Gündem
Öğrenciler
Öğretmenler
Yazarlar
Üniversiteler
Sınavlar
Kamu Haberleri
Bir Zamanlar Eğitim
İletişim
Künye
  Tam gün eğitime tam geçiş şart

Tam gün eğitime tam geçiş şart

  İkili eğitimden tam gün eğitime geçmek geçmiş dönemlerde iş başına gelmiş bütün hükümetlerin ve mevcut AKP Hükümetlerinin eğitime dair program hedefleri arasında yer almış bir konudur.Aynı zamanda ikili eğitim, eğitimin yapısal sorunları arasında çözülmesi gereken ve sürekli gündem olmuş önemli bir sorundur. Araştırmalar ve eğitim bilimciler tam gün eğitime devam eden çocukların ikili eğitime devam eden çocuklardan daha başarılı olduğunu söylemektedir.İkili eğitimin çocuklar üzerinde yarattığı olumsuzluklar arasında, -çok erken saatte okula gelmek,geç saatte ayrılmak, -teneffüs aralarının kısa tutulması, -beslenme sorunlarının yaşanması, -çocukların derse hazırlanmaları ve hazır bulunuşları açısından, -oyun ve sosyal etkinliklere yeteri kadar zaman ayrılmaması gibi listenin uzatılabileceği olumsuzluklarla karşılaşılmaktadır.   Milli Eğitim Bakanlığı web sayfasında tam gün eğitime geçen il sayısı tamamına yakını göç veren ve nüfus yoğunluğu az olan 14 il bulunmaktadır.İki yıldan bu yana değişmediğini gördüğümüz bu sayının artmamış olması, 2019 yılı sonunda da tam gün eğitime geçilemeyeceğini göstermektedir. Oysa Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, önceki Başbakan Sayın Yıldırım ve Bakan Sayın Yılmaz, seçim öncesi yaptıkları konuşmalarda 2019 sonunda tam gün eğitime geçileceğine sürekli vurgu yapmışlardı.Tam gün eğitime 2019 yılı sonunda geçilme hedefi bu yıl yapılan LGS sonrası tercih ve yerleştirmelerin ardından yüzlerce orta öğretim kurumunda ikili eğitime geçilmesiyle de sekteye uğrayacak gibi görünmektedir.MEB’in 2019 yılı yatırımlar bütçesine ayrılan kaynağın önceki yıllara göre azalmış olması da tam gün eğitime 2019 yılı sonunda geçme hedefini sakatlayan diğer bir etken olarak değerlendirilmektedir.  23 Ekimde açıklanacağı söylenen Eğitim 2023 Vizyon Belgesinde yeni bir tarih mi verileceği yoksa mevcut tarihin mi korunacağını ancak belge açıklandığında öğrenmiş olacağız.   Geçen yıl MEB’in açıkladığı veriler incelendiğinde ikili eğitim veren okulların kademelere göre oranları şöyleydi: Okul öncesi eğitim devlet okullarında yüzde 90, ilkokullarda yüzde 49, ortaokullarda yüzde 38, tüm okul türlerinde ortalama yüzde 34.  Tam gün eğitimin sağladığı avantajlar bakımından liselerde; fen,sosyal bilimler,proje liseleri,güzel sanatlar ve spor liseleri ile bir bölüm Anadolu Lisesi diğer liselere,ortaokullarda ise;proje ortaokulları ile imam hatip ortaokulları ve bir bölüm genel ortaokul diğer ortaokullara göre daha avantajlıdır.Özel öğretim kurumlarının tamamı tam gün eğitim uyguladıkları için ikili eğitim uygulayan devlet okullarına göre avantajlı olma konumlarını korumaktadır.   Yukarıda yer alan ortalama yüzde 34 oranına göre resmi eğitim ve öğretim kurumlarında örgün öğretimde okuyan 14 milyon 946 bin 743 öğrenciden 5 milyon 8 bin 189 öğrenci ikili eğitim ve öğretim veren okullara devam etmektedir.Bu öğrencilere mevcut okudukları sınıf sayısı düşülerek 30 öğrenci kapasiteli sınıflar yapılması hedeflendiğinde yaklaşık 85 bin yeni derslik yapmak gerekecektir. Bu bakımdan önceki Bakanın bahsettiği derslik sayısı üzerinden  tam gün eğitime geçmek çok zor görünmektedir.Ayrıca Sayın Yılmaz’ın yaptığı açıklama pek çok sorunun sorulmasını da beraberinde getirmiştir.Öncelikle açılacak derslik sayısının okul öncesinde mi, yoksa ilkokul, ortaokul ve lise düzeyinde mi olacağı?İller arasındaki dağılımın nasıl gerçekleşeceği? Tam gün eğitime geçildiğinde norm fazlası duruma düşen öğretmenlere kadro olanağının nasıl sağlanacağı? Hangi ilde hangi okul türünde daha çok dersliğe gereksinim duyulduğuna? İlişkin soruların açıklığa kavuşturulması gerekiyordu. Kısacası yeni bina mı yapıldı, ortak kullanım alanları mı derslik yapıldı, bu konuyla ilgili  de net bir açıklama yok.   14 İlde tam gün eğitime geçildi.Bu geçiş sürecinde gerekli altyapı, okul, bina çalışmaları yapılmamasından dolayı uygulama öğretmenlerin fiili sürgününe neden oldu. Çünkü ikili eğitimdeki öğretmen sayısı daha fazla olması gerekirken tam güne düşünce, öğretmen sayısı da yarı yarıya azaldı. Öğretmenlerin yarısı isteği dışında okullara gitmek zorunda kaldı. Öğrenciler açısından bakıldığında sınıf mevcutları arttı. Tam gün eğitime geçiyoruz diyerek sınıfları birleştirme yoluna gidilirse ve yeterli derslik yapılmazsa hem öğrenciler hem de öğretmenler mağdur olacak. Laboratuvar, kütüphane, konferans salonu gibi ortak kullanım alanlarının derslik yapılması  da başlı başına bir problemdir.Çocukların sosyo-kültürel gelişimlerini olumsuz yönde etkileyecek,yarardan çok hasara neden olacak bu tür girişimlerden kaçınmak gerekmektedir.   Sonuç olarak,tam gün eğitimin çocukların teneffüs sürelerinin uzun olması, derse hazır girmeleri açısından doğru bir yöntem olduğu, olanakların eşitliğine katkı sağladığı kesin.Tam gün eğitim veren okullarda okuyan çocukların ikili eğitim yapan okullarda eğitim alan çocuklara göre daha avantajlı bir konumda olduklarını diğer göstergeleri bir kenarda tutarak söylemek mümkün.O nedenle olabildiğince kısa sürede bütün çocukların tam gün eğitim görecekleri okullarda eğitim almalarını imkan verecek yeni yatırımların yapılması,yapılmakta olanların zaman kaybetmeden tamamlanması ikili eğitim sorununun çözülmesini sağlayacaktır.