Gündem
Öğrenciler
Öğretmenler
Yazarlar
Üniversiteler
Sınavlar
Kamu Haberleri
Bilim ve Teknoloji
İletişim
Künye
  Bütçe Yoksa Eğitimde Nitelik Nasıl Olacak?

Bütçe Yoksa Eğitimde Nitelik Nasıl Olacak?

Her yıl bu tarihler Türkiye Bütçesinin,bu bütçe içerisinde de bakanlıkların bütçesinin gündem olarak tartışıldığı tarihler olmuştur.Bakanlıklara ve diğer alanlara ayrılan bütçelerin yeterli olup olmayacağı üzerinde yoğunlaşan tartışmalar genelde tartışma düzeyinde kalır.Yapılan eleştiri ve önerilerden bütçe yapıcılarının ders çıkararak bir değişiklik yapmadıkları  bugüne kadar yaşanmış gerçeklerdendir.Bütçe yapıcıları temel bir takım iktisadi göstergelere odaklanır,eleştirenler ise ayrılan kaynakların yetersizliklerine vurgu yaparak artırılması gerektiğine dikkat çekmeye kamuoyu oluşturmaya çalışırlar. Ayrılan kaynakların yetersizliği ve yetmezliğini, bütçe yapıcıları ile yanlılarının ilk defa bu yıl satır aralarına sıkıştırarak ifade etmeye çalıştıklarına tanıklık etmekteyiz.

Okullar ve üniversiteler muhatap oldukları toplum kesimleri arasında çok geniş kitlelere hizmet veren kurumlardır.Milyonlara hizmet veren bu kurumlarda hizmetin niteliği,eşitliği ve yeterliliği çok önemlidir.Bu hizmetlerin aksamadan yürütülmesi ise kurumlara ve kurumlarda hizmet verenlere ayrılan bütçelerin yeterliliği ile yakından ilişkilidir.Ayrılan kaynakların yeterliliği ile hizmetin niteliği arasında kurulacak denge hedeflerin tutturulmasında ve sonuca olumlu katkı sağlayacaktır.. Bu dengenin sağlam kurulmaması ise toplumun gelecek kaygıları yaşamasına yol açmaktadır.Bu bağlamda okullara ve üniversitelere ayrılan kaynakların yeterliliği çocuk ve gençlerin gelecekte mutlu ve sağlıklı yurttaşlar olarak topluma katılmalarında etkili olacaktır. Bu değerlendirmelerden yola çıkarak incelediğimizde MEB’in 2019’da gerçekleştiremediği hedefleri kaynak yokluğuna dayandırarak 2020 yılına ötelemiş olduğunu söylemek mümkündür. Ertelemeye rağmen 2020 yılı bütçesinde de eğitim ve yükseköğretime ayrılan kaynağın hizmetlere ve yatırımlara yetmeyeceği, hizmet verenlerin yaşam standartlarının yükseltilmesine ve dolayısıyla niteliğin artmasına herhangi bir katkısının olmayacağını görmek gerekmektedir.

Yükseköğretim bütçe değerlendirmesini daha sonraya bırakarak,MEB’in 2019 Programına konulmuş ancak gerçekleşmeyen ve 2020 yılına ertelenen hedeflerine baktığımızda; Öğretmenlik Meslek Kanunun,öğretmen açıklarının kapatılmasının,ücretli öğretmenlerin ek ders ücret artışının,ek göstergenin 3600’e çıkarılmasının,ikili eğitimden tam gün eğitime geçilmesinin,okul öncesinde 5 yaşın zorunlu olmasının,müfredatın yenilenip güncellenmesinin,öğretmenlerin yaşam standartlarını yükseltecek ekonomik ve sosyal iyileştirmelerin ve öğrenci devamsızlık sorununun gelecek yıla ya da yıllara ertelendiğini görmekteyiz.An itibarı okulöncesinde 5 yaşta okullaşmayan çocuk oranı %24.8’dir. Sayın Bakan okulöncesinde yüzde yüz okullaşma için 17 bin derslik 20 bin öğretmene gereksinim olduğunu ifade etmektedir.Oysa 2020 hedef artış oranı sadece %2,8 olacak şekilde konulmuştur.Eğer gelecek yıllarda da artış bu oranda olacaksa okulöncesi 5 yaşta okullaşma oranının yüzde yüze ulaşması ancak 9 yılın sonunda gerçek olabilecektir. Sayılara özel eğitime (engelliler) gereksinim duyan çocukların okullaşamayanlarının okula erişimi ile oluşacak açıklar eklendiğinde 2020 için MEB’e ayrılan bütçe yetmeyecektir.

Bir başka hedef tam gün eğitimle ilgilidir.Bu hedefe bakıldığında kamuya ait ilkokul,ortaokul ve liselerde an itibarı ile 3 milyon 376 bin 698 öğrenci (%24.5’) 3’ü imam hatip lisesi olmak üzere 10 bin okulda (%16 ) ikili eğitim ve öğretimde okumaktadır.Yani her dört öğrenciden biri ikili eğitime devam etmektedir.Bakanlığın 2020 yılı sonu için üç okul türünde belirlediği tam gün eğitim ve öğretime geçme hedefi ise % 5,8’dir. Bu artış hedefine göre devam ederse ilkokul,ortaokul ve liselerde tam gün eğitime geçmek ancak 2023 yılı sonunda gerçekleşecektir.Tabi bütün bu hesaplar hedeflerin yıl sonunda tam olarak tutturulması ile mümkün olacaktır.Geçmiş yılların yaşanmış pratikleri hedeflerin hiç bir zaman tam olarak gerçekleşmediğini ortaya koymaktadır.Bunun için geçmiş zaman değerlendirmelerimizde sürekli olarak “hedefleri koymak yetmez gerçekleştirmek gerekir” demiştik.

Sonuç olarak,


ülkemizde yaşayan ve TC. vatandaşı olmayan yaklaşık 750 bin çocuğunsa kamu okullarına dahil edildiğini düşündüğümüzde sınıf mevcutları,derslik ve öğretmen ihtiyacı daha da artmaktadır.Nereden bakarsanız bakın 2020 yılı eğitim bütçesi ve bu bütçe içinde yıllar itibarı ile azalış gösteren yatırım bütçesi ülkemizin ve toplumun geleceğine dair kaygılarımızı azaltmaktan uzaktır. Kaygılıyız çünkü, milyonlarca çocuk ikili eğitimde okumaktadır.Kaygılıyız çünkü,iki yıldır üzerinde çalışıldığı ve her sorulduğunda “pozitif düşünüldüğü” söylenen ek gösterge 3600’e çıkarılmamıştır.Sorun listesini uzatmak sorun değil, asıl sorun,sorunları yaratan nedenleri ortadan kaldırmakta ve bugüne kadar çözüm bulmakta gecikenler de. İşte bunun için soruyoruz “Bütçe Yoksa Eğitimde Nitelik Nasıl Olacak?”

Alaaddin Dinçer/Eğitimci/07.11.2019