Sıbyan mekteplerinin yerine okulöncesi eğitim kurumları

Sıbyan mektebi, Osmanlı İmparatorluğu’nda ilköğretim kurumlarına verilen genel addır. Çoğunlukla cami ve mescit

lerin yanında yapılırdı. İsteyen hayırseverler de sıbyan mektebi açtırabilirdi ve yönetimini vakıf eliyle sağlayabilirdi. Buralarda genel olarak dini eğitim verilirdi.

 

AKP iktidarı ile eğitim sisteminin dinselleşmesi ile birlikte özellikle Konya-Ankara-İstanbul gibi kentlerimizde Sıbyan Mektepleri açıldı. Ve gün geçtikçe bu kurumlar çoğaldı.

 

Sıbyan Mektepleri neden açıldı?

Öncelikle 2012 yılında yapılan yönetmelik değişikliği ile Kuran Kurslarına başlamak için gerekli olan ilkokulu bitirmiş olma şartı kaldırıldı. Sonra 2013 yılında TCK 263’te yapılan değişiklik ile “KAÇAK-İZİNSİZ OKUL AÇMANIN HAPİS CEZASI kaldırıldı. 

Bu gelişmelerden sonra özellikle okulöncesi düzeyde adına Sıbyan Mektepleri denen kurumlar açılmaya başlandı. Ve inanılmaz şekilde çoğaldı.

Bu sözde okulöncesi kurumlara çocuklarını gönderen velilerin neredeyse tamamı şikayetçi. Çocukların küçük yaştan itibaren dogmatik bilgilerle donatıldığı, sözde okulda birkaç ay eğitim alan çocuklarını, aileler neredeyse tanımakta zorlandıklarını  vurguluyorlar. Bu kurumların neredeyse tamamı vakıf, dernek ya da cemaatler tarafından açılıyor. 2019 yılına geldiğimizde bu sözde kurumlara olan rağbetin biraz azaldığı görülüyor.

2018 sonunda Diyanet bile Yaz Kuran Kursu ile ilgili raporunda vakıf, dernek ve cemaatlerin etkisinin azaltılması gerektiği vurgusunu yaptı.

Bunları yıllardır yazıp çiziyoruz. Çözüm bulundu mu? Hayır…

Çözümü hep birlikte bulmamız gerekiyor.

Öncelikle şunu söylemeliyim. Eğitim-öğretimin tamamen Öğretim Birliği Yasasına uygun bir şekilde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülmesi gerektiğini düşünüyorum. Ancak, MEB görevlerinin bir kısmını artık devretti vakıf, dernek ve cemaatlere…

Artık kendi çözümümüzü üretmemiz lazım…

İlk-Orta-Lise-Üniversite düzeyinde parası olanalar nitelikli ve çağdaş eğitimi satın alıyorlar. Yoksullar!!! Maalesef kürek mahkumu…

Çocukların gelişimi ve eğitimi özellikle 7 yaşına kadar çok önemli. Bu açıdan değerlendirildiğinde okulöncesi eğitimin önemi daha da artıyor.

Çocuklarını sıbyan mekteplerine gönderen ailelerle konuştuğumda, çocuğumu gönderebileceğim başka bir yer yoktu!!! Mecburen gönderdim, cevabını alıyorum.

Çözüm;

Elbette Tevhidi Tedrisat Kanununa bağlı kalmak kaydıyla çağdaş eğitim anlayışına sahip tüm belediyeler her mahalleye Erken Çocukluk Eğitim Merkezi (EÇEM) açmalı. Ve aileleri-çocuklarını sıbyan mekteplerinin elinden kurtarmalı.

Ankara-Çankaya Belediyesi’nin bildiğim kadarıyla 12 kreşi bulunuyor. Bu kurumlar eğitim kalitesi ile de kendilerini kanıtlamış durumda. Neredeyse tüm Ankaralılar bu kreşlere çocuğunu kaydettirmek için yarışıyor. Yoğun başvuru nedeniyle Çankaya Belediyesi kayıtları noter çekilişi ile yapmak zorunda kalıyor. Ücreti de uygun. Özel kurumların neredeyse dörtte bir fiyatına çok kaliteli hizmet veriliyor bu kreşlerde.

Tek eksiği, sayılarının az olması. Çankaya’da 123 mahalle var. Kreş sayısı mahallelerin sadece %10’u kadar. Kreş sayısında artış sağlanırsa bu iş tamamen çözülmüş olacak.

Şimdi diğer ilçe ve büyükşehir belediyelerine düşen iş bu doğrultuda çalışma yapmak. Özellikle Ankara ve İstanbul Büyükşehirlerin okulöncesi eğitim kurumları hususunda çok hızlı bir şekilde yol alması lazım.

Çankaya’nın 12 kreşi güzel bir örnek. Tüm eksiklerine rağmen Çankaya bunu bir nebze olsun gerçekleştirmiş. Demek ki neymiş? İsteyince oluyormuş. Bu kreşlere siyasetçilerinde, bürokratlarında, memurlarında, işçilerinde çocukları gidebiliyor. Sistem tıkır tıkır çalışıyor.

Çağdaş eğitim anlayışına sahip tüm belediyelerimize çağrımdır;

Çocuklarımızı merdiven altı sözde kurumlara muhtaç bırakmayın. Ayrım yapmadan, yapacağınız okul öncesi kurumların kapılarını tüm çocuklarımıza açın. Sizlerden AVM istemiyoruz. İsteğimiz yeşil alan, spor alanı ve okul öncesi düzeydeki çocuklarımızın merdiven altı sözde kurumlara muhtaç olmaması.

Rezidans yaparsanız çabuk unutulursunuz. Okul yaparsanız sonsuza dek yaşarsınız…