KHK mağduru eğitimciler yurt dışında yaşadıkları zorlukları anlattı

Türkiye’de cadı avına dönüştürülen soruşturmalar ve ihraç kararları nedeniyle binlerce eğitimci ülkeyi terk etmek zorunda kalıyor. Yurt dışına giden eğitimciler ise zor şartlar altında yaşam mücadelesi veriyor. Kendi mesleğine ilişkin bir iş bulamayan eğitimciler, çocuk bakıcılığı, garsonluk ya da inşaat işçiliği yaparak geçimini sağlamaya çalışıyor.

DW’nin haberine göre çatışmaların son bulması amacıyla Barış Bildirisi’ne imza atan akademisyenler hakkında “terör örgütü propagandası” yaptıkları iddiasıyla soruşturma açılmış, birçoğu mesleğinden atılmış bir kısmı da hapis cezasına maruz kalmıştı. 15 Temmuz’dan sonra muhaliflerin tasfiyesine dönüşen OHAL kararlarıyla da çok sayıda öğretmen hakkında soruşturma açılmış, mesleklerinden atılmışlardı. Bugün binlerce eğitimci Türkiye’de bu sebeple görevini yapamıyor. Haklarındaki soruşturmalar nedeniyle de başka mesleklerde iş bulamıyorlar. Bu nedenle binlerce çareyi yurt dışında arıyor. DW’ye konuşan eğitimciler yurt dışında yaşadıkları zorlukları anlattı.

30 yaşındaki K.İ. yurt dışına gidenlerden. ODTÜ Felsefe Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalışırken barış bildirisine imza atmış ve hakkında dava açılmış. Pasaportu iptal olur çekincesiyle doktorasını yapmak üzere Paris’e gitmiş.

Tek dileğimiz ülkemize geri dönebilmek’

K.İ., doktora öğrencisi olduğu için bin 400 euro maaş alıyor. Ancak K.İ., bu parayla geçinmenin imkânsız olduğunu söylüyor. Paris’teki çok eski ve rutubetli olan 16 metrekarelik dairesi için Ankara’da ödediği kiranın yaklaşık 10 katını ödediğini belirtiyor. Akademisyen aynı zamanda saati 10 Euro olan çocuk bakıcılığı da yapıyor, gündüz saatlerinde çocuğun altını değiştirmek ya da yıkamak durumunda kaldığında bu ücretin 13 Euro’ya kadar çıktığını söylüyor. Akademisyen “En son ne zamanda bir restoranda yemek yedim hatırlamıyorum” diyor.

Fransa’ya yerleşen eğitimciler arasında KHK ile atılan Şanlıurfa Eğitim-Sen eşbaşkanı, sınıf öğretmeni Leyla Topçu Seçici ve eşi de var. Topçu çifti Fransa’daki üç yıllık hayatında çeşitli işler yapmak zorunda kalmış. Topçu’nun yaptığı işler arasında yol inşaatı işçiliği ve gazete dağıtımcılığı da var. Şu sıralarda bahçıvanlık yaparak ailesinin geçimini sağlamaya çalışıyor. Bir de çocukları olan Topçu çiftçinin tek dileği ülkelerine geri dönebilmek.

 

‘Sağlık haklarımız yok’

Barış Bildirisi’ne imza attıktan sonra hakkında 15 ay hapis cezası verilen akademisyen Buket Türkmen de Galatasaray Üniversitesi’ndeki görevinden istifa edip Paris’e yerleşti. İleri Araştırmalar Enstitüsü’nde çalışan Türkmen, iş bulamayan pek çok eğitimcinin Avrupa’nın çeşitli kentlerinde garsonluk ya da işçilik yaptığını söylüyor. Türkmen, çalışan akademisyenlerin iş bulamayanlara yardımcı olduğunu ve aralarında bir dayanışma fonu oluşturduklarını da aktarıyor. Üniversitelerde kontratlı iş bulmanın zorluğuna dikkat çeken akademisyen, eylül ayında sona erecek kontratı için şimdiden stres yaşıyor: “Nerede olacağım, iş bulup bulamayacağım belirsiz. Uykusuz geceler geçiriyorum. Türkmen’e göre yurt dışında yaşamanın en zor yanlarından biri sağlık haklarının olmaması.

Siyaset bilimci Çetin Gürer ise akademik kariyerine Almanya’nın Bremen kentinde devam ediyor. Gürer eğitimcilerin dava ve KHK’larla ülkeden sürülmesinin ardından Türkiye’de akademinin içinin boşaltıldığını söylüyor: “Türkiye’de akademi diye bir kurum kalmadı. Sürülen akademisyenlerin yerine yandaş hocalar getirildi. Kimin kimi ne zaman ihbar edeceği belli değil. Özellikle öğrenciler bu durumdan çok rahatsız. Bu korku iklimi beraberinde oto sansürü de getiriyor.”