CHP'li Türeli, fon tasfiyesine ilişkin kanun teklifini eleştirdi: "Bağımsız bir kurum kurulması ve o kurumun tam yetkiyle donatılması gerekiyordu"
CHP Grup Başkanvekili Rahmi Aşkın Türeli, Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi'ne ilişkin, "Burada özel bir düzenleme, sadece bu fon krizine ilişkin bir düzenleme yapılmış. Ama genel bir düzenleme yapılması ve bir daha bu tip krizlerin Türkiye'de ortaya çıkmayacağı bir ortamın, yapının oluşturulması gerekiyordu. Burada yapılması gereken, bağımsız bir kurum kurulması ve o kurumun tam yetkiyle donatılması gerekiyordu" açıklamasını yaptı.

(ANKARA) - CHP Grup Başkanvekili Rahmi Aşkın Türeli, Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi'ne ilişkin, "Burada özel bir düzenleme, sadece bu fon krizine ilişkin bir düzenleme yapılmış. Ama genel bir düzenleme yapılması ve bir daha bu tip krizlerin Türkiye'de ortaya çıkmayacağı bir ortamın, yapının oluşturulması gerekiyordu. Burada yapılması gereken, bağımsız bir kurum kurulması ve o kurumun tam yetkiyle donatılması gerekiyordu" açıklamasını yaptı.
CHP Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, fon krizine ilişkin açıklama yaptı. Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi’nin bu hafta TBMM Genel Kurulu'nda görüşüleceğini söyleyen Türeli, fon krizinin Türkiye tarihindeki en büyük soygunlardan biri olduğunu ifade etti.
Fon krizinin sermaye piyasasının işleyişiyle ilgili kurumlarda yaşaşan çöküş ve tahribatı göz önüne serdiğini vurgulayan Türeli, "Bu aynı zamanda bir çarkın parçası; ortada bir soygun var. Mehmet Şimşek 4 Kasım 2025 yılında sermaye piyasalarıyla ilgili bir toplantıda şöyle söylüyor: 'Özellikle bazı fonlar üzerinden manipülasyonlar yapıldığını biliyoruz. O alanda da bir düzenleme eksikliği olduğunu biliyoruz. Bu eksikleri gidereceğiz. Gerekli düzenlemeleri yapacağız.' Bunu söylemiş 4 Kasım 2025'te. Bir şey yapmış mı? Hiçbir şey yapmamış" diye konuştu.
Krizden önce fonlarda yüksek değer artışlarının göründüğünü belirten Türeli, uluslararası endeks sağlayıcılarının uyarısına kadar bu duruma müdahale edilmediğini söyledi. Müdahalenin geciktiğini, fon krizinin ortaya çıkmasının ardından CHP’nin konunun Meclis çatısı altında araştırılmasını önerdiğini söyleyen Türeli, "Ama iktidar grubu tarafından reddedildi. Önce Mehmet Şimşek bir genel görüşme önergesiyle geldi, o konuyu anlattı. Arkasından da bir kanun teklifi getirildi, geçen hafta Plan ve Bütçe Komisyonu'nda da kabul edildi; itirazlarımıza rağmen, tüm itirazlarımıza, yanlışları söylememize ve orada birtakım düzeltmelerin yapılması gerektiğini ifade etmemize rağmen" dedi.
"GENEL BİR DÜZENLEME YAPILMALI"
Meclis’te görüşülecek kanun teklifine de değinen Türeli, şunları kaydetti:
"Peki önümüze gelen kanun teklifi sorunları gideriyor mu? Hayır, gidermiyor. Bir kere şunu söylemek isterim: Burada özel bir düzenleme, sadece bu fon krizine ilişkin bir düzenleme yapılmış. Ama genel bir düzenleme yapılması, kanun yapım süreci yapılması ve bir daha bu tip krizlerin Türkiye'de ortaya çıkmayacağı bir ortamın, yapının oluşturulması gerekiyordu. Olmamış. Parçalı bir yapı var. Çok fazla kurum görevlendirilmiş: SPK, BDDK, TMSF, Yatırımcı Tazmin Merkezi, Ziraat Bankası ve İş Bankası belli fonların tasfiyesinde görevlendirildi. SPK'ye aşırı bir iş yükü ve aşırı yetkiler verilmiş. Bütün emeller, neredeyse bu krizi SPK çözecek. SPK zaten normal şartlar altında yapması gereken gözetleme ve denetleme faaliyetini yapmamış. Eğer SPK bunu yapmış olsa zaten bu kriz ortaya çıkmayacaktı. Aslında burada yapılması gereken, bağımsız bir kurum kurulması ve o kurumun tam yetkiyle donatılması gerekiyordu. Belki TMSF'ye ya da başka bir kurum.
İçinde ne var kanunun? Gönüllü iade mekanizması var. Çok para kazananlar, fahiş para kazandığını düşünenler gelsin iyi niyetleriyle... İşte vicdanlarına hitap etti iktidar yetkilileri. Sonuçta iktidar partisinden, AK Parti'den dediler ki: 'İnsanlar biraz vicdanlarına baksınlar, çok para kazandığını düşünüyorsa gelsin iade etsin'. Arkadaşlar, böyle bir mekanizma yok. Bu işler gönüllü olmaz, ortada büyük bir soygun var. Sonuç itibarıyla bir de şunu söylemek isterim: Bizim mevzuatımızda gönüllü iade diye bir şey yok zaten. Yalnız ceza yargılamasında şöyle bir şey var: Zimmetine para geçiren bir memur yargılanmadan önce eğer parayı iade ederse bir ceza indirimi var. Onun dışında böyle bir gönüllü iade mekanizması yok. Bu iş devridir. Sonuç itibarıyla ilgili kurumlar devreye girer ve burada fahiş kar elde edilenlerden bu paralar alınır.
Bu soygunun ortaya çıkmasında sorumlu olan bürokratla, yöneticilerle ilgili yapılan bir işlem var mı? Yok. Hiçbir şey yok. Hepsi görevine devam ediyor. En son SPK'nin eski ve yeni başkanları görevden alındı. Ama bütün oradaki kurul üyeleri, yöneticiler, üst yöneticiler, diğer kurumlar hepsi görevlerinde duruyor. 'Kamu kaynağı kullanılmayacak' dediler ama kamu kaynağı kullanılıyor. İşte biz gördük bunu. Katılımevim ve Birevim... Biliyorsunuz, o hisseleri Emlak Katılım Bankası tarafından alındı. Emlak Katılım Bankası, Hazine ve Maliye Bakanlığı... Sonuç itibarıyla ortada. Ayrıca şunu da bilmiyoruz: Yani burada kamu bankalarından krediler mi alındı, neler yapıldı; bu süreçleri bilmiyoruz. Bu süreçlerin tüm şeffaflığıyla ortaya çıkmasına ihtiyaç var."
"ŞİMŞEK GÖREVİNDEN AYRILMALIDIR"
CHP'nin fon krizine karşı çözüm önerilerini sıralayan Türeli, "Sonuçta ortada bir suç varsa, ortada bir ihmal varsa ne olduğunu tam boyutuyla görmek istiyoruz. Bunun için de burada payı olan insanların hepsinin bu sürecin dışında olması ve bu araştırma, soruşturma sürecinin son derece açık ve şeffaf bir biçimde yapılması gerekiyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, madem haberi vardı 4 Kasım 2025'te, neden şu ana kadar bir başarı sağlayamadı da en sonunda bu iş ağustos sonuna ve eylüldeki bu krize kadar geldi? Bir şeyler yapmak istedi de yaptıramadı mı? Bu konuyla ilgili uyarılarını kimse dinlemedi mi? Yoksa bunu yaparken birileri 'Hayır yapma, buraya dokunma' mı dediler? Hazine ve Maliye Bakanı bunları açıklamak zorunda. Ve görevinden ayrılmak zorunda. Hazine ve Maliye Bakanı'na güven ortadan kalkmıştır" dedi.
Şimşek'in, Plan ve Bütçe Komisyonu'na gelmemesini de eleştiren Türeli, fon krizinin siyasi bir ayağı olduğunu belirterek, "Başkanları, üyeleri, buradaki kurumların hepsini Cumhurbaşkanı kararnamesiyle atandı. Ortada son derece ciddi bir sıkıntı var ve bu soruşturma örgütlü suç kapsamında yürütülmeli. Çünkü ortada bir örgütlü suç var. Bu herhangi bir şey değil; bu normal SPK Kanununa göre araştırılacak, soruşturulacak bir konu değil. Bunun dediğim gibi örgütlü suç kapsamında ele alınması ve konunun bir nihayete ulaştırılması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
"BU BİR KURUMSAL ÇÖKÜŞTÜR"
Ekonomik kriz ve yüksek enflasyon nedeniyle binlerce kişinin fon ve borsa üzerinden paralarının değerini korumaya çalıştığını söyleyen Türeli, ülkede kurumsal çöküş olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Her taraftan bu bir kurumsal çöküştür. Bakın, sermaye piyasası biraz önce saydım. Bütün bu kurumların hepsinin bu yaşanan krizde, bu soygunda payı var, sorumluluğu var. Görevi ihmal etmiş olabilirler. Değişik nedenlerle göz yummuş olabilirler. Siyaseten arkada belki bir destek varsa buna girişmemiş olabilirler ama ortada ciddi bir sorumluluk var. Bugün hem 25 yıllık bir AK Parti döneminde hem de özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçildikten sonra biz açık ve net olarak şunu görüyoruz: Türkiye'nin en önemli kurumlarının hepsi ya kapatıldı ya itibarsızlaştırıldı.
Devlet Planlama Teşkilatı ki benim de içinde yetiştiğim bir kurum, bugün yok. Devlet Personel Başkanlığı yok. Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü yok. Çünkü kamu yönetimi alanı da son derece önemlidir. Türkiye İstatistik Kurumu son derece itibarsız bir kurum olmuştur. Hemen hemen hiç kimse TÜİK'in rakamlarına inanmıyor; enflasyon rakamlarına, işsizlik rakamlarına, milli gelir rakamlarına... Merkez Bankası 2021 yılının eylül ayında politika faizi yüzde 19'ken, enflasyon da yüzde 19'ken ve dünyada da enflasyonun hafif yukarı doğru çıkma eğilimi varken yüzde 19'dan yüzde 8,5'e 4 ayda faizi indirdi. Ondan sonra enflasyon patladı, dolar kuru patladı, Kur Korumalı Mevduat sistemi geldi. Ve bugün hala o yüksek enflasyon sürecinin sonuçlarıyla ilgileniyoruz, hala enflasyonu indiremedik. Mehmet Şimşek geldi, 'Rasyonel politikalara döneceğiz' dedi. Yüzde 38 ile devraldı, şimdi 29,73.
Ve sonuçta ortada baktığımız zaman ciddi bir kriz var. Kurumsal çöküş var. Devlet bürokrasisinde ciddi bir çöküş var. Bugün Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen adına bu ucube sistem Türkiye'nin sorunlarını çözemez. Türkiye'nin denge ve denetim mekanizmalarına ihtiyacı var. Kurumların yeniden itibar kazandırılmasına, bunların liyakatli insanlar tarafından yönetilmesine ihtiyaç var. Bu anlamda Cumhuriyet Halk Partisi olarak her zaman şunu söylüyoruz: Devletin yeniden ayağa kaldırılması, kurumsal yapıların, itibarın yeniden sağlanması bizim en büyük önceliklerimizden olacak. Bu krizi sadece münferit bir kriz, herhangi biçimde ortaya çıkmış bir kriz gibi görmüyoruz. Sonuç itibarıyla dediğim gibi, Türkiye'deki bu ortaya çıkan kurumsal tahribatın, alınan yanlış kararların, denge ve denetim mekanizmalarının işlememesinin ortaya çıkardığı ciddi bir krizdir, sonuçtur bu."