Gündem
Öğrenciler
Öğretmenler
Yazarlar
Üniversiteler
Sınavlar
Kamu Haberleri
Bir Zamanlar Eğitim
İletişim
Künye
  Eğitimin 100 günlük rotasına mercek

Eğitimin 100 günlük rotasına mercek

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın dış politikadan ekonomiye, sanayiden savunmaya kadar birçok alanda 100 günde yapılacağını açıkladığı eylem planında, eğitim hedefleri de dikkat çekti. Mektepli Gazete ile kalemini paylaşan uzmanlar, eğitimin 100 günlük eylem planı olarak açıklanan hedefleri masaya yatırdı.   Alaaddin Dinçer:  
  • *100 günde yapılacağı açıklanan projeler arasında en çarpıcı olanı yeni 20 bin öğretmen atamasının daha yapılacak olmasıdır. Bu olumlu bir gelişme olmakla birlikte atamaların 2019 yılına sarkmadan yapılması doğru bir adım olacaktır. Aslında bir bakıma yapılan 20 bin atama açıklaması 2018 için yapılacak ve her yıl rutinleşen sayıya karşılık gelmektedir. Ancak ihtiyacın 100 olduğu açıklamasının önceki Bakan tarafından yapılmış olmasının yanında 2018 ÖABT sınavına yüz binlerce öğretmenin girmiş olduğu başka bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. Bu nedenle 2019’da yapılacak öğretmen atamalarının hem ihtiyacı hem de atanmayı bekleyen işsiz öğretmen sayılarını değerlendiren bir anlayışla yapılması eğitim hedeflerinin tutturulması için önemli adım olacaktır.
  • *Okulöncesi eğitimin ilk 100 günde çağ/yaş grubu için okullaşma oranının yüzde yüze ulaşacağının gerçekleşecek olması çok önemli ve yerinde bir adım olacaktır. Burada çok önemli sorunu oluşturan okulöncesi eğitimde ailelerden alınan aidatların kaldırılması ile doğacak öğretmen ihtiyacının karşılanması, geçişin hızlı ve tam olarak gerçekleşmesini sağlayacaktır. O bakımdan yapılacak 20 bin yeni öğretmen kontenjan dağılımında okulöncesi ve pdr öğretmenlerine ağırlık verilmelidir.
 
  • Tam gün eğitime geçiş oranının yüzde 68’den 71’e çıkarılacağının açıklamada yer alan halinden, halen yapımı devam eden dersliklerin eğitim öğretimin başlama tarihinde hizmete hazır hale getirileceğini anlıyoruz. Yeterli olmamakla birlikte ikili eğitim yapan okullarda okuyan öğrencilerin yüzde 3’nün tam gün eğitime geçecek olması sevindirici bir gelişmedir.
  • Okulöncesi eğitimden üniversiteye kadar her öğrencinin ilgi, yetenek ve becerilerinin gelişimini izlemek ve yönlendirmek için yeni bir sistemin kurulması… Yıllardır hep söylenegelen ve dile getirilen ancak bugüne kadar tam olarak gerçekleştirildiği hiçbir dönem görülmemiş bir sorun yeniden masaya yatırılmaktadır. Söz konusu düzenlemeler yapılırken kullanılacak ölçme ve değerlendirme ilke, kural, yöntem ve değerlerin objektiflik ve bilimsellik esasları üzerinden yürütülmesi amaca ulaşmaya büyük katkı sağlayacaktır.
  • Bu konular dışında açıklamalarda yer alan konu başlıkları bugüne kadar söylenmiş olanların tekrar söylenmiş olmaktan başka bir yenilik özelliği bulunmamaktadır. Üstelik eğitimin, eğitimcilerin ve öğrencilerin acil sorunlarını ıskalamaktadır.
   

Hüseyin Özkan:

  • Eylem planında sayılan maddelerden bazıları bir yazı ile gerçekleştirilebilecek hedefler olmasına karşın, bazılarının gerçekleşebilmesi için gerek yönetim, gerekse uygulayıcının eğitime bakış açısının değişmesi gerekmektedir. Evet, "gereken okullara bir polis verilecek" dersiniz olur. Peki öğretmenlerin mesleki liyakatlerinin yükseltilmesi, yabancı dil öğrenimi, okul öncesinden üniversiteye yetenek belirleme ve yönlendirme sistemi, her okulun kendi şartlarını belirleme ve buna yönelik bir çerçeve program (mı artık bilemiyorum), bu derece kolay olacak şeyler midir?
  • Tüm bunların başarılabilmesi için "büyük veriden" çok "küçük veriye" ihtiyaç vardır ve küçük veri bizim için daha değerlidir. Büyük veri; sayılar, istatistikler, tablolar, sistemlerden oluşur. Küçük veri ise okuldaki bir öğrencinin tüm bu plan ve programlamadan nasıl etkileneceği ile ilgilidir.
  • Yani 100 günlük eylem planını hayata geçirirken; okul bazlı, öğrenci bazlı ve öğretmen bazlı düşünmek ve onlarla birlikte değerlendirerek, çoklu zekayı işe koşarak, işleri kotarmaya çalışmak daha başarılı ve verimli sonuçlar verecektir.

Cansel Güven:

  • Doğrudan eğitimle ilgili programda 20 bin ek öğretmen ataması en dikkat çekici başlık. Sözleşmeli istihdamın tüm sakıncalarına ve seçimler öncesi vaat olarak bile anılmamasına rağmen 100 günlük programa alınmasında kamuoyunun eksilmeyen baskısı ile yeni milli eğitim bakanına yönelik olumlu beklentilerin etkili olduğunu düşünüyorum. Okulların açılmasına yetişebilecek bir program maddesidir. 2017 KPSS sonuçları gözetilir, mülakat saçmalığında diretilmezse hayrını görürüz.  Gelecek diğer 100 günlerde de 20 şer bin atama ile sürdürülmesini yürekten diliyorum.
  • Yurt kapasitelerinin 75 bin öğrenciyi daha alacak şekilde arttırılacak olmasını “yatırımlar başladı, tamamlanmak üzere” diye okumak lazım. Kimi vakıf ve derneklerin halihazırdaki yatırımları bu kapsamda ise hükümetin programı içinde anılmamalıdır. Devamında vakıf ve dernek yurtlarına barınma/beslenme desteği verileceğini söyleyen sayın cumhur başkanına hatırlatmak isterim ki; asıl olan devletin asli görevini yerine getirmesi, öğrencileri devlet güvencesinde barındırması, özel yurtları da aynı titizlikle denetlemesidir. Özel yurt yalnızca yüksek öğrenim için düşünülmeli, devlet yurdu gibi çalıştığından emin olunmalıdır.
  • Programda yer alan 30 bin okula birer polis görevlendirilecek olmasını pilot uygulama olarak düşünebiliriz. Kimi ülkelerde okul polisi uygulamasının yararları görülmüş olsa da pedagojik ve okul iklimine yansımaları açısından oldukça tartışmalı bulunduğunu hatırda tutmalıyız. Silahsız ve görece sivil bir üniformayla daha küçük bir örneklem içinde (300 okul) denenebilecek okul polisi uygulamasının sonuçları bileşenleriyle değerlendirilmelidir. Değilse; yeni öğretim yılında okullara 20 bin öğretmen, 30 bin polis atıyor olmak izah edilemez.
  • Tamgün eğitim oranlarında 3 puanlık artışla %71 e ulaşmak mütevazı bir hedef. Sabık bakan YILMAZ, tüm okullarda tam gün eğitime geçileceğine dair vaatlerini gidici olduğunu gözeterek vermiş olmalı. Yalnız LGS sonuçları bile örgün eğitim dışında kalan (bırakılan) öğrenciler için tam günden ikili eğitime geçişi zorunlu kılacak bir manzara oluşturuyorken mevcut oranı korumak dahi başarı sayılabilir. Bekleyip göreceğiz.
  • 100 günlük programda anılan profesyonel okul yönetimi Sayın Erdoğan’ın geçmiş söylemlerinde yer alan “profesörden okul müdürü olur” çıkışıyla ilintili olabileceği gibi yeni Bakan Sayın SELÇUK’un özel okul tecrübeleriyle de ilgili olabilir. Tek bir gün öğretmenlik yapmamış, kurumunu kârlı bir şekilde yönetmiş kimi kolej müdürleri, mütevelli heyeti başkanları devlet okullarına örnek olabilir mi? Devlet okullarına görevlendirilecek “profesyonel” müdürlerin liyakati, maliyeti, hizmetlerinin mahiyeti ne ola ki diye düşünmeden edemeyiz.
  • Hükümetin 100 günlük programında yer bulan ölçme ve değerlendirmede yeni sistem inşasını anlamlı buluyor, 100 gün yetmez diyorum. KHK ile tarihe karışan şura geleneğini yeni bir şuur ve belki adla yeniden toplamak, tüm bileşenleriyle uzun uzadıya çalışmak gerekir.
  • Öğretmenlerin lisansüstü eğitime yönlendirileceği müjdesi ise alkışı hak ediyor. Öğrenim özründen yer değiştirmeyi yönetmeliklerinden çıkaran MEB binlerce öğretmeni Anayasal haktan mahrum bırakmış, başlamış yüksek lisans ve doktora eğitimleri yarıda kalmıştı. İlk adım kadrolu, sözleşmeli ayrımı olmaksızın eğitim hakkını da içeren bir yer değiştirme yönetmeliği değişikliği olursa bu program maddesi hayata geçer.
  • Öğrenci yetenek ve becerilerini tespit için bakanlıklar arası işbirliği ile bir sisteme gidilmesi aynı şekilde umut verici bir adım. Anılmayan üstün zeka ise çağın en değerli hazinesi. Çoğu kez yetenekle karıştırılan üstün zeka, çoklu türleri ile yeniden ele alınmalı, bu branşın öğretmenlerinden (ki atanamıyorlar, branşlarında çalışamıyorlar) mutlaka gereğince yararlanılmalıdır.
  • 1001 lise veya üniversite öğrencisinin projesine (maddi?) destek verilecek olması güzel, okul ve üniversitelerin açılış tarihleri de düşünüldüğünde proje/öğrenci seçimi sıkışacağından değerli hocalara çok iş düşecektir.
  • Mucize diyetler vardır. 7 günde 3 kilo, 1 ayda şok zayıflama gibi, sezonunda alıcısı çoktur. Ehil bir diyetisyen yerine çakma bir uzmana uyarsanız kilo diye su hatta kas kaybedip sağlığınızdan olabilirsiniz. Tedavinin ne kadar süreceğinden çok sürece, yönteme odaklanmak en akılcı olanı. Devlet yönetiminde de mucize reçetelere bel bağlanmaz. Doğru teşhis, doğru tedavi ve ehliyet. Eğitirken de, yönetirken de İhtiyaç listesi bu. Varsın 100 değil 1000 gün sürsün,  iyileşmeye ihtiyacımız var.
 

Ali Taştan:

  • Genel olarak 100 günlük eylem planına baktığımızda, AKP öncesi var olup AKP iktidarı ile tahrip edilen uygulamalara dönme sinyalleri veriliyor. 100 günlük eylem planı eğitimcileri mutlu etmemiştir'.
  • Seçim öncesinde vaat edilen 3600 ek gösterge ya da öğretmenlerin çalışma yaşamına ilişkin her hangi bir iyileştirmeye yer verilmedi.
  • 100 günlük eylem planının ilk maddesinde “eğitimin içeriği konusuna hassasiyetle durulacağı” belirtiliyor. Bu ifade 16 yıllık iktidar döneminde eğitimin içeriği hususunda hiçbir şey yapılmadığının ya da yanlış yapıldığının itirafıdır.
  • Bir yandan LGS yerleştirmeleri nedeniyle liselerin bir kısmı ikili öğretime geçecek deniyor, diğer yandan Cumhurbaşkanı tam gün eğitim yapan okul oranını %68’den %71’e çıkaracağız diyor. Bu iki açıklamanın da tutarlı bir yanı görünmüyor.
  • Her okula bir polis projesi. Okullarda güvenlik sorunu son 16 yılda katlandı. Veliler için en önemli kriter güvenlik oldu, sırf bu nedenle binlerce veli çocuğunu özel okullara göndermeye başladı. Tüm bu nedenlerle güvenlik çok önemli. Ancak okul içerisine polis görevlendirerek bu sorunu çözemezsiniz. Okulda korumaya çalıştığınız çocukları okul dışında kim koruyacak.
  • Yabancı dil eğitiminde ki başarısızlıktan bahsedildi. Bu ifade de itiraf niteliğindedir. 16 yılda ne yapıldı. Hiçbir şey. Tek hedef eğitimi dinselleştirme oldu. Bakanlığın iradesi ve yetkileri ilkokul mezunu olmayan dernek ve vakıf yöneticilerine terk edildi. AKP döneminde ilkokula başlayan çocuklar üniversiteyi bitirdi. Başarısızlığın tamamı AKP’ye aittir.
  • Öğretmenlerin yüksek lisans yapma oranını artırma hedefi çok olumludur. AKP öncesi okuyan öğretmenlere mazeret tayini hakkı veriliyordu. AKP bu uygulamayı kaldırdı. Aslında öğretmenlerin yüksek lisans yapmasının önüne set AKP tarafından çekildi.