir Ziraat Odası Başkanı Süleyman İskenderoğlu, kentte bir ay önce hasadı tamamlanması gereken yüzbinlerce dekar alanda ekili pamuk ve mısırın hasadının yağışlar nedeniyle yapılmadığını belirterek, bölgenin doğal afet bölgesi ilan edilmesi gerektiği söyledi.

Haber: Ahmet ÜN – Kamera: Serhat YETÜT
(DİYARBAKIR) - Bir dönem kuraklıkla mücadele eden Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, iklim değişikliği nedeniyle aşırı yağışlı hava hakim oldu. Yenişehir Ziraat Odası Başkanı Süleyman İskenderoğlu, kentte bir ay önce hasadı tamamlanması gereken yüzbinlerce dekar alanda ekili pamuk ve mısırın hasadının yağışlar nedeniyle yapılmadığını belirterek, bölgenin doğal afet bölgesi ilan edilmesi gerektiği söyledi.
Diyarbakır’da son yıllarda değişen iklim, tarımsal üretimi olumsuz etkiledi. Yıllarca kuraklıkla mücadele edilen kentte, son yıllarda iklim değişikliği nedeniyle yağışlı havalar etkisini artırdı.
Diyarbakır Yenişehir Ziraat Odası Başkanı Süleyman İskenderoğlu, yağışlı hava nedeniyle kent genelindeki yüzbinlerce dekar alanda ekili mızır ve pamuğun hasadının yapılamadığını dile getirdi.
Normal şartlar altında mısır ve pamuk hasadının bir süre önce bitmesi gerektiğine dikkat çeken İskenderoğlu, “Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman'da 3 yıl üst üste yoğun bir kuraklık yaşanmıştı. 2026 yılının ilkbahar mevsiminde bölgemizde fazla yağan yağıştan kaynaklı pamuk ve mısır üreticilerimiz pamuk ve mısırı geç ektiler. Kasım ayında olmamıza rağmen mısır şu anda tarlada. Aslında bu mısırın yaklaşık bir ay önce hasat edilmesi gerekiyordu. Fakat iklim değişikliğinden dolayı yağışların yanlış zamanla beraber çiftçilerimizin de tabii ekimi geç olduğu için şu anda çiftçi mısır hasadında hasadını gerçekleştiremiyor” dedi.
“MISIR VE PAMUK ÜRETİCİSİ DEVLETİMİZDEN ACİL DESTEK BEKLİYOR”
Üreticilerin büyük mağduriyetler yaşadığını aktaran İskender, devletin adım atması gerektiğini bildirerek, şunları söyledi:
“Çiftçi mısır hasadını gerçekleştiremediği için de mısırını satamıyor. Mısırın karşılığını alamadığı için de şu anda çiftçi mısır üreticisi, bankalara tarım kredi kooperatiflerine mazot, gübre, tohum, ilaç satıcıların borçlu ve şu anda çiftçi kara kara düşünüyor. Özellikle mısır ve pamuk üreticisi şu anda bir girdapta. Mısır ve pamuk üreticisi devletimizden acil destek bekliyor ve bankalara olan borcu Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borcu yapılandırma getirilmesini talep ediyor. Şu anda ben burada çiftçimin adına konuşuyorum. Çiftçilerimden gelen talep. Şimdi üretici bana diyor ki, 'Mısırı hasat edemedim. Pamuğu hasat edemedim. Dolayısıyla borcum var. Bankalar ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından sıkıştırılıyoruz. Mazotçuyu, gübreci, tohumcu, ilacı tarafından sıkıştırılıyoruz. Bunlardan dolayı hem destek bekliyoruz hem de borçlarının faizsiz ötelenmesi' talep ediyor.”
“ÇİFTÇİ ŞU ANDA BİR GİRDAPTA VE KARA KARA DÜŞÜNÜYOR”
Şu anda Diyarbakır'da pamuğun yaklaşık yüzde 35-40’ı, mısırın ise yüzde 50’si hasat edildiğin bilgisini paylaşan İskenderoğlu, “Şimdi çiftçi mısırı satacak, pamuğu satacak ki borçlarını ödeyecek. Dolayısıyla şu anda çiftçi çok zor durumda. Borcunu ödemeyecek çiftçi yasal takibe girecek. Eğer hükümet bu borçlara bir yapılandırma getirmese bir kolaylık getirilmezse çiftçi çok zorluklar yaşayacak. Çiftçi şu anda bir girdapta ve kara kara düşünüyor. Çiftçi borcunu ancak ürünü hasat ettikten sonra ödeyebilir. Yoksa ne mısırın borcunu ne pamuğun borcunu hiçbir şekilde ödeme gibi bir ne bir şansı ne bir lüksü var. Dolayısıyla bu bunların hasat edilmesi lazım” ifadelerini kullandı.
“BÖLGEMİZDE İLK DEFA BÖYLE BİR ŞEY GÖRDÜK”
Bölgede ilk kez bu denli yoğun yağışlara tanık olduklarını aktaran İskenderoğlu, şöyle devam etti:
“Şimdi işin kötü tarafı da meteorolojiyi kontrol ettiğimizde bir sonraki hafta yağmur görünüyor. Hep baktığımızda inşallah değişmiştir diyoruz. Ben sürekli kontrol ediyorum. Artık psikolojim bozuldu. Bir sonraki hafta bir bakıyoruz yağmur. Bir sonraki hafta bakıyoruz tekrar yağmur. Biz yani şu anda yaklaşık olarak kasım ayının 20'sine kadar yağış görünüyor. Bölgemizde ilk defa böyle bir şey gördük. Yağışların bu kadar erken başlaması ve bir aydan fazladır aralıksız yağmasına ilk kez tanık oluyoruz.”
“ÇİFTÇİNİN BORCU 1 TRİLYON 300 MİLYARA ULAŞTI”
Türkiye genelinde çiftçinin borcu 1 trilyon 300 milyara ulaştığını söyleyen İskenderoğlu, “Dolayısıyla bizim buradaki çiftçiler eğer mısırı ve pamuğu hasat etmezse bu borcun altından çıkması söz konusu değil. Çiftçi zor durumda. Hükümetin de yaptığı yanlış strateji ve yanlış politikalardan dolayı Diyarbakır'da 806 bin dönüm ekilen pamuk alanları düşmüş 350-400 bin bandına düştü. Hükümetin yanlış tarım politikası, yanlış pamuk politikasından kaynaklandı. Çünkü bizim bölgemiz pamuğa, mısıra elverişli bir bölge ve verimli. Bir de kaliteli pamuklar çıkıyor. Ama hükümetin yanlış destekleme politikası, yanlış sulama politikası, yanlış hibe programlarından kaynaklı çiftçinin pamuktan vazgeçip mısıra yönlendirdi” diye konuştu.
“HÜKÜMETTEN TALEBİMİZ EMTİAYA NE KADAR ZAM YAPILDIYSA BİZE DE O ORANDA ZAM VERİLSİN”
Tarımsal üretimde girdi maliyetlerinin arttığına dikkat çeken İskenderoğlu, şunları kaydetti:
“Diyarbakır piyasasından mısırın fiyat 14 lira. Fakat yağmurlardan kaynaklanan nemin etkisiyle yüzde 20 verim kaybı olmasından dolayı 11,5 liraya geriledi. Yaklaşık 40 gün önce bir maliyetini çıkardık. Mısırın üreticiye maliyeti 17 bin lira. Sayın Cumhurbaşkanı'na ve Tarım Bakanlığı'na sizin aracılığınızda seslenmek istiyorum. Mısır ve pamuk üreticilerine bir pozitif bir ayrımcılık yapıp özel bir destek verilmeli. Çiftçi artık ekemeyecek ve üretemeyecek durama geldi. Girdi maliyetleri o kadar yükselmiş ki bakın mazot tek bir yıl içinde yüzde 100’den fazla zam gelmiş. Yaklaşık olarak yüzde 80 zam gelmiş. İlaçlara yüzde 70 zam geldi. Bizim hükümetten talebimiz emtialar yani gübreye, tohumu, mazota, ilaca geldiği zam kadar bize de zam verilsin. Kendi ürünümüzde zam verilsin.”
“TRUMP, ÇİFTÇİLERE MOZOT DESTEĞİ VERİYOR”
Dünya genelinde petrol fiyatlarının yükselmesiyle beraber ABD Başkanı Donald Trump'ın çiftçilere mazot desteği verdiğini hatırlatan İskenderoğlu, aynı uygulamanın Türkiye’de yapılması gerektiğini dile getirerek, “Sayın Cumhurbaşkanı'mıza sesleniyorum. Biz de mazot desteği istiyoruz ki çiftçi traktör çalıştıramaz duruma geldi. Çiftçinin tarımda kullandığı mazotta ÖTV kaldırılmalı. Bu haksızlıktır. Böyle bir şey olmaz. Dünyanın hiçbir ülkesinde çiftçiden ÖTV alınmıyor. Özel Tüketim Vergisi ise, çiftçi burada özel bir iş yapmıyor. Tarlada çalışıyor, gece gündüz traktörü çalıştırıyor, üretmek için çalıştırıyor” dedi.
“HÜKÜMETTEN ÇİFTÇİYE HİBE VE DESTEK VERİLMESİ TALEBİNDE BULUNUYORUZ”
Hükümetin tarım politikasına yeni stratejiler belirlemesi gerektiğini aktaran İskenderoğlu, şunları dile getirdi:
“Bu toprakların boş kalmaması lazım. Bu boş kaldığı zaman yurt dışına bağlanmış olacağız. Ukrayna Rusya'da savaş oluyor. Buğday onlardan alamıyoruz. Diğer tarafta Yunanistan'la problemimiz oluyor. Pamuk alamıyoruz. Hükümetin tarım konusunda ciddi adımlar atıp strateji belirlemesi lazım. Özellikle yarıda olan barajlar, kanallar, ana kanalları, yavru kanallar bir an evvel bitirilip örnek mesela Silvan Barajı, örnek Devegeçidi Barajı’nda çalışmaları tamamlanmalı. Silvan Barajı'nda 2 milyon 350 bin dönüm tarım arazisi suya kavuşacak. Bunun 1 milyon dönümü pamuk olursa, rekolte 500 kilo hesapladığımız zaman 500 bin ton pamuk oradan gelecek. Türkiye olarak 1 milyon ton pamuk ithal ediyoruz. 1 milyon tonun yarısı kendi üretimimiz olmuş olacak. Biz bunları söylediğimiz zaman biz de hiçbir şekilde kimseye muhalif değiliz. Ben hiçbir siyasi partinin de üyesi değilim, hiç kimsenin de muhalefeti ve yandaşı da değilim. Fakat çiftçinin sorunu, ülkenin sorunu, ülkenin gerçeğini de söylemekle mükellefiz. Biz bu koltuklarda oturuyoruz da bu koltukların da hakkını vermemiz gerekiyor. Hükümetten çiftçiye hibe ve destek verilmesi talebinde bulunuyoruz” şeklinde konuştu.