İki ara tatil meselesinde sendikalar da sınıfta kaldı

Bakan Selçuk, 13 haftalık yaz tatilinin iki haftasının nisan ve kasım aylarında birer haftalık ara tatil olarak planlandığını açıkladı. 18-22 Kasım 2019’da ilk ara tatil yapılacak. 6-10 Nisan 2020 tarihleri arasında ikinci ara tatil verilecek.
Bakan Selçuk’un açıklamasından hemen sonra sendikalar tepki dolu açıklamalar yaptı. Bunun bilimsel yanı olmadığını, ülkemizin gerçekleri ile örtüşmediğini, tarım toplumu olmamızdan dolayı çocukların ve ailelerin mevsimlik işçi olarak çalıştıklarını, tatilde öğretmenlerin çalışmasının anlamsız olduğunu iddia ederek ipe un serdiler.
Bakanlığın yaptığının da sendikaların ve yöneticilerinin açıklamalarının da hiçbirinin bilimsel yanı olmadığı görülüyor.
Eğitim bilimciler yıllardır eğitimde başarıyı yakalamış ülkelerde de uygulanan bu sistemin ülkemizde olması gerektiğini vurguladı. Tabi bakanlık ta bununla ilgili eğitim bilimcilerin ve sendikaların görüşlerini almalı ve tartışılmasını sağlamalıydı.
Ayrıca sendikacıların dediği gibi ülkemiz artık tarım toplumu da değil. 2012 de 18 bin köy varken şuan 6 bin köy var. 2002 den buyana 17 bin köy okulu kapandı. Köylerde okul mu kaldı? Sendikaların ve yöneticilerinin bunlardan haberi yok sanırım. Ayrıca okulları, çocuklar ve aileleri mevsimlik tarım işçisi olarak çalışsın diye dizayn etmemiz ne kadar doğru? Tam tersine çocuklar mevsimlik tarım işçisi olmasın diye okulu açık tutacaksınız. Sosyal hukuk devletinin ilk görevi bu çocukların okulda olmasını sağlamaktır. Öğle yemeği, kırtasiye, ulaşım, nitelikli parasız eğitim sosyal hukuk devletinin en baştaki ilkesidir. “Vay efendim çocuklar ve aileleri mevsimlik tarım işinde çalışıyor” diye feryat etmektense, mevsimlik tarım işine muhtaç ailelere ve çocuklarına sahip çıkılmasını sağlamak en doğru çözüm olacaktır.

***

Bunun yanı sıra sendikalar ve yöneticileri “…yahu zaten çocuklar Haziran ayında okula gelmiyorlar. Haziranın 19’una kadar nasıl tutacaksınız çocukları okulda?” diyorlar. 29 Ekim’de, 23 Nisan’da, 19 Mayıs’ta öğrencilerin okula gelmesini sağlayamayan Bakanlık, okul yöneticileri ve öğretmenler var olduğu sürece, çocukları tabi ki Haziran’da okula getiremezsiniz. Bu arada bu yıl, iki ara tatil olmamasına rağmen okullar Haziranın 14’ünde kapanıyor. İki ara tatilin olacağı 2020 sonunda ise 19 Haziran’da kapanıyor. Bunu hiç hesaplamamışa benziyorlar.
110 günlük yaz tatili hangi ülkede var? Neredeyse öğretmenlerin tamamı yaz tatilinden sonra çocukların okula uyum sağlayamadığından, unuttuklarından şikayetçi olurlar. Peki sendikalar bunu araştırmış mıdır? Sanmıyorum…
Ben de Milli Eğitim Bakanlığı’nı yıllardır eleştiriyorum. Ancak Sendikalar ve yöneticilerinin dün pedagojik yanına bakmadan, bilimselliğini ölçmeden, alanın uzmanlarına danışmadan aceleci bir tavırla açıklama yapmaları, tıpkı Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı uygulamalara benzedi. Keşke önce bir araştırsaydınız, dünya örneklerine baksaydınız, eğitim bilimcilere ve üyeleriniz olan öğretmenlere sorsaydınız da açıklamalarınızı bilimsel donelerle güçlendirseydiniz.
Şahsım adına açıkçası bu iki ara tatil meselesinin eksik yanları olsa da olumlu olduğunu ve üç kez karne verilmesi gerektiğini düşünüyorum.  Çünkü;
1. 90’ar günlük periyotlar çok uzun bir zaman dilimi. Öğretmenler ve öğrenciler bu 90’ar günlük periyodların sonuna yaklaştıklarında verimliliklerini kaybediyorlar. Motivasyon azalıyor.
2. Tarım toplumu değiliz artık. Tarım toplumu olsak da, sosyal hukuk devletinin görevi tüm bireyleri okula kavuşturmak ve okulda tutmaktır.
Ayrıca;
Bu ara tatiller çok iyi değerlendirilmeli. Çocukların özellikle sosyal etkinliklere yönlendirilmesi önemli olacaktır. Burada MEB’e ve ailelere de çok iş düşüyor.
Yaz tatilinin de daha da kısaltılması doğru bir uygulama olacaktır. Özellikle yaz aylarında sanat, spor etkinliklerinin yoğunlaştırılması çocukların gelişimi açısından önemlidir.
Öğretmenlerin yetkileri artırılmalı. Sınıf tekrarı uygulaması yeniden işler hale getirilmeli.
Mazeretsiz devamsızlıkta her düzeyde sınırlama getirilmeli. Bir gün okula gelen çocuk sınıf geçememeli.
Okulların fiziksel donanımı iyileştirilmeli. Okullar 7 gün kullanıma uygun hale getirilmeli.
Yeni uygulamada elbette çocukların devamsızlık yapma ihtimali yükselebilir. Yıllardır Bakanlığa “çocukları okullaştıramıyorsanız, takip ve kontrolünü yapamıyorsanız bir dakika bile kalmayın o koltukta” diyoruz. Bu nedenle bakanlığın asli görevi okullaşma oranlarını yükseltmek ve devamsızlıkları azaltmaktır.

***

Tüm bunların yanı sıra Milli Eğitim Bakanlığı eğitimle ilgili diğer sorunları da görmeli. Ziya Öğretmen Bakanlıkta 1 yılına dolduracak olmasına rağmen yapısal hiçbir değişiklik yok ortada. Mesela ilkokulların yeniden 5 yıl olması, 4+4+4 gibi bir kara mizahın ortadan kaldırılması, yandaşların hala yönetici kadrolarına elini kolunu sallaya sallaya atanması tartışılmaya değer konuların en başında geliyor. Ders saatlerini ve sayılarını azaltacağız dediler, ama hala herhangi bir açıklama yok ortada. Sözün özü MEB ne yapıyorsa iki ara tatil meselesinde sendikalar ve yöneticileri de aynısını yapıyor. Araştırmadan, sormadan, soruşturmadan, bilimselliğine bakmadan, pedagojik açıdan artılarına ve eksilerine bakmadan hesapsız kitapsız açıklama yapıyorlar.
ERG, TEDMEM gibi kuruluşlar çeşitli raporlar yayınlıyorlar. Eğitimle ilgili ülke gündeminde yer buluyorlar ve söz sahibi oluyorlar. Yılsonu raporları tüm eğitimciler tarafından takip ediliyor ve inceleniyor. Çok şükür onca olanağa sahip sendikaların bilimsel yöntemlerle bir araştırma yaptığını, eğitimin sorunlarını ortaya koyduğunu görmedik!
Oysaki bu ülke de TÖS döneminde Türk Halkının beslenme sorunlarından, konut sorunumuza, maden sorunumuzdan, öğrenmenin uyandırma görevine, Türk Eğitiminin çıkmazlarından, ilaç sömürücülüğüne kadar birçok konuda sayısız araştırma ve kitap yayınlanmıştır.
Geldiğimiz noktada, rahmetli Uğur Mumcu’nun dediği gibi “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan” kişilerin çokluğudur.