Gündem
Öğrenciler
Öğretmenler
Yazarlar
Üniversiteler
Sınavlar
Kamu Haberleri
Bir Zamanlar Eğitim
İletişim
Künye
  Öğretmenler için yüksek lisans parasız olmalı

Öğretmenler için yüksek lisans parasız olmalı

Türkiye’nin öğretmen yetiştirme sistemi yeniden düzenleniyor. Öğretmenlik hemen her siyasi iktidarın eğitim programları arasında ilk sırada yerini aldı.Programlar,projeler,şuralar ve diğer eğitim etkinliklerinde öğretmenlik sürekli ön planda tutuldu, öneriler geliştirilip kararlar alındı.  Sadece ülkemiz açısından değil, bütün dünya ülkelerinde öğretmenlik ve öğretmen yetiştirme konusu eğitim sistemlerinin önemli gündemi olma özelliğini korumayı sürdürüyor. Dünya eğitim liginin üst sıralarında yer alan ülkelerin öğretmen yetiştirmeye çok özel önem verdiklerini, büyük yatırımlar yaptıklarını ulaştığımız kaynaklar bize söylemektedir.Yeterlilikleri ve niteliği güçlü öğretmen yetiştirme arayışları kesintisiz devam ediyor. Öğretmen yetiştirme sistemi göreve başlayan her yeni bakanın öncelikleri arasında ilk sırada yer alma özelliğini koruyor.Temmuz ayında göreve  yeni atanan Sayın Selçuk’un öncelikli gündeminin ve söyleminin de öğretmenlik üzerine yoğunlaşmış olduğunu görmekteyiz. Dünya dijital çağı yaşıyor, teknoloji baş döndüren bir hızla çocukların  yaşamını etkiliyor olsa da öğretmenliğin her dönem eğitimde ki rolünü ve önemini hiç kaybetmediği, bu rol ve önemin yüz yıllarca devam edeceği anlaşılıyor.
Tarihçi Yahya Akyüz ülkemizin öğretmen yetiştirme sisteminin başlangıç tarihini 1824 yılına dayandırmaktadır.Yahya Akyüz ilgili kitabında “Osmanlı’da ilköğretim, 1824 yılında II. Mahmud’un yayınladığı “1824 fermanı” ile yalnızca erkek çocukları için İstanbul’da, 1826 yılında ise tüm yurt genelinde zorunlu olurken, 1913 yılında çıkarılan yasa ile ilköğretim tüm imparatorluğu kapsayacak şekilde parasız ve zorunlu hale getirilmiştir. Tanzimat ile birlikte ilköğretimin zorunluluğu ve bu amaca uygun olarak öğretmen okullarının açılması gündeme gelmiştir (Akyüz, 1999, 140- 155) İmparatorluk döneminde öğretim kademelerine göre öğretmen yetiştiren okulların açılış sıraları şöyledir (Akyüz, 1999, 139-187):
•1848’de Ortaöğretmen Okulu (Dârülmuallimin-i Rüşdi),
•1868’de Erkek İlköğretmen Okulu (Dârülmuallimin-i Sıbyan),
•1870’de Kız Öğretmen Okulu (Dârülmuallimat),
•1891’de Yüksek Öğretmen Okulu (Dârülmuallimin-i Âliye),
•1913’de Anan Öğretmen Okulu (Ana Muallim Mektebi) açılmıştır.
II. Meşrutiyet ile birlikte eğitim alanındaki birikimler, öğretmen yetiştirmeye de aktarılmış, özellikle İstanbul Erkek Öğretmen Okulu’ndaki yenilikler ve elde edinilen başarılar taşradaki öğretmen okullarının gelişmesinde etkili olmuştur.”  Yahya Akyüz’ün tarihsel bulgu ve bilgilendirmelerine göre ülkemiz 194 yıllık bir öğretmen yetiştirme tarihine sahiptır. Neredeyse iki asra yaklaşan bir birikim ve deneyimden söz ediyoruz.

MEB Şura Kararlarında Öğretmenlik

İlk şura  1939’da Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel döneminde toplandı.1939’dan bu yana yapılan 19 şura toplantısının 12’sinde öğretmenliğin şura toplantılarının  ana gündem maddesi olduğunu görmek mümkün.Öğretmenlik ve öğretmen yetiştirmenin  temalar arasında yer aldığı ilk şura 1949 yılında toplandı.1962 ile  1982 yıllarında yapılan 7  ile 11. şura toplantılarının gündem maddelerinin neredeyse tamamı öğretmenliğin düzenlenmesini  içeren maddelerden oluştu.Bir bakıma bu iki şura son 56 yılın öğretmen yetiştirme eğitiminin ana akslarının oluşturulduğu kararların alındığı şuralar oldu.Öğretmenliğin ana tema olduğu toplam 12 şurada yüzlerce kararın alındığını görmekteyiz.Son yıllarda yapılan şuralarda öğretmenliğe yönelik alınan kararların eskiden alınan kararların pek çoğunun tekrarı yönünde olduğunu gördükçe aslında yıllardır hiç bir şeyin değişmediğini,yeni gibi sunulanların eskinin tekrarından öteye geçmediğini söylemeliyim.

12 MEB şura toplantısında alınan kararları beş genel başlık ve alt başlıklar altında toparladığımızda bu başlıklar;

A- Öğretmen yetiştirme ve öğretmenlik eğitimi
-Köy Enstitüleri
-İlk öğretmen okulları
-Yüksek öğretmen okulları
-Eğitim enstitüleri
-Eğitim fakülteleri
-Pedagojik formasyon veren diğer lisans programları
B- Öğretmen yetiştiren kurumların programları ve program içerikleri
-Öğretmenliğin tanımı,ilkeler ve amaçlar
-Özel alan bilgisi
-Genel kültür
-Pedagojik formasyon
-Hizmet öncesi uygulama süreçleri
C- Öğretmen istihdamı, atama ve göreve başlama
-Arz talep dengesi ve atanmayan öğretmenler
-Kapanmayan yara öğretmen açıkları
-Ücretli,sözleşmeli ve kadrolu öğretmenlik
-Öğretmeni,ölçme,değerlemdirme ve seçme yöntemleri
D- Atanmış öğretmenlerin yaşadığı sorunlar
-Çalışma ve yaşam koşulları
-Ekonomik,özlük ve sosyal haklar
-Genel ve özel düzenleyici mevzuat ve işlemler
E- Atanmış öğretmenlerin hizmet içi eğitimleri
-Adaylık(staj) dönemi  eğitimleri
-Yenilenme ve gelişme eğitimleri
-Kariyer eğitimi (yüksek lisans ve doktora)
Son yıllarda öğretmenlik eğitimi ve öğretmen yetiştirme sistemine yönelik yapılan düzenleme ve iyileştirmeleri YÖK Başkanı Yekta Saraç şöyle açıklamaktadır: 
Öğretmenliği, kadim kültürümüz ve geleneğimiz içinde yer alan kültürel ve etik kodlarla ahlaki erdemler üzerine yeniden inşa etmek zorundayız. Verdiğimiz eğitimde tutum ve davranışlar,değerler ve yetkinlikler üçlüsünü önemsiyoruz. Şimdi biraz, sizlere eğitim bilimleri ve öğretmen yetiştirme alanında ulaştığımız noktadan ve yaptıklarımızdan bahsetmek isterim.
Sayılara bakarsak; ülkemizde 93 eğitim/eğitim bilimleri fakültesi vardır. Ayrıca 44’ü aktif olmak üzere 50 tane de Eğitim Bilimleri Enstitüsü bulunmaktadır. Yükseköğretimdeki mevcut örgün lisans öğrencisinin %9’u, yani 221.530 öğrenci, eğitim/eğitim bilimleri fakültelerinde eğitim görmektedir. Eğitim Bilimleri ve Öğretmen Yetiştirme alanındaki yüksek lisan öğrencisi sayısı, 39.556, doktora öğrencisi ise 6.907’dir. Yani Yükseköğretimde lisansüstü eğitimdeki öğrencilerin %8’i, Eğitim Bilimleri ve Öğretmen Yetiştirme alanında eğitim görmektedir.
2017-2018 eğitim öğretim yılı verilerine göre eğitim/eğitim bilimleri fakültelerinde istihdam edilen öğretim elemanlarının toplamı 8.850 olup bunların 5.698’i yani yaklaşık üçte ikisi, öğretim üyesidir. Buna göre yükseköğretimde istihdam edilen öğretim üyelerinin yaklaşık %7,5’i, bu fakültelerde istihdam edilmektedir. Bu fakültelerdeki lisans programlarında ortalama öğrenci sayısı, öğretim üyesi başına 39; öğretim elemanı başına ise 25’dir. Lisansüstü eğitimde ise öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı 7,6’dır.
Diğer taraftan 2017 yılında Eğitim/Eğitim Bilimleri Fakültelerimizdeki 46.669 kontenjan, 2018 yılında 44.411 olarak belirlenmiş, kontenjanlar belli ölçüde azaltılmıştır. Ancak 2017 yılında doluluk oranı %95 iken, 2018 yılında %99,2 olmuş ve doluluk oranları artmıştır. Bu rakamlar Eğitim Fakültelerimiz için kalite eksenli rasyonel bir kontenjan planlaması yapıldığının önemli bir göstergesidir. Yükseköğretimin diğer alanlarında olduğu gibi eğitim bilimleri ve öğretmen yetiştirme alanında da nicelik yönünden oldukça büyük bir kapasite oluşmuştur. Bundan böyle yükseköğretimde ve eğitim/eğitim bilimleri fakültelerimizde, daha nitelikli ve etkili öğrenme-öğretme süreçleri gerçekleştirmek, öğretmen adayları yetiştirmek ve öğrenme sonuçları elde etmek istiyoruz.
Bu bağlamdan olmak üzere iyileştirme tedbirleri aldık:
Öğretmen yetiştirme programlarıyla ilgili olarak Yükseköğretim Giriş Sınavında (YKS) baraj uygulaması (300.000) getirdik. Elbette baraj uygulaması tek başına Eğitim Fakültelerine gelecek öğretmen adaylarının niteliğini belirlemede yeterli değildir, ama çok önemli bir faktördür.İkinci öğretim programlarını (okul öncesi eğitim ve rehberlik hariç) tamamen kapatılmıştır. Bazı programların (Ör. BÖTE) giriş puanı türleri değiştirilmiştir.Milli eğitim sistemindeki yeni yapılanmaya bağlı olarak 2017 yılında eğitim/eğitim bilimleri fakültelerinin bölüm (9 Bölüm) ve anabilim dallarını (33 Anabilim Dalı) yeniden yapılandırılmıştır.
Lisans programlarını, eğitimde gündeme gelen paradigma dönüşümü ve sosyal ihtiyaçlara göre, 2,5 yılı
aşkın bir zaman diliminde güncelledik, 2018-2019 öğretim yılından itibaren de uygulamaya başladık. Programlarda, Yeni Lisans Programları Kitabı’nın başındaki uygulama esaslarına uyulmasını bekliyoruz. Ayrıca okullarda bir dönemde gerçekleşen “Öğretmenlik Uygulaması” dersleri, Öğretmenlik Uygulaması I ve Öğretmenlik Uygulaması II şeklinde iki döneme yayılmıştır. Milli Eğitim Bakanlığımızca okullardaki uygulamalara rehberlik eden öğretmenlerin niteliğini geliştirmeye dönük çalışmalar yapılmış; öğretmenlik uygulamaları daha disiplinli bir şekilde gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Bu uygulamalarla ilgili Bakanlığımız ve YÖK arasında 1998’de imzalanan işbirliği protokolü bugün, güncellenerek yeniden imzalanacak olup, Bakanlığımız ve ilgili paydaşlarla birlikte yönerge de güncellenmiştir. 2018-2019 öğretim yılından itibaren öğretmenlik uygulamaları, bu Yönerge esaslarına göre yapılmaya başlanmıştır.”
Sayın Saraç’ın açıklamaları arasında öğretmen olmak için pedagojik formasyon alan ve diğer lisans programlarına devam etmekte olan adayların sayısı ve niteliği ile ilgili herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.Oysa öğretmenlik lisans programları dışında kalan diğer lisans programlarında okumakta olan yüz binlerce öğrenci öğretmen olarak atanabilmek adına para vererek pedagojik formasyon belgesi almak için çaba harcamaktadır. Sayın Saraç’ın açıklamaları arasında an itibarı ile atanmayı bekleyen 420 bin öğretmenin durumunun ne olacağına ilişkinde bir bilgiye rastlanmamıştır. Bütün bu sayısal gerçekler bugüne kadar yürütülen ve yanlış olduğu defaden dile getirilen öğretmen yetiştirme sistemine yönelik politikaların sonucudur.Yukarıda yapılan açıklamalar arasında uygulamaların 1 ve 2 olarak iki döneme yayılmış olması olumlu ancak yetersizdir.Uygulama süreçlerinin her öğretmen yetiştirme programı için seçilecek iki üç uygulama okulunda üçüncü sınıftan başlayarak yürütülmesi bir tür okulda fakülte/üniversite olacak şekilde düzenlenmesi yeterlilikler ve nitelik açısından öğretmen adaylarına daha çok bilgi, birikim ve deneyim kazandıracaktır.
2018 Yılı MEB Faaliyet Raporunda yüksek lisanslı öğretmen ve idari personelin toplam sayısı 89 bin 350(%8.98) kişi,doktoralı personelin sayısı ise  bin 443 (%0.014) kişi olarak verilmektedir.Toplam  90 bin 793  doktora ve yüksek lisanslı personelin  öğretmen ve idari personel detay bilgisi verilmemiştir.Ayrıntı verilmemiş olsa da biz bu sayının büyük bir bölümünün öğretmenlerden oluştuğunu öngörmekteyiz. 2018 yılında atanmak için başvuru yapan öğretmen sayısı 143 bin 85 kişi olurken, atanan öğretmen sayısının 25 bin 516(%17.88) olduğu görülmektedir. 2018 yılında çeşitli nedenlerle(emeklilik,istifa ölüm vb gibi) meslekten ayrılan öğretmenlerin sayısı ise 8 bin 982 kişi olmuştur.
Sonuç olarak,açıklanan yeni öğretmen atama sisteminde Tezsiz Yüksek Lisans programının zorunlu olacağını anlıyoruz.Lakin bunun atama öncesi mi yoksa atama sonrasında mı gerçekleşeceği henüz netleşmemiştir.Hemen her konuda olduğu gibi bu konuda da belirsizlik ve muğlaklık sürmektedir. Düzenlemenin Öğretmenlik Meslek Kanunu içinde gerçekleştirilmesi yüksek olasılık olarak görülmektedir. Öğretmenlerin  yüksek lisans yapmaya başladığı günden bu yana tezsiz yüksek lisans tamamlama süreçleri büyük oranda özel üniversitelerde belli bir ücret ödenerek tamamlanmaktadır.Programların ederi üniversitelere göre farklılık gösterirken ortalama rakam yaklaşık 10 bin lira düzeyindedir.Öğretmenlere atama öncesi ya da sonrası tezsiz yüksek lisans zorunluluğu getirilmesi özel veya kamu üniversitelerinin yeni gelir kaynağı olarak görülmemeli,Tezsiz Yüksek Lisans öğretmenler için tuzak olacak bir işlev görmemelidir.