Gündem
Öğrenciler
Öğretmenler
Yazarlar
Üniversiteler
Sınavlar
Kamu Haberleri
Bir Zamanlar Eğitim
İletişim
Künye
  Mülteci Çocukların Okullarda Yaşadığı Sorunlar!

Mülteci Çocukların Okullarda Yaşadığı Sorunlar!

Eğitim öğretim yılının sonlanmasına dört hafta kaldı. Aslında eğitim öğretim yılının ikinci döneminin özellikle 8 ve 12.sınıflar açısından haftalar önce tamamlandığını söyleyebiliriz. Ancak diğer sınıflar ve okullarımızda akranları olan TC vatandaşı çocuklarla birlikte eğitim gören yabancı çocuklar için eğitim öğretim yılı dört hafta daha devam edecek. MEB Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğünün Nisan 2019 verilerine göre ülkemizde öğrenim çağına gelmiş 1.047.536’sı Suriyeli,186.903’ü diğer ülkelerin vatandaşı olmak üzere toplamda 1.234.439 çocuk bulunmaktadır. Bunlardan 648.592’si Suriyeli.88.143’ü diğer ülke vatandaşı olmak üzere toplamda 736.735 yabancı çocuk resmi okullar ile geçici eğitim merkezlerinde doğrudan Türkçe ve yoğunlaştırılmış Türkçe eğitim görmektedir. 18 milyon TC vatandaşı çocukların yanı sıra 736.735 yabancı çocuk içinde bir eğitim öğretim yılı 14 Haziran Cuma günü sona erecektir.
Resmi okullarda eğitim gören yabancı çocuklar arasında büyük çoğunluğu oluşturan savaş ve şiddet mağduru sığınmacı çocuklar ve öğretmenleri sorunlar yaşamaktadır. Bu çocukların İstanbul’da yoğun olarak yaşadığı Esenyurt, Bağcılar ve Küçük Çekmece ilçelerinde görev yapan öğretmenlerden elde edilen bilgilerde öne çıkan temel sorunlar şöyle sıralanmaktadır:
-Birçoğunda anne, baba ve yakın akrabalarını savaşta kaybetmiş ya da Suriye de bırakıp gelmiş olmaktan kaynaklı travmatik davranışlar ve uyum güçlüğü.
-Kendi ülkesinde  kaçıncı sınıf olduğuna  ve yaşına bakılmaksızın birinci sınıfa kayıt edilmelerinden ötürü arkadaşlarıyla uyum problemleri yaşama.
-Toplumda etkili olan olumsuz "Suriyeli "algısı ve ötekileştirici dilin çocuklar yoluyla okul ortamına taşınması ve buna refleks olarak ortaya çıkan kendini ve kendinden olanı koruma gayretinin çeteleşmeye varan bir sonuç ortaya çıkarması.
-Yeterli düzeyde ders kitabı ve materyallerinin olmamasından kaynaklı akademik gelişim geriliği.
-Travmatik davranışları iyileştirecek ya da kontrol edebilecek yeterliliğe sahip olan psikolojik rehber danışman kadrosunun azlığı, psikolojik destek konusunun tam anlamıyla sağlanmaması veya görmezden gelinmesinden kaynaklanan sorunlar hem çocuklar hem de öğretmenler üzerinde yıpratıcı sonuçlar doğmasına yol açmaktadır.
-Kültürel farklılıklardan kaynaklı ortaya çıkan uyum sağlama güçlüğünün öğretmenler tarafından fark edilmemesi ve kültürel farklılıkların normal olduğu konusunda bilgilendirmelerin yapılmaması ya da eksik yapılması.
-Kendini ait hissedememekten kaynaklı okula gelmeme ya da sık devamsızlık yapma.
-Ebeveynlere yönelik eğitim sistemini  tanıtıcı, bilgilendirici toplantıların eksikliği.
-Diğer çocuklarla temel ortak nokta olan oyunların iletişimdeki olumlu etkisinin öğretmenler tarafından fark edilmemesi.

Dil Sorunu

-Dil öğretimi konusunda uzmanlığı olmayan ya da yetersiz olan sınıf öğretmenlerinin asimile edici dayatmaları ve baskılarına maruz kalma.
-Ana dilinde eğitim ve öğretim görmüyor olmaktan kaynaklı öğretmen ve akranlarıyla iletişim kurma güçlüğü yaşıyorlar.
-Türkçe bilmemeleri nedeni ile okuma-yazma çalışmalarında anlama ve konuşma sorunu yaşamaktadırlar.
-Evde Türkçe konuşulmadığından dolayı çocuklar Türkçe'yi daha ağır öğreniyorlar ya da tam anlamıyla öğrenemiyorlar.
-Başarı düzeyleri istenilen seviyede değildir. Bunun nedeni dili öğrenmeye çalışırken diğer kazanımları kaçırmalarıdır. Öğretmeni anlamadıkları için derse katılamıyorlar.
-Sınıftaki diğer çocuklarla değil, sadece kendi aralarında iletişim kuruyorlar.
-Özellikle ilk yıl yani 1. sınıfta iletişim sorunları daha üst düzeydedir. Öğrenci dili öğrenmeye başladıkça aile ile iletişim kurmada aracı olabiliyor. Dil bilmeyen öğrenci haliyle kurallara da uymuyor.

Davranış Sorunları

-Savaşın çocuklar üzerinde yarattığı psikatrik tahribat sebebiyle şiddet eğilimleri göstermekte,saldırgan tutumlar sergileyebilmektedirler.
eğilimindeler. Okullarda diğer sınıflarda bulunan mülteci öğrencilerle bir araya gelip, gruplar kurup, saldırgan davranışlar sergiliyorlar.
- Diğer çocuklar ile anlaşamıyorlar.Öğretmen ve diğer çocuklarla iletişim kuramadıkları için saldırgan ve hırçın davranışlar sergiliyorlar.
-Yaşı büyük çocuklar dil ve okuma bilmedikleri için olmaları gereken sınıf düzeyinde değiller. Bunun sonucunda kendinden küçük çocuklarla aynı sınıfta olmaları davranış sorunlarına ve gelişimsel farklılık sorunlarına yol açıyor. Tuvaletlerde sıkıntılar yaşanabiliyor. Yaşı büyük öğrenci sınıfta sıkılıyor ve derse ilgisiz kalıyor.
- Sorumluluktan kaçıyorlar.
- Okula düzenli devam etmiyorlar.
- Ders materyallerini getirmiyorlar.
-Sınıfın ve okulun düzenlenlediği etkinliklere katılmıyorlar.

Velilerle Yaşanan Sorunlar

-Veli ile iletişim kurulamıyor.
-Veliler öğrencilerin dersleri ile ilgilenmemektedirler. Ödev takibi yapmamaktadırlar.
-Veli toplantılarına Suriyeli veliler katılmamaktadırlar. Babalar çalıştıkları için toplantıya katılanlar daha çok annelerdir. Annelerle de dil sorunu nedeniyle iletişim kurulamamaktadır.
- Çocukların bakımları yeterli değildir.
- Öğretmenle görüşmemektedirler.
- Öğretmenler, öğrenci ile iletişim kurmakta zorluk çekmektedirler.
-Öğretmenler sınıflarına mülteci öğrenci almak istemiyorlar. “Okuma-yazma mı öğreteceğim, dil mi öğretteceğim” diye dert yanıyorlar.

 Neler Yapılmalıdır?

-Okul ortamında mülteci çocukların akran zorbalığı ve dışlanma gibi sorunlar yaşamamamları için,okul aile birlikleri mülteci çocuklara yönelik koruyucu annelik geliştirmelidir.
-Yaşanan sorunlara çözüm arayışının bir birleşeni olarak  mülteci çocukların ebeveyinlerinin okula aktif katılımı sağlanmalıdır.
-Ebeveyinlerin eğitimlerine hız verilmeli, kapsayıcı ve empatik bir dil kullanılarak oryantasyon/uyum sürecine katkıda bulunacak,etkileşimi ve iletişimi güçlendirecek araçlar geliştirilmelidir.
-Rol model örnekleri oluşturmak adına, mülteci çocukların ebeveyinleri ile TC vatandaşı çocukların ebeveyinleri birlikte etkileşim sağlayacakları ortam ve aktivitelerin çocuklarında katılımıyla gerçekleştirilerek ilişki ve iletişim bağları güçlendirilmelidir.
-Şiddet eğilimi ve duygusal sorunların çözümüne yönelik psikolojik destek ve danışma hizmeti daha etkin hale getirilmelidir.
-Okul reberlik ve psikolojik danışmanı/danışmanları sınıflardaki TC vatandaşı çocuklara yönelik mülteci çocukları ötekileştirici tutum ve davranışlara karşı anlamaya ve kabule dayalı önleyici farkındalık ve birlikte yaşam etkinlikleri planlamalıdır.Okul idareleride bu etkinliklerin yaşam bulması için azami düzeyde çaba içinde olmalıdır.
-Sınıflarında mülteci çocuk bulunan öğretmeneler yaşanan sorunların kaynağı olarak büyük oranda mülteci çocukları gören bir bakış açısına sahiptır.Öğretmenlerin çocuklara yönelik yaklaşımlarında;siyasi,dini,etnik ve ideolojik ön yargılı,ayrımcı ve dışlayıcı bir tutum sergilememeleri için hizmet içi kapasite  geliştirme,çatışma çözme,iletişim becerileri gibi destek eğitimi programları uygulanmalıdır.

Sonuç olarak, Sahada uygulayıcılar ve sorunları en sıcak biçimde yaşayanlar olarak olumladığımız bu tablonun yanında ortaya çıkan yeni sorunları saptamak,salt saptamakla kalmayıp çözüm önerileri de geliştirmek sürece yapabileceğimiz katkıların bir parçası olarak görülmesi gerekmektedir. Yeni durum öğretmenlerin yeterli ve gerekli düzeyde hazırlık yapmadan/yapamadan karşılarına çıkarılmış,bir tür emrivaki ile dayatılmış bir durumdur. O nedenle öğretmenler özellikle dil bilmemekten kaynaklı iletişim kurmakta güçlük çekmekte, çocuklara yararlı olamadıklarını düşünüp mutsuz olmaktadırlar. Çocuklar ise ilk defa karşılaştıkları kendi ana dilleri dışındaki bir dille eğitim yapmakta zorlanmakta,uyum sorunları yaşamakta ve değişik sorunların oluşmasına neden olabilmektedirler. Farklı inanç,dil,kültür ve etnik yapılardan gelen yaklaşık 750 bine yakın çocuk ülkemiz çocukları ile birlikte eğitim öğretim sürecine katılarak okullarımızda bulunan ülkenin yurttaşı farklı inanç ve kimlikten çocuktan oluşan kültürel zenginlikle yan yana eğitim alması toplumsal barış ve kardeşlik adına olumlu bir tablodur.Bu tabloyu güçlendirecek adımlar atmaktan kaçınılmamalıdır.O nedenle, resmi dili öğretirken ana dilin eğitimini/öğretimini de yapmak gerekir.Dile kilit vurmak,önüne bariyerler koymak çocuğu kör,dilsiz ve sağır yapar.Erken yaşta eğitimden uzaklaştırır,kopuşa yol açar.Bu tutum aynı zamanda okulun,eğitmin,çocuğun ve toplumun demokratikleşmesine ket vurur. Gerek eğtim öğretim sürecinde, gerekse günlük yaşamda daha dikkatli,özenli ve ilkeli durmak kaybettirmez kazandırır.Her bir çocuk  çok değerlidir. Bizlerin görevi bu bilinçle  hayatın bütün alanlarında çocuklar ve büyükler arasında  yaratılmaya çalışılan her türden düşmanlaştırmaya karşı sonuna kadar barışı ve kardeşliği savunmak olmalıdır.

Alaaddin Dinçer/Eğitimci/10.05.2919