Gündem
Öğrenciler
Öğretmenler
Yazarlar
Üniversiteler
Sınavlar
Kamu Haberleri
Bir Zamanlar Eğitim
İletişim
Künye
  Eğitimsizlik ve suç ilişkisi

Eğitimsizlik ve suç ilişkisi

Yurttaşların mutlu ve sağlıkllı bireyler olarak hayata hazırlanması eğitim sisteminin nitelikli/bilimsel olmasına bağlıdır. Eğer eğitim sistemi niteliksiz ve bilime mesafeli ise hayatı bütün yönleriyle sorgulamaktan uzak,karşılaştıkları sorunları çözmede duyguları aklın önüne koyan,insana ve tüm canlılara insanca yaklaşımlar göstermeyen suç işlemeye meyilli kişilikler yetişir. JJ Rousseau “Bir ülkede suç işleme oranları artıyorsa o ülke iyi yönetilmiyor” demektedir. Ülkenin iyi yönetilip yönetilmediği tartışması bir yana, yönetenlerin en önemli egemenlik alanı olarak gördükleri eğitim sisteminin pek çok göstergesınde durumunun iyi olmadığı kesin. Eğitimde yaşanmakta olan bu iyi olmama hali beraberinde toplumsal eşitsizliği,yoksulluğu,krizleri, çarpık kentleşmeyi,bilimi dışlamayı,teknolojiyi yanlış kullanmayı, istikrarsızlığı, geri kalmışlığı ve suç niteliği taşıyan bireysel ve toplumsal olayları getirmektedir. Suç işleme ve suçlu oranlarında son yıllarda görülen artışlar çivisi çıkmaya yüz tutmuş eğitim sisteminin ve bu sistemin etkisiyle de diğer alanlarda işlerin yolunda gitmediğinin en somut göstergeleri. Adalet Bakanlığının çeşitli birimlerinin tuttuğu verileri incelediğimizde bu saptalarımızı doğrulayan bulguları görmekteyiz. Adalet Bakanlığı Adli Sicil Genel Müdürlüğünün 2017 verilerine göre, 2002 yılında TCK ve özel kanunlara bağlı açılan ceza davalarında 2.386.377 kişi suç işlediği var sayılan sanık sıfatıyla yargı önüne çıkarılmıştır.2017 yılında ise yargı önüne çıkarılan sanık sayısı 585.030 kişi artarak (artış oranı %24.52) 2.971.407’ye ulaşmıştır.Aynı kanunlardan açılan bu davaların içinde 12-18 yaş aralığında yer alan çocukların sayısı 2002 yılında 101.004 kişi iken 2017 yılında 84.360 kişi artarak (artış oranı %83.52) sayı 185.364’e çıkmıştır. 15 yıllık süre zarfında ülke nüfusu 67 milyondan %19.12 artarak yaklaşık 82 milyon olmuştur.Suç işlemiş kabul edilerek yargı önüne çıkarılanların sayısı ülke nüfusunda yaşanan atışın 5.4 puan üzerinde bir artış göstermiştir. Çocukların Cinsel İstismarı Çocuklara yönelik cinsel istismar iddiası ile haklarında dava açılan kişi sayısının aynı kurumun(ABASGM) 2010-2017 verileri baz alınarak yapılan kıyaslamasında oluşan suç ve karar sayılarına bakıldığında da cinsel istismar davalarında azalma yerine artış olduğu görülmektedir.Verilere göre,2010 yılında açılan davalardaki suç sayısı 16.135 yargılanan kişi sayısı 11.854.Yargılama sonucu 4.651 mahkümiyet,2.414 beraat,4.789 diğer kararlar şeklinde sonuçlanan bir süreç yaşanmıştır.2017 yılında açılan dava sayısı 16.348 olurken yargılanan kişi sayısı 21.548’e çıkmıştır.Yargılama sonucunda 13.396 mahkümiyet,4.226 beraat,3.926 diğer kararlar şeklinde sonuçlar oluşmuştur.Mahkümiyet alanların oranı 2010 yılında %39,2 olurken bu oran 2017 yılında %62.2 olmuştur.Beraatle sonuçlanan davaların oranı ise 2010’da %20.4 olurken bu oran 2017’de %18.2’ye düşmüştür. Suça Sürüklenen Çocuklar 2017 yılında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve yabancı uyruklu 12-18 yaş aralığında 99.410 çocuk suça sürüklenmiştir.Suça sürüklenen çocukların dava sonuçlarının dağılımına bakıldığında; 36.253 mahkümiyet, 16.247 beraat, 10.544 yetkisizlik, görevsizlik ve birleştirme, 15.254 hükmün açıklanmasının geri bırakılması, 1008 hüküm verilmesine yer olmadığına,20.708 diğer kararlar şeklinde sonuçlar ortaya çıkmış olduğu görülmektedir. Sonuç olarak,her biri ayrı ayrı inceleme ve geniş çalışma konusu olan yukarıda yer alan verilere bakıldığında bile eğitim adına iyimser düşünmekte zorlanıyoruz.Eğitim yılı ortalaması ve eğitimli özellikle de yükseköğretimli kişi sayısı artmış olmasına rağmen suç,suçlu ve dava sayısının da artıyor olması ister istemez okullarda ve üniversitelerde verilen eğitimin niteliğini,bilimselliğini,yaşamda karşılığınının olup olmadığını,verilen diplomaların ne işe yaradığı sorusunun sorulmasına neden oluyor. Çocukların cinsel sömürüsü ve istismarı ile suça sürüklenen çocuklar sorunu canımızı acıtmaya devam ediyor. Bizim gibi kapalı ve geniş aile yapısına sahip toplumlarda gizli kalıp yargıya yansımayan pek çok istismar vakasının varlığı düşünüldüğünde, çocukların korunması ve önlenmesine yönelik tedbirlerin arttırılması,caydırıcı olacak yaptırımların uygulanması ve ivedilikle yaşama geçirilmesi ertelenemez bir görev ve sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır .Hepsinden daha önemlisi eğitim sistemini bilimin ve eleştirel düşüncenin evrensel doğruları üzerinden yeniden ele alıp yapılandırmak gerekiyor. İlgili bakanlıkların-Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı,Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığının stratejik belgelerinde ve Onuncu Kalkınma Planında (2014-18) cinsel istismarın bir sorun olduğu,önleme ve istismar sonrası korunmaya yönelik yapılması gerekenler yer almaktadır. Stratejik planda yer alan önleme ve istismar sonrası korunmaya yönelik tedbirlerin ne kadar uygulandığını önümüzdeki dönemde yapılacak açıklamalarda görme fırsatı bulacağız. Burada Milli Eğitim Bakanlığının mesleki teknik eğitim liselerinde okuyan öğrencilerin staj amaçlı gittikleri iş yerlerinde ve resmi-özel kurumlarda maruz kalabilecekleri istismarlara bir parantez açmak istoyorum.Öğrencilerin staj dönemlerinde bu tür olaylarla karşılaşmamaları için denetimlerin sıkılaştırılması çok önemlidir. Eğitim sistemi bozuk, işlevsiz ve geri bidirimleri yetersizse eğer ne yaparsanız yapın yozlaşmanın,çürümenin ve bireylerin ruh sağlığının bozulmasının önüne geçemezsiniz. Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmayacağı geometrik bir gerçekse, eğri duran bu eğitim sistemi içinde yetişen bireyler arasında niteliksiz,problemli ve eleştirel düşünmeyenlerin sayısının azımsanmayacak oranda olması kaçınılmazdır.. O nedenle eğitim sisteminin cetvelini doğrultarak ancak toplumdaki eğrilikleri düzeltebilir,suç işleme ve suçlu oranlarını azaltabiliriz.