‘Seçim kurtarmaktan nesil kurtaramıyoruz’

Mektepli Gazete’nin daha önce “Paralel MEB” başlığıyla ayrıntılarını kamuoyuna duyurduğu Saray’daki Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu’nun önemli bir üyesi, KRT ekranlarında kritik açıklamalar yaptı. 
KRT’deki Eğiti-yorum programının konuğu olan kurulun önemli üyelerinden Selçuk Pehlivanoğlu, MEB’deki değişimden tartışılan sınavlara, seçimlerin eğitime nasıl yansıdığından beklentilerine kadar birçok kritik noktaya temas etti.
İşte Pehlivanoğlu’nun açıklamalarından satırbaşları:
  • * Okullarımızın imkansızlıkları varken akıllı tahta alıyoruz, özel okullara para veriyoruz, özel okulların boş olmasının sebebi bu okullarda kalite olmamasıdır. Öyle bir noktaya geldik ki bir çoban sınavlarda birinci olduğunda ortalık yıkılıyor. Seçim kurtarmaktan nesil kurtarmaya fırsat bulamıyoruz.
  • Ankara’da 5739 fazla öğretmen var. Bir o kadarda ihtiyaç var. Kendi çocuğum kendi okulumuza giremedi. Türkiye’nin en büyük problemlerinden birisi de sıralama sınavıdır. Bizim gibi kalkınabileceğini sanan ülkeler Gelişmiş dünyada ana arterler değişmez, partiden partiye bakan dan bakana değişiklik olmaz. Bu ülkedeki sorun kanunların yanlış yazılması değil uygulamanın yanlış olması. Sistemi doğru kurgular seçim kazanmaktan nesil kazanmaya geçerseniz başarılı olursunuz.

Eğitimde İstanbul vurgusu

  • Tek bir amaç vardır. Tek bir amacımız öğrencilerin birinci büyük hakkı olan öğrenme hakkını sağlamak olmalıdır. İstanbul’un en iyi okullarındaki öğrenciler 30 bin liralık dershaneye, yoksulun çocuğu ise anasının bileziğini satarak başka bir dershaneye gidiyor.
  • (TEDMEM‘in kuruluşuna dair) “Hayat eşittir 180 dakika mıdır?” diye sorduk, 1 yıl sonra cevap verdiler “hayır 195 dakikadır” dediler. Sınavın süresini uzattılar. TEDMEM tamamen veriye dayalı analizler yapan bir kuruluştur. Tarafsız ve bilimsel çalışmalarımız bulunuyor. Öneriler getiriyoruz. Ülkeyi besleyecek ve yön verecek çalışmalar yapıyoruz. TEDMEM kaynak haline geldi. Köylere atanan kadın öğretmenler sosyal sorun yaşıyorlar. Biz köyleri şehirleştireceğiz derken şehirleri köyleştirdik. Köye giden kadın öğretmenlerimiz psikolojik sorun yaşıyorlar. İlk olarak 50 öğretmen seçtik. Bunu bin öğretmene çıkaracağız. Bu öğretmenlerin kendi bölgelerinde sosyalleşmelerini sağlayacağız. Eylül ayında program tam olarak başlayacak.

MEB, kaç okulu olduğunu bile bilmiyor!

  • Milli Eğitim Bakanlığı Türkiye’nin en büyük bürokrasisine sahip bir bakanlık. Ziya hoca bir felsefe ve tasarım adamıdır. İdealin peşinde koşar. 2023 vizyonu ortaya koydu. Doğrudur yanlıştır tartışılabilir. Ama dedi ki ben üç yıl sonrasının hesabını vereceğim dedi. Kaç okulu olduğunu bilmeyen bir bakanlık var. Böyle bir şey olur mu? Okullar arası büyük bir adaletsizlik var. Bu adaleti sağlamak en iyi ekonomik koşullarda minimum 5 yıldır. Birçok Avrupa ülkesinin nüfusundan fazla öğrencimiz var. Ziya Selçuk bir fırsattır. Tabi ki siyasetin dengesi vardır toplumun dengesi vardır her şeyde ideali yapamayabilirsiniz. Müdürleri Milli Eğitim Bakanlığı atamalı. Yetkin kişiler müdür olmalı. Bir okul müdürü kadar okuldur. Nereden görüyoruz imkansızlıklar içerisindeki bir okulu müdür çok iyi seviyeye getirebiliyor. Müdür eğitimin lideridir. Öğretmenlik Meslek Kanunu’na haklar kadar sorumluluklarda konmalı.
  • Diğer bir husus ise öğretmen yeterlikleridir. Devlette şu amcalar dayılar bir kenara çekilmeli. Önce il milli eğitim müdürlerimizi iyi seçersek onlarda okul müdürlerini iyi seçerse sorunlar aşılabilir. TED olarak binlerce mülakat yapıyoruz videoya çekiyoruz. Sendikalar mülakata karşılar. Tabi ki mülakatı kapalı kapılar ardında yaparsanız doğum yerin neresi diye sorarsanız olmaz. Videoya çekerseniz sorun kalmaz. Hukuki bir hak da ortaya çıkar.

‘Akıllı tahta’ gitti, paspas geldi!

  • Fatih Projesinin ihalesi yapılmış son aşaması iptal edildi. Okullara temizlik görevlisi alması için kaynak aktarıldı. Yeni lise modeli için acele etmemek lazım. Yeni bir lise türü ortaya çıktı. Liselerin tek işlevi üniversiteye girmek için yeşil pasaport vermek. Açık Liseler. Birçok lise çeşitliliğimiz var. Açık liselerde 1 milyon 395 bin öğrenci var. Üniversite kontenjanlarının yarısı açıköğretim. Açıköğretim yaşam boyu öğretimdir. Yükseköğretime daha nitelikli öğrenci göndermek için liselerdeki sistemini tasarlamamız lazım.
  • Liseye geçişte sınavın olmasını yanlış bulanlardanım. 1,2 milyon öğrenciyi sınava sokuyorsunuz yüzde onunu ayrıştırıyorsunuz. Liseye geçişte okul başarı puanı düzgün kullanılmalı. Özel okullar notu şişiriyor, devlet okulları adaletli şişiriyor. Adaleti sağlamak için yüzde onluk etkisi olmalı okul başarı notunun. Okul başarı notuna göre öğrencileri sınava sokmalıyız. Bir çocuk Fen lisesine gitmek istiyorsa matematik vb gibi derslerden 10 üzerinden 8 almalısın demeliyiz. Ya da sınava girebilmek için ilk yüzde 5’lik sisteme girmeleri lazım öğrencilerin. Üniversite sınavında sınavın güvenilirliği ile güvenini birbirine karıştırıyorlar. Sınavın güvenilir olmasını istiyorsanız soruları çaldırmayacaksınız.
Liseleri 4 yıla çıkardılar niye çıkardıklarını kimse anlamadı. İlkokullarda 5 yılın Türkçe ve  dil ağırlıklı olması lazım.

MEKTEPLİ’NİN HATIRLATMASI:

Cumhurbaşkanlığı’na hizmet veren Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu’nun bünyesi şöyle: Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdullah Atalar, TÜBA Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar, 2011 yılında “Fethullah Hoca cemaatinin de Türkçe olimpiyatları ve Türk okullarıyla yaptığı hizmetlerin tartışmaya açılmasını doğru bulmuyoruz. Bu hizmetlere destek olamayanlar bari gölge olmasınlar” diyen eski Memur-Sen Genel Başkanı ve eski AKP milletvekili Ahmet Gündoğdu, MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Kemal Şamlıoğlu, TED Üniversitesi’nin ilk rektörü Prof. Dr. Öktem Vardar, TED Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu, Eskişehir Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tuncay Döğeroğlu, Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Umran S. İnan, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı, eski YÖK üyesi Prof. Dr. Yavuz Atar.
Mektepli, birkaç önce Saray’daki bu kurulun başında bulunan Ahmet Gündoğdu’nun İl Eğitim Müdürlerini tek tek Saray’a çağırıp rapor istediğini haberleştirmiş ve Milli Eğitim Bakanlığı’nı safdışı bırakan bu garip uygulamaya işaret ederek, “Saray’da paralel bir bakanlık mı kuruldu?” diye sormuştu.