Mektepli Gazete

Sevda Erdan Kılıç’tan Cemil Tugay hakkında 'Basmane Çukuru' ile ilgili suç duyurusu

CHP Grup Başkanvekili Sevda Erdan Kılıç, Basmane Çukuru ile ilgili sürece ilişkin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu belirterek, "İzmir'in geleceği kapalı kapılar ardında imzalanan protokollere sığdırılamaz. İzmir'in hakkını, hukukunu, tüyü bitmemiş yetimin hakkını Basmane Çukuru'nda size gömdürmeyeceğiz. İzmir'in iradesini çalanlar şimdi de İzmir'in arazisini çalmaya çalışıyorlar. Bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız" dedi.

Paylaş
Yazı boyutu
100%

(ANKARA) - CHP Grup Başkanvekili Sevda Erdan Kılıç, Basmane Çukuru ile ilgili sürece ilişkin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu belirterek, "İzmir'in geleceği kapalı kapılar ardında imzalanan protokollere sığdırılamaz. İzmir'in hakkını, hukukunu, tüyü bitmemiş yetimin hakkını Basmane Çukuru'nda size gömdürmeyeceğiz. İzmir'in iradesini çalanlar şimdi de İzmir'in arazisini çalmaya çalışıyorlar. Bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız" dedi.

CHP Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, TBMM’de Cumhuriyet’in ilanının 103’üncü yılı ve İzmir Basmane Çukuru’na ilişkin basın toplantısı yaptı.

Cumhuriyet’in yurttaşların yarını olduğunu söyleyen Kılıç, kendi yaşamından örnek vererek, "Ben Cumhuriyet'i anlatırken biraz da kendi hayatımı anlatıyorum aslında. Hukuk fakültesinin kapısından girebilmemde avukatlık cübbesini giyebilmemde milletin oyuyla bu Meclis’e gelebilmemde o büyük devrimin izleri var. Çünkü Cumhuriyet aynı zamanda kadın devrimidir. Bana ve milyonlarca kadına kendi hayatını kurma, kendi sözünü söyleme, kendi geleceğini belirleme imkanı veren büyük bir devrimdir" diye konuştu.

"CUMHURİYET SARAYLARIN DEĞİL, MİLLETİN CUMHURİYETİ'DİR"

Cumhuriyet’in yurttaşlara fırsat eşitliği sağladığını anlatan Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tabii Cumhuriyetimizin 103’üncü yılında kendimize de bazı soruları sormak zorundayız. Atatürk'ümüzün emanet ettiği Cumhuriyet'in hakkını verebiliyor muyuz? Bugün bir çocuk çalışırsa başarabileceğine inanıyor mu? Bir genç hayalini kurduğu hayatı kendi ülkesinde yaşayabileceğine güveniyor mu? Bir anne çocuğunun kendisinden daha iyi bir hayat sürebileceğini umut edebiliyor mu? Bir çocuğun geleceğini ailesinin geliri belirliyorsa, bir gencin emeğinin önüne torpil geçiyorsa, bir emekli ömrünü verdiği bir ülkede geçinemiyorsa, bir kadın yaşam hakkı için mücadele ediyorsa, Cumhuriyet'e karşı henüz yerine getirmediğimiz sorumluluklarımız var demektir. Çünkü Cumhuriyet yalnızca sandık demek değildir. Cumhuriyet adalettir, Cumhuriyet eşitliktir, Cumhuriyet liyakattir, Cumhuriyet özgürlüktür. Cumhuriyet hiç kimsenin kendisini milletten ve hukuktan üstün görememesidir. Cumhuriyeti kuran parti olarak, Cumhuriyet Halk Partisi olarak mücadelemiz bu ülkenin her çocuğuna eşit bir gelecek, her gencine umut, her yurttaşına onurlu bir yaşam sunabilmek içindir. Çünkü Cumhuriyet kimsenin şahsi mülkü değildir. Cumhuriyet sarayların değil, milletin Cumhuriyeti'dir. Benim için Cumhuriyete bağlılık ölçüsü bizden sonra gelenlere açtığımız yoldur. Bugün okul sıralarındaki bir çocuk bize bakıp 'Ben de yapabilirim' diyebilmeli.

Bizim geldiğimiz makamlar, taşıdığımız unvanların asıl anlamı da aslında budur. Cumhuriyeti korumak yalnızca geçmişi anmak değil, o büyük devrimin açtığı yolu gelecek kuşaklar için de daha da genişletmektir. Değerli basın mensupları, 103 yıl önce Atatürk bir milletin yarınını değiştirdi. Bugün bize düşen o yarını çocukların elinden kimsenin alamayacağı bir geleceğe dönüştürmektir. Bu ülkenin çocukları yarınlarından korkmamalı. Bir çocuğun kaderini yoksulluk, bir gencin geleceğini umutsuzluk, bir kadının hayatını eşitsizlik belirlememeli. Cumhuriyetin açtığı yoldan daha ileriye yürüyebilmeli, kendi hayallerini kendi ülkesinde gerçekleştirebilmelidir. Başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere silah arkadaşlarını, bağımsızlığımız ve Cumhuriyetimiz için mücadele eden bütün kahramanlarımızı saygıyla, minnetle ve özlemle anıyorum. Cumhuriyetten, demokrasiden, adaletten ve milletin egemenliğinden asla vazgeçmeyeceğiz. Çünkü Cumhuriyet, geçmişten aldığımız o en büyük emanet, geleceğe karşı taşıdığımız en büyük sorumluluktur. Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın milletin kayıtsız şartsız egemenliği, yaşasın Gazi Mustafa Kemal Atatürk diyor, hepimizin Cumhuriyet Bayramı'nı kutluyorum."

CEMİL TUGAY HAKKINDA SUÇ DUYURUSU

Basmane Çukuru’na ilişkin İzmir Büyükşehir Beldiyesi’ni ve AK Parti iktidarını eleştiren Kılıç, şunları kaydetti:

"Bir AKP belediyeciliğine örnek olarak İzmir'i yıllarca alamayan AKP'nin İzmir'in kalbindeki araziyi nasıl çaldığını örneklerle size anlatmak istiyorum aslında. İzmir'in kalbinde yıllardır kanayan bir yara olan Basmane Çukuru'nda İzmir halkının mülkiyet hakkına dikkat çekmek istiyorum. Konak İsmet Kaptan Mahallesi'nde bulunan yaklaşık 21 dönümlük bu alan, tarihi dokusu ve kültür parkı ile bütünlüğüyle İzmir'in ortak değeridir. Ancak belediyenin hukuk önünde önemli kazanımlar elde ettiği bir aşamada İzmir halkının haklarının protokollerle feda edilmesi maalesef şu anda söz konusudur. Bu nedenle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 257. maddesi kapsamında görevi kötüye kullanma ve tespit edilecek suçlar kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduğumu kamuoyuna açıklıyorum.

İzmir Büyükşehir Belediyesi önceki dönemde sözleşmenin geriye etkili feshi, tapuların iadesi ve teminatların irat kaydedilmesi talepleriyle dava açtı. İzmir 21. Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki dosyada alınan 3 ayrı bilirkişi raporu, yüklenici firmaların kusurlu olduğunu, imalatların ekonomikliğini yitirdiğini ve tapuların tamamının tazminat ödemeksizin belediyeye iade edilmesi gerektiğini ortaya koydu. Sayıştay'ın 2023 ve 2024 yılı raporlarında da taşınmazın tamamının kamuya kazandırılması için hukuki süreçlerin kararlılıkla takip edilmesi gerektiği belirtildi Sayıştay tarafından. Peki ne oldu? Belediyenin alanın tamamını geri kazanma ihtimali bu kadar güçlüyken Cemil Tugay yönetimi imzaladığı protokollerle yalnızca yüzde 30'a razı oldu. Kalan yüzde 70 üzerindeki haklarından vazgeçme yoluna gitti. Üstelik bununla da kalınmamış niyet protokolünün 5.1 maddesiyle tapu iptal ve tescil davalarının HMK 123 kapsamında geri alınması ve ihtiyati tedbirlerin kaldırılması, 5.2 maddesiyle milyonlarca dolarlık banka teminatı takiplerinden ve nakit alacaklarından vazgeçilmesi taahhüt edilmiştir.

Şimdi buradan soruyorum: Bilirkişilerin tapuların tamamının kamuya iadesi gerektiğini belirttiği, davanın karar aşamasına yaklaştığı bir noktada yüzde 100 yerine yüzde 30'a razı olmak İzmir halkının hakkından vazgeçmek değildir de nedir? Adına davanın geri alınması da deseniz, protokol de deseniz ortaya çıkan kamu zararı riski hangi hukuki gerekçeyle açıklanacak bize? Dahası İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nin 16 Ocak 2026 tarihli kararıyla belediye başkanına içeriği dahi görülmemiş bir nihai protokol için geniş yetki verilmiştir. Oysa 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 18. ve 38. maddeleri uyarınca taşınmaz tasarrufu ve sulhe ilişkin yetkilerin kanuni sınırları vardı. Belediye meclisinin yetkileri sınırsız biçimde devredilemez. Protokolün 4.6 maddesiyle henüz ortada olmayan projelere göre imar planlarının ivedilikle değiştirilmesi de taahhüt edilmiştir. İmar planlama yetkisi özel şirketlerle pazarlık masasına konulabilecek bir yetki asla değildir. 10 Eylül 2026'da nihai protokolün imzalandığı açıklanmış, 26 Ekim'de ise TMSF alanı 75 milyon dolar muhammen bedelle ihaleye çıkarmıştır. Bütün bu gelişmeler İzmir'in kamusal haklarının nasıl bir süreçle karşı karşıya bırakıldığını da ortaya koymaktadır. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak kimden gelirse gelsin kamu zararına yol açabilecek her türlü hukuka aykırı işlemin karşısındayız. Bu nedenle İçişleri Bakanlığı ve Cumhuriyet Başsavcılığını 4483 sayılı Kanun ve TCK kapsamında gerekli işlemleri yapmaya, yargı organlarını ise telafisi güç kamu zararının önlenmesi için hukuki koruma tedbirlerini değerlendirmeye çağırıyorum.

İzmir halkının yüzde 100 hakkı varken kim hangi yetkiyle yüzde 30'a razı oluyor? Kimin malını kimin adına kime bırakıyorsunuz? Bu kent kimsenin şahsi mülkü değildir. İzmir'in geleceği kapalı kapılar ardında imzalanan protokollere sığdırılamaz. İzmir'in hakkını, hukukunu, tüyü bitmemiş yetimin hakkını Basmane Çukuru'nda size gömdürmeyeceğiz. İzmir'in iradesini çalanlar şimdi de İzmir'in arazisini çalmaya çalışıyorlar. Bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. Az önce de suç duyurusunda bulundum. Hukuki süreci de yakından ben şahsen takip edeceğim."