Gündem
Öğrenciler
Öğretmenler
Yazarlar
Üniversiteler
Sınavlar
Kamu Haberleri
Bir Zamanlar Eğitim
İletişim
Künye
  Öğretmenlik alan bilgisi testinde hüsran

Öğretmenlik alan bilgisi testinde hüsran

2018 Yılı öğretmenlik alan bilgisi sınavları yapıldı.Sonuçları dün ÖSYM tarafından sayısal bilgiler istatistiği olarak açıklandı.16 Branşta yapılan sınavların doğru soru çözme ortalamaları geçen yıldan daha düşük oluştu.Geçen yıl KPSS Lisans A grubu eğitim bilimleri Sınavına 412 bin 5 kişi girerken bu yıl sayı 416 bin 282 oldu.ÖABT’a giren öğretmen sayısı 2017 yılında 265 bin 676 iken 2018 yılında sayı 276 bin 343’e çıkmıştır.KPSS A grubu eğitim bilimleri sınavına girenler ile ÖABT’a girenler arasında oluşan 110 bin kişilik sayısal fark OABT’a alınmayan diğer öğretmenlik branşlarından kaynaklanmaktadır.

Din bilmeden din öğretmenliği

Sınava giren sayısı artarken ortalama sonuçları; 3 branşta artışın 12 branşta düşüş olduğunu,bir branşta ise değişim olmadığını göstermektedir. En trajik düşüş yaklaşık 11 soruluk fark ile DKAB(Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi) öğretmenliğinde olmuş görünüyor.Üstelik bu branştan sınava giren sayısı 4 bin artmışken doğru soru çözme sayısında düşüşün bu denli yüksek olması oldukça düşündürücü  olan bir sonuç. 2017’de doğru soru çözme ortalamasının çıtası en yüksekte olan rehber öğretmenlkte de 2018 yılında 5 soruluk gerileme yaşanmıştır. Sonuç olarak, sonuçlara bakarak iki görüş söylenebilir. Birincisi ya öğretmen yetiştiren programların niteliği düşmektedir ya da atanmak için mülakata çağrılacak öğretmenlerin taban puanları yükselsin diye soruların zorluk derecesi yükseltilmektedir. Her iki görüşte öğretmenlik öğretim programlarının sorunlar yaşamakta olduğunu ortaya koymaktadır.  Sonuçlar üzerinde hem MEB ve YÖK hem de öğretmenlik öğretim programı bulunan üniversiteler özenle durmalıdır. Bu sonuçların üzerinde önemle durulmasının yanında, 2018’de ataması yapılacağı söylenen 20 bin öğretmenden sonra kalan 396 bin işsiz öğretmenin durumunun ne olacağı da önem kazanmaktadır. İşsiz kalan 396 bin öğretmene iş bulma görevi ise siyasi iktidara düşmektedir. Ayrıca 2018 yılı içinde atanması öngörülen 20 bin öğretmen kadrosunun “bahşedilmiş ve minnet duyulması” gereken bir adım gibi gösterilmesini anlamak olanaklı değildir. Bir tarafta öğretmen bekleyen çocuklar, diğer tarafta atanmayı bekleyen gençler. “Yapacağımız bir şey yok, bizden bu kadar ya da başka alanlarda kendinize iş arayın” deme seçeneğini işaretlemeniz mümkün değil. Bu sorunu ya çözeceksiniz ya da çözeceksiniz.  İş sorunları çözülmeyen gençlerin yaşayacağı ruhsal bunalımlar ve olası trajediler hepimizin vicdanlarını kanatacak sonuçların yaşanmasına neden olabilir. Sorunun çözümüne katkı olması bakımından ivedilikle atılması gereken adımlar olduğunu düşünüyorum. Bu bağlamda; a-Öğretmen liseleri nitelik yönünden güçlendirilmeli, öğretmenlik lisans programlarını seçecek öğrencilere burs, ek puan, ücretsiz barınma gibi teşvikler verilmelidir. b-Öğretmenlik öğretim programları belli bir plan dahilinde ve kamu-özel arz talep dengesi üzerinden yeniden planlanmalı, pedagojik formasyon programlarından başlayarak diğer programlardaki sayılar azaltılmalıdır. c-Öğretmen akademileri zaman kaybetmeden sınırlı sayıda olmak üzere belli merkezlerde kurulmalıdır. ç-Öğretmenlik lisans programlarının sonunda lisans bitirme sınavı konulmalıdır. Bunun yanında okul uygulaması(staj) sonunda uygulama sonuçlarının değerlendirilmesine yönelik yeterlilik testleri uygulanmalı, lisans bitirme sınavından ve uygulamadan alınacak puanların atanma puanına katkısı sağlanmalıdır. d-Mülakat kesinlikle kaldırılmalı, atanmaya esas puan; KPSS puanı+ 4 lisans ders notları ortalaması+ lisans bitirme notu+ okul uygulaması(staj) notlarının ortalamasından oluşturulmalıdır. Yukarıda önerilen adımları atarak öğretmenliğin niteliğini arttırabilir, yeterliliği daha üst düzeylere çekebiliriz. Böylece tablolarda oluşan başarısız sonuçların önüne geçebiliriz.