Gündem
Öğrenciler
Öğretmenler
Yazarlar
Üniversiteler
Sınavlar
Kamu Haberleri
Bilim ve Teknoloji
İletişim
Künye
  Bugün 6 Kasım  YÖK’ün Kuruluşunun 38. Yılı

Bugün 6 Kasım YÖK’ün Kuruluşunun 38. Yılı

YÖK'ün kuruluşunun 38. yılında Eğitim Sen ve Eğitim İş'den açıklama geldi.İşte o açıklamalar;

EĞİTİM SEN

38 Yılda YÖK Güçlendi, Üniversite Tükendi!

Bugün Türkiye üniversitelerinde özgürce bilimsel bilgi üretmek, hakikati aramak, sanat ve felsefe üretmek yasaktır! Bugün Türkiye üniversitelerinde serbest olan tek şey, siyasi iktidarca makbul görüleni üretmektir! Bugün Türkiye’de üniversiteden, akademiden, eleştirel ve özgür düşünceden bahsetmek neredeyse imkânsız hale gelmiştir! Çünkü;

  • Cumhurbaşkanı tarafından doğrudan atanan rektörlerce yönetilen,
  • Hukuku, akademik özgürlükleri yok sayan,
  • Akademik özgürlüklere, iş güvencesine, barışa ve demokrasiye sahip çıkan akademisyenleri ihraç eden, emekliye zorlayan, işten atan,
  • Araştırma görevlilerine işsiz kalmak dışında bir vaatte bulunmayan,
  • Tez ve araştırma konularına müdahale eden,
  • Öğrencilerini muhbirleştiren,
  • Akademik üretimin kolektif bir emeğin ürünü olduğu gerçeğini ve dolayısıyla üniversitenin temel bileşenlerinden olan idari ve teknik personeli yok sayan,

bir kuruma üniversite denemez!

  • Dekanların, kendilerini anabilim dalı başkanı ilan edip istediğini yaptığı,
  • İdari kadrolara hülle yoluyla atamaların yapıldığı,
  • Güvenlik soruşturmaları aracılığıyla yürütülen cadı avıyla, iktidarca makbul görülmeyen akademisyenlerin sözleşmelerinin yenilenmediği,
  • İşten atılma ya da soruşturma geçirme korkusunun had safhaya çıktığı,
  • Para ile tez ve makale yazdırmanın mübah sayıldığı,
  • Akademik atama ve yükselme kriterlerinin sürekli değiştirildiği,
  • Öğrencilerin, herhangi bir sosyal ya da kültürel bir etkinliği yapabilmesinin fiilen yasaklandığı

bir ortamda akademi var olamaz!

Bu nedenle, AKP iktidarının üniversitelere dair söyleyebildiği tek şey artan üniversite sayıları, öğrenci sayıları ve yayın sayılarıdır! Ancak nicel büyüme nitelik artışını beraberinde getirmemiştir. Aksine, üniversiteler ağır bir yıkıma maruz kalmış, ciddi bir nitelik kaybı yaşamıştır! Çünkü demokratik bir siyasal iklim olmadan akademik özgürlüklerin, düşünce ve ifade özgürlüğünün var olabilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla da üniversitelerin gücü demokrasinin ve evrensel hukuk ilkelerinin yaşamdaki gücüyle doğru orantılıdır.

Eğitim Sen olarak belirtmek isteriz ki, Türkiye üniversiteleri köklü bir dönüşüme ihtiyaç duymaktadır. Bunun ilk adımı ise YÖK’ün kaldırılmasından geçmektedir! Barış talep eden ya da sendikal faaliyetleri nedeniyle rektörlerin şimşeklerini üzerine çeken akademisyenleri, idari ve teknik personeli ihraç eden, haklarında her türlü nefret kampanyasını yürüten, cezaevlerine gönderen bir yönetim aklı ortadan kalkmalıdır. Talebimiz açık ve nettir! YÖK kaldırılmalı, ihraç edilen akademisyenlerin, idari ve teknik personelin kurumlarına geri dönme hakkı sağlanmalı ve itibarları iade edilmeli, üniversiteler demokrasinin, eşitliğin, özgürlüğün ve adaletin yaşam bulduğu kurumlar haline getirilmelidir! Siyasi iktidarın ve sermaye çevrelerinin çıkarlarına hizmet eden üniversite fikrinden vazgeçilmeli ve insan, toplum, doğa yararına üniversite fikri sahiplenilmelidir! Aksi halde bu yıkımın sürmesi ve daha ağır sonuçlar yaratması kaçınılmazdır!

EĞİTİM İŞ

ÜNİVERSİTELERİN VE BİLİMİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL YÖK KALDIRILSIN!

Bugün 6 Kasım, 38 yıldan bu yana özerk üniversitelerin, akademik özgürlüğün, bilimin ve akademisyenlerin üzerine bir karanlık olarak çöken YÖK’ün kurulduğu tarih.

12 Eylül darbesinin ardından üniversiteler üzerinde baskı aracı olması için kurulan YÖK, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL kapsamında çıkarılan KHK’lar ile daha baskıcı ve hukuk dışı bir kurum haline gelmiştir.

AKP, kontrolüne aldığı YÖK’ün kurumsal yapısının sağladığı baskıcı imkânları sonuna kadar kullanmıştır. Devletin muhalif tüm kesimlere karşı şiddet araçlarını sınırsızca kullandığı bir dönemde üniversiteler, YÖK, rektörlükler ve polis eliyle zapturapt altına alınmak istenmiş ve soruşturma, sürgün, ihraç, psikolojik baskı, kadro vermeme gibi uygulamaların sayısında artış yaşanmıştır. Üniversiteler sermayenin arka bahçesi haline gelirken, üniversite öğrencileri de kağıt parçasına dönüşen diplomaları ile sermayenin ucuz iş gücü olarak güvencesiz çalışmaya, işsizliğe sürüklenerek, geleceksizleştirilmektedir.

2002 yılında ilk defa iktidara geldiğinde 12 Eylül askeri darbesinin ürünü, YÖK’ü kaldıracağını ve üniversiteleri özerkleştireceğini söyleyen AKP’nin, 17 yıllık iktidarı döneminde YÖK’ün kaldırılmasının aksine, üniversiteler bilimsel özgürlüklerini ve kurumsal özerkliklerini tamamen kaybetmiştir.

676 sayılı KHK ile demokratikliği zaten tartışmalı olan rektörlük seçimleri tamamen kaldırılmış ve üniversiteler doğrudan saraya bağlanmıştır. Daha önceleri rektörlük seçimlerinde ortaya çıkan sonuçlara saygı gösterilmeden istediğini atayan Cumhurbaşkanlığı makamı artık istediği kişiyi istediği üniversiteye rektör olarak atamaktadır. Liyakat ve akademik yeterliliğin yerini, iktidara yakınlık ve biat kültürü almış, özgür ve eleştirel düşünceye darbe vurulmuştur.

Bugün üniversitelerimiz, doğrudan siyasal iktidar ya da YÖK aracılığıyla antidemokratik uygulamalar altında eziliyor, karanlığa ve yıkıma sürükleniyor. Üniversitelerimizin yaşaması ve toplumsal işlevlerini yerine getirebilmeleri için özgür düşünce ve özerklik şarttır. Üniversitelerin özerk-demokratik bir yapıya kavuşması için 12 Eylül’ün artığı olan YÖK kaldırılmalıdır.

Eğitim-İş, YÖK'ün kaldırılması ve üniversitelerin kamusal ve demokratik bir anlayış temelinde yeniden yapılandırılması için, bilim insanları, eğitim emekçileri ve öğrencilerin sürdürdüğü mücadelenin, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yanında ve onlarla dayanışma içinde olacaktır.

             MERKEZ YÖNETİM KURULU 

İlgili Haber: