Gündem
Öğrenciler
Öğretmenler
Yazarlar
Üniversiteler
Sınavlar
Kamu Haberleri
Bir Zamanlar Eğitim
İletişim
Künye
  'Benimle olan bu süreci bir linç ve hınç kampanyasına dönüştürdüler.'

'Benimle olan bu süreci bir linç ve hınç kampanyasına dönüştürdüler.'

Bu süreci bir “linç kampanyasına” dönüştürdüler.

Önceki gün Ülkü Ocakları tarafından darp edilen Türk Eğitim Sen Bursa Şube Başkanı Metin Öksüz Mektepli Gazete’ ye konuştu.


Öksüz, hakkındaki  iddialarla ilgili olarak  Mektepli Gazete' ye aşağıdaki açıklamayı yaptı. 

“Bana saldıranlar kendilerini hem savcı hem de yargıç zannediyorlar.“

Bu süreci bir linç ve hınç kampanyasına dönüştürdüler. Bu yazılanların olması asla mümkün değildir.   Bana saldıranlar kendilerini hem savcı hem de yargıç zannediyorlar. Polise şikayetçi oldum. Aynı zamanda bazı ses kayıtları yayınladılar. Bununla ilgili olarak nöbetçi  savcılığa suç duyurusunda bulundum. 

Bu süreci şu şekilde açıklayayım.  Benden birileri tarafından istifa etmem istendi. Türk Eğitim Sen’ in Genel Başkanı tarafından kasetlerle tehdit edildim. Ben istifa etmeyince baskılar devam etti. Profesyonel sendikacılığım bitirilmek istendi. 


Hepsinin belgesi var. Yine olmayınca yönetim kurulu üyeleri tek tek aranıp ses kayıtları dinletilerek benim istifam istendi. Onu da başaramayınca yönetim kurulu üyelerim tehdit edildi, maaşım ve şubenin avansı yatırılmadı. En son olarak da böyle bir darp olayı oldu. Darp olayı olunca ve bu işin içinden çıkamayınca ne yapalım “Bu tecavüzcü, sapık” diyelim dediler. Ben “tecavüzcüysem”, “sapıksam” “bebek katiliysem” niye götürüp Cumhuriyet Savcılığına beni şikâyet etmediler. 19 yıllık öğretmenim ben.  Niye benimle hukuken uğraşmadılar. Varsa böyle bir şey ben hakimin savcının karşısına çıkmak istiyorum. Kimmiş mağdur kimmiş şikayetçi. Bunlar tamamen kendilerini kurtarmak için bir yafta ve linç kampanyası yürütüyorlar. 

Benim bir öğrenciyle ilişkim yok olmadı.

Böyle bir durumun olması da mümkün değildir. Bunların durumu minareyi çalan kılıfını hazırlar durumudur. Benim böyle bir ilişkim yok beni bu şekilde yaftalayarak kendilerini haklı çıkarmaya çalışıyorlar. Kastettikleri insan benim aile dostlarım. 

Ben Türk Eğitim Senden istifam söz konusu değildir. Oyunun içinde kumpasın içinde kumpas yapıyorlar. Ben istifa falan etmedim. Benim istifa dilekçem varsa bunu yayımlasınlar. Bir sorun benim ıslak imzalı dilekçemi yayımlasınlar. Genel merkez beni istifaya ikna edemeyince şöyle bir yol izlediler. Bende bunun da belgesi var.


 Bir ay daha başkan kalın sonra yalandan hastalandım deyip başkan yardımcısı ol. Hazirana kadar başkan yardımcısı kal. Sonra ayrılırsın. Benden böyle iki tane dilekçe istediler. Biri 23.102019, biri 20.06.2020 tarihlerinde. Sonrasında bunlardan vazgeçildi. İstifa falan yok sadece yönetim kurulunda yönetim kurulu kararı değişikliği  olmadan benim elimde ihbarname var. İhbarname gönderdim. Tüm bu yapılanlar geçersizdir diye. Benim istifa ettiğime dair ıslak belgeyi göstersinler. Hem Türk Eğitim Sen Bursa Başkanlığında hem de üyeliğinden herhangi bir istifam yoktur. 

Beni süreçte Türk Eğitim Sen’ den kimse aramadı. Şu an mağduriyet yaşıyorum. Ben sadece devam etmek istediğim için bunlar başıma geldi. Sen nasıl laf dinlemezsin diye oldu. 125 delegenin 121’ inin oyunu alarak başkan oldum. Beni itibarsızlaştırma “Bebek Katili” “ Tecavüzcü” yaftasıyla itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar. Bu kadar alçakça ve aşağılıkça yaftalama olamaz. Bunlar vardı niye savcıya hakime götürmediler. Kendileri mi hakim savcı oldular.  Kimmiş bu mağdur. Benimle bugüne kadar neden bir şikayet olmamış. Ben 3 yıldır okula gitmiyorum. Profesyonel sendikacıyım. Bu ne zaman olmuş ve neden bununla ilgili bir şikayet yok. Yok polise gitmiş de vatan evladı ülkü ocaklarına gidin demişler. Burada polise de hakaret var. 

Eğer demokrasiye inanan varsa, adalete inanan varsa,  hakkaniyete inanan varsa bu zulüm karşısında susan dilsiz şeytandır. Bana zulmediliyor, itibarsızlaştırılıyorum. Benim eşim, babam, ailem yanımda. Herkes perişan hale geldi. Ben böyle bir yaftalamayı asla kabul etmiyorum. Bu ahlaksızlıktır. Meslek hayatımda böyle bir şeyin olmasına izin vermem. Böyle şeyler vardı da neden savcıya, hakime teslim edilmedi. Bugün yaptıkları kalleşçe saldırının kamuoyunda oluşturduğu etkiyi ortadan kaldırmak adına bir kumpas kampanyasıdır.

Beni bunlarla daha önce tehdit ettiler zaten. İstifa etmezsen yayarız. Yapmayınca da bu durumu harekete geçirerek bu şekilde bir karalama ve iftira kampanyası yaptılar.  Ben devletin savcısına ve hakimine hesap vermek istiyorum. Böyle birilerine hesap vermek değil. 

Bu güne kadar hiçbir soruşturmam yok. Meslek hayatım boyunca da olmadı. Sadece bu dayak olayı ortaya çıktıktan sonra bu durumlar servis edilmeye başlandı. Benim “sapık” “bebek katili” “tecavüzcü” olduğum bundan sonra ortaya çıktı. Madem bunlar vardı 2 aydır Türk Eğitim Sen genel merkezi bir disiplin işlemi yapmadı. Bunlar ellerinde olanlar bunları neden hakime savcıya teslim etmediler.  Burada mağdur kim?

Elini vicdanına koyan herkesi destek olmaya davet ediyorum. Benim alnım ak."

Neler olmuştu: 

Önceki gün Bursa Türk Eğitim Sen Başkanı Metin Öksüz ülkü ocaklarından olduklarını söyleyen kişilerce darp edilmiş ve  konuyla ilgili olarak Öksüz Türk Eğitim Sen Başkanı Talip Geylan’ ı suçlayan bir kamuoyu açıklaması yapmıştı. Açıklamasını şu şekildeydi. 

"DEMOKRASİYE, ADALETE, HUKUKA, EHLİYETE, LİYAKATE İNANAN HERKESİ DESTEK OLMAYA DAVET EDİYORUM!

Türk Eğitim Sen Bursa 1 Nolu Şube Başkanlığı görevinden istifa etmemi istiyorsunuz!

Meşru, hukuki yollardan sonuç alamadığınız için birilerinin talimatıyla kendi mekanınızda pusu kurup canıma kasdediyorsunuz. Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Talip GEYLAN'ın iftira, karalama ve kurguya dayalı bir takım hukuksuz bilgi ve kayıtlarla istifa etmemi istediği süreç; daha sonra tehdit, şantaj ve baskıyla devam etmiş 24 Ekim Perşembe Akşamı Ülkü Ocakları Bursa İl Başkanlığına yeni atanan Cahit ÖZDEMİR'in beni görüşme maksadıyla Ülkü Ocakları İl Başkanlığına davet etmesi ve Bursa Ülkü Ocaklarında 7- 8 kişilik bir grup tarafından darp edilmemle sonuçlanmıştır. 

Davet ettiğin misafire mekanında pusu kurmak bizim inancımızda ve töremizde yoktur.

Bugüne kadar her türlü baskıya, tehdide teslim olmayan bizler sizin pusunuza da teslim olmayacağız.

Biliyoruz ki;

Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir KABİLE devleti değildir. Suç işleyenin yanına kalacağı bir ÇADIR Devleti de değildir. 

İnsanlara  korku salarak yaşam haklarına göz dikerek baskı oluşturmanıza  HUKUK DEVLETİNDE herhalde DUR diyecek bir SAVCI çıkacaktır.

Ben yasal bütün haklarımı kullanacak ve şerefle temsil ettiğim üyelerimin ve eğitim çalışanlarının haklarını korumaya devam edeceğim.

Saygılarımla...

BASINA / KAMUOYUNA"

Facebook adresinden ise Geylan ise şu açıklamayı yaptı.

"Türk Eğitim-Sen Bursa 1 Nolu eski Şube Başkanı Metin Öksüz’ün karıştığı kavga olayıyla sendikamızın ilişkilendirilmesine yönelik gerçeği yansıtmayan haber ve beyanlar maksatlıdır. Adı geçen şahsın şube başkanlığından istifasına dair başvurusu, 14 Ekim 2019 tarihinde 129 sayılı Merkez Yönetim Kurulu kararıyla kabul edilmiştir. Nitekim bu kararımız, hem faks, sosyal iletişim araçları ve hem de kargo/posta yoluyla şahsın kendisine ve şube başkanlığımıza tebliğ edilmiştir.

Daha dün haberlere konu olan kavga olayının, on gün önce gerçekleşmiş olan istifa işlemine bağlanma çabası tarafımız ve kamuoyu tarafından dikkatle izlenmektedir. Kişisel bir takım ilişki ve iddiaları kamufle etmeye ve sendikamız üzerinden polemik oluşturarak hedef saptırılmaya çalışılması en hafif deyimiyle aymazlıktır.

Sendikamıza yönelik itibar suikasti yapmaya çalışan itham sahipleri hakkında hukuki süreci başlatacağımızın bilinmesini istiyoruz.

Türk Eğitim Sen, kurulduğu günden bu yana ortaya koyduğu sendikal duruş ile tüm eğitim çalışanlarının ve kamuoyunun takdir ve teveccühünü kazanmış tertemiz bir teşkilattır.

İki cihan güneşi Hz. Peygamberimiz “Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” buyurmuştur.

Fani ömrümüzde öncelikli ve tartışılmaz kaygımız ahlak üzerine yaşamak olmalıdır.

Türk Eğitim-Sen, (ahlak üzerine yaşayanların hayat verdiği) ahlaki sendikacılığın adresidir.

Tüm muhataplarımızla malum olan bu hasletimiz müptezel, müfteri ve izansızların hezeyanlarıyla kirletilemeyecek kadar açık bir gerçekliktir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.” 

Konuyla ilgili olarak her yerde Bursa Ülkü Ocaklarına ait olduğu söylenen bir paylaşım yapıldı. Paylaşım şu şekilde;

“Ülkü Ocakları Hesap Sorar

Babası gözüyle baktığı öğretmeninin tecavüzüne uğruyor. Hamile kalıyor, çocuk aldırılıyor, tecavüz devam ediyor. Kız ailesine anlatmıyor, anlatsa töre deyip, namus deyip kendi yaptığı namussuzluk gibi kıza kıyacaklar. Bir ara cesaretini toplayıp karakola gidiyor ama adam “Sendika Başkanı” bunun nüfuzunu kullanıyor yani adama bir şey olmuyor, tabi bir yere daha gidersen tehditleri başlıyor. Hani Özgecan vardı tüm Türkiye’yi hep beraber ağlatmıştı, yüreklerimizi dağlamıştı. Özgecan gibi olursun diyor çocuğa. Korkuyor tabi çocuk.

En sonun da birileri diyor ki dünyaya ve Türkiye’ye nizam veren, Allah’tan başkasından korkmayan ülkücüler var. Araştırıyor kız tüm cesaretini toplayıp Ülkü Ocaklarına gidiyor, anlatıyor. Elinde kanıt olarak ses kaydı da var onu dinletiyor.

Bunun üzerine Ocak, Sübyancı Sapık Metin Öksüz’ü konuşup gerçeği sormak üzere davet ediyor, gidiyor ahlaksız Metin ocağa, soruyorlar doğru mu diye? Size ne ulan diyor, bilmem ne yaptımsa kendi öğrencimi yaptım, alan razı veren razı size giren çıkan ne diyor.

Daha sonra Bebek Katili Sübyancı Metin Öksüz hep arkasına sığındığı, gücünü kullandığı sendika başkanlığından istifa etmediği için dövüldüğünü söylüyor. Bu anlatılanların ses kayıdı youtube’da var.

Bu sübyancı sapığa sahip çıkanlar en az onun kadar suçludur.

Ülkü Ocakları Hesap Sorar”


İlgili Haber: