MEB’den üstün yetenekli öğrenciler itirafı

Türkiye’ de üstün yetenekli öğrencileri tespit etmek de yetersiz kaldığını MEB, kendine ait dergisinde itiraf etti. Birgün’ den Mustafa Mert Bildircin’ in haberine göre “Türkiye’deki üstün yeteneklilerin eğitimindeki eksiklik, MEB’in dergisinde yayımlanan araştırmayla gözler önüne serildi. Araştırmaya göre, sayıları 1.5 milyon olduğu tahmin edilen üstün yetenekli bireylerin yalnızca 40 bini fark edilmiş durumda”.

Üstün yeteneklilerin sadece % 1 tanımlanıyor

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mahmut Çitil’ e ait yazıda: “Özel Yetenekli Bireyler Strateji ve Uyguluma Planı”nda belirtilen eksikliklerin hâlâ sürdüğü belirtildi. Araştırmaya göre, Türkiye’deki üstün yetenekli öğrencilerin yalnızca yüzde 1’i tanılanabildi.” denilmekte. illi Eğitim Dergisi’nde, “Türkiye’de Üstün Yeteneklilerin Eğitimi Politikalarının Değerlendirilmesi” başlığıyla yayımlanan araştırmada, MEB’in genel stratejilerini içeren 2015-2016 stratejik planında üstün yetenekli öğrencilere dönük politikaların, “Zayıf yanlar” arasında gösterildiğinin altı çizildi. Araştırmada, bu alandaki politikaların sistemli ve planlı şekilde oluşturulamadığı vurgulanarak “Belirlenen hedef ve politikalarla uygulamalar arasında ciddi tutarsızlık olduğu anlaşılmaktadır” ifadesi kullanıldı. “Üstün yeteneklilerin ülkelere göre oranı yüzde 2-3 civarında kabul edilmektedir. Buna göre, ülkemizde yaklaşık 1.5 milyon üstün yetenekli birey olması gerekmektedir. TÜBİTAK araştırmasına göre, Türkiye’de 0-24 yaş aralığında 682 bin üstün zekalı birey vardır ve bu sayı nüfusun yüzde 2’sini oluşturmaktadır. Ancak MEB tarafından tanılanmış üstün yetenekli öğrencilerin sayısı yaklaşık 40 bin kişidir. Bu sayının dışındaki üstün yetenekli yetişkin ve küçük çocukların kim oldukları ya da nerede oldukları bilinmemektedir. Bu açıdan bakıldığında ülkemizdeki üstün yeteneklilerin yalnızca yüzde 1’i fark edilebilmiştir.”

MEB’ in temel bir felsefesi yok

Çitil’ in yazısında: “Bunun temelinde MEB’in üstün yeteneklilik alanında temel bir felsefe ve yaklaşım geliştirmemiş olması gösterilebilir. Yani, ‘MEB zekâ ve yeteneği hangi kuramsal temelle açıklamakta, bu alandaki uygulamaları hangi felsefeye dayandırmaktadır?’ sorusunun cevabını vermek oldukça güçtür. Günümüzde akademik alanda, ‘Üstün yetenekli’ pratik alanda, ‘Özel yetenekli’ kavramlarının kullanılması ciddi bir kavramsal karışıklığa yol açmaktadır.”