Gündem
Öğrenciler
Öğretmenler
Yazarlar
Üniversiteler
Sınavlar
Kamu Haberleri
Bir Zamanlar Eğitim
İletişim
Künye
  Eğitim sistemi 'olduğu yerde dönen vidaya' benziyor

Eğitim sistemi 'olduğu yerde dönen vidaya' benziyor

Zülfü Livaneli, Rüzgarlar Hep Gençtir adlı yapıtında eğitim sistemini “olduğu yerde dönen vida”ya benzetiyor.Zülfü Livaneli’nin benzetmesi çok yerinde ve haklı bir benzetme.Çünkü bugüne kadar hep başa saran bozuk kaset gibi, her yeni gelen bakanın günü kurtarmaya dönük mesaj ve uygulamalarına tanık olduk.  Aynı söylevleri ve karşılığı olmayan vaatleri dinlemekten yorulduk. Eğitim Bakanlığını son bir yıldır sürdürmekte olan Sayın Selçuk’un atanması pek çok çevrede ihtiyatlı bir iyimserlik havası yarattı.Ancak Sayın Selçuk’un Bakan olması ile birlikte kamuoyunda oluşan ihtiyatlı iyimserlik havası da yerini giderek umutsuzluk ve karamsarlık havasına bırakan bir iklime dönüşmeye başladı. Oysa eğitim sisteminin zaman kaybına tahammülü olmayan ve çözüm bekleyen acil sorunları var.O nedenle günü kurtarmaya dönük hamasi söylevleri ve gerçekleşmesi mümkün olmayan vaatleri bir kenara bırakıp,somut, gerçekçi,inandırıcı ve uygulanabilir çözümlere yönelmek gerekiyor. Öncelikle yapısal ve yönetsel sorunları çözecek  politikalar geliştirilmelidir.Böyle olduğunda  eğitim sistemini “olduğu yerde dönen vida” olmaktan kurtarabiliriz. Çok basit ve karmaşık olmayan dokunuşlarla bunu başarmak mümkün. Örneğin eğitimin müfredatının temel felsefesinin hedeflerine; erişilebilir olmayı,eşitliğe saygıyı,eleştirel düşünceyi,etik ve estetik değerleri kazandırmayı, etkili iletişim kurmayı, ekolojik duyarlılığı ve etkinliğe dayalı olmayı koyup bu hedefleri gerçekleştirdiğimizde bugünden daha iyi bir noktada olacağımızı söyleyebilirim. Her bir hedefi ele alıp detaylandırdığımızda bulunduğumuz noktanın çok geri bir nokta olduğunu daha net  görmüş olacağız.
Erişilebilir olan bir eğitim için;
-Çağ nüfuslarına göre “her çocuğun eğitim hakkı temel insan hakkıdır” ilkesinden hareketle erken çocukluk dönemi eğitimi dahil bütün çocukların, diğer okul türlerine erişimini sağlamak,yüz yüze eğitim olanakları sunmak,
-Okulları çocukların bireysel farklılıklarına göre yapılandırmak,
-Okullar arasındaki nitelik farklılıklarını azaltmak,
-Erken yaşta okul dışına çıkmayı özendiren yaklaşımlardan uzak durmak,
-Dezavantajlı çocuk gruplarını kapsayacak eğitim projeleri ve planları yapmak, gerekmektedir.
Eşitliğe  saygıyı yaşamsal kılan bir eğitim için;
-Kız/erkek,inanç ve kimlik ayrımı yoluna girmemek, bütün çocukların eş değerde olduğunu kabul etmek,
-Eğitim hizmetini bütün yurttaşlara aynı değerde sunmak,
-Farklı ana dillerinin yok olmasına izin vermemek,
-Eğitim yatırımlarında gereksinimlere üzerinden hareket etmek, okul tercihleri yapmamak,
-Eğitim politikalarını belirlerken en geniş manada toplumsal mutabakatı oluşturmak, gerekmektedir.
Eleştirel düşünceyi temel alan bir eğitim için;
-Soran,sorgulayan,etkin dinlemeyi ve empati yapmayı bilen,kişi hak ve özgürlüklerine saygı gösteren yurttaş yetiştirmek,
-Olaylar ve olgular arasında kurulan ilişkiyi sınıf, merak, araştırma, deney,neden ve sonuç, analiz ve sentez yontemiyle öğretecek,
-Doğruluğu ve dürüstlüğü, aklı ve bilimi rehber almak,yaratıcı ve beğımsız düşünmek,
-Çocuk ve gençlere,bilimsel bilgiyi ve doğru bildiklerini bulunduğu her ortamda yayabilen,yanlışa va yalana dur diyebilen,ezbere ve kestirmme yoldan cevaplara dayanmayan bir aklı benimsetmek,
-Değişim ve dönüşümün evrimsel bir süreç olduğunu, insanın biyolojik,tarihsel ve demokratik gelişminde diyalektik bütünsellik bulunduğunu bilince çıkarmak, gerekmektedir.
Etik ve estetik değerleri yok saymayan bir eğitim için;
-İnsanlığın tarihsel yaşanmışlıklarından yola çıkarak birikimleriyle oluşturduğu etik (ahlaki) değer ve ilkeleri davranışa dönüştürmek,
-Estetiğin  insanı özgürleştiren,ufkunu  genişleten ve güzelleştiren yönlerini geliştirmek,
-Diyalog yoluyla işbirliği yaparak öğrenmeyi güçlendirmek,
-Bireyin kendi yaklaşımlarına karşı da eleştirel davranmayı kavratmak,
-Bireyin başkalarına ve olaylara kendi gözleri ile bakabilmesini, bağlantılı düşünebilmesini, bilme konusu yaptığı ‘şey’i bağlantıları içinde kavramasını, ait olduğu bütünde yerini görebilmesini her aşamasında amaç edinen bir eğitim vermek, gerekmektedir.
Etkinliklerle zenginleştirilmiş eğitim için;
-Etkinlik,ezber bilgi odaklı eğitim yaklaşımlarının yerini bireyin bilgiyi özümseyerek, kendi yaşantısına uygulanabilir kılma becerisinin ağırlık kazandığı eğitim modellerine yönelmek,
-Yaparak yaşayarak eğitimin ve öğrenmenin  kazanımlar üzerine etkisini görmek,
-Yanlış akıl yürütmeye karşı “üst düzey  düşünme becerileri” kazandırmak,
-Demokratik katılımın,dayanışma ve paylaşımın etkinlikler yoluyla pekiştirmek,
-Adil olmanın,hakkanityetli bölüşümün,ölçülü davranmanın,sınırlarını bilmenin ve üretmenin farkına vardırmak, gerekmektedir.
Ekolojiye duyarlı bir eğitim için;
-Doğayı ve doğada yer alan bütün canlı ve insana yararlı tüm varlıkları korumanın temel insanlık görevi olduğunu öğretmek,
-Tüketirken kendini tüketmeden tüketmenin ve kendinden sonra geleceklerinde hakları olduğunu bilerek davranmak,
-Ekoloji meselesinin Ülke ve Dünya İnsanlığının bir meselesi olduğunu bilince çıkararak bu alanda atılacak adımları sorgulayarak denetlemek,
-Doğada var olan insan dışındaki diğer canlı türlerini ve çeşitliliğini yok etmeye dönük  her türlü politikaya karşı çıkmak,
-Barınma yapılaşmasını insanı ve doğayı merkeze alan bir anlayışla tasarlamak, gerekmektedir.
Sonuç olarak, Ülkemizin başlıca sorunları haline gelen; çarpık kentleşme, sınıfsal farklılıklar, gelir dağılımı adaletsizliği, işsizlik, yolsuzluk, yoksulluk, çevre kirliliği, okur-yazarlık oranındaki düşüklük, kadın sorunu, çocuk istismarı, kültürel asimilasyon, yozlaşma, demokratik uygulamalardaki aksamalar, hukukun üstünlüğünün korunamaması gibi yaşamımızı olumsuz etkileyen durumlarla ilgili  bilinci bu prensipler ışığında davranışa dönüştüren çocuk ve gençler, bu sorunların çözümü konusunda da motivasyon kazanmış olacaklardır. Eğitim sistemini ve öğretim sürecini soru çözmekten sorun çözmeye yöneltmek,ezberden ve tekrardan kurtarmak ancak eğitim müfredatının felsefesine yukarıda yer alan temel bakış açısını benimsemekle mümkün olabilir.Nitelikli  insan gücü yetiştirmekte bu anlayış üzerinden yapılacak düzenlemelerle mümkün olabilir.Yukarıda yer alan görüş ve öneriler aynı zamanında  toplumun kültürel gelişimi ve düşünmesi için olmazsa olmaz bir can damarı durumundadır.  Düşünen bir toplum olmaksızın bilim de olmaz, sanat da ahlak da yeterince gelişemez. Bu  prensipler çocuklarla ne kadar erken yaşta buluşursa gelecek yılllarda toplumun bilimde, sanatta, kültürde ve ahlaki gelişimde yetkinleşmesi daha kolay olacaktır. Toplumda görülen yozlaşma,ilkellik,çatışma ve çürümeye karşı sonuç alabilmek ancak bu öğreti ile gerçekleşebilir. Çocuk,ergenlik ve gençlik dönemi, gelişim psikolojisi, yaşama, kendisine, toplumsal ilişkilere dair sorgulamalarda bulunduğu çok önemli bir dönemdir. Ergenlerin ve çocukların  sorgulayan zihninin ve düşünme becerilerinin geliştiği böyle bir dönemde yukarıda sıralanan temel prensiplerden yoksun kalması veya bu prensiplerin eğitiminin yeterli düzeyde alınmamış olması eksik /temelsiz kalmasına izin vermektir.
Eğitim müfredatının felsefesi düşüncenin serbestçe tartışılmasını sağlayan, kullanılan kavramların tam tanımlarını ortaya koymaya çalışan, akıl yürütmelerin geçerliliğini sınayan, başkalarının kanıtlarını sorgulayan,bu sorgulamanın etkinliğinin her insana bağımsız ve eleştirel düşünmeyi öğrenmeyi sağladığını hesaba katarak,  öğretimin açık fikirli, eleştirel düşünen, bağımsız, insanlar yetiştirerek, onları çağdaş dünyanın büyük sorunları karşısında, özellikle de etik sorunlar karşısında sorumluluklar üstlenmeye hazırlayacağını vurgulamak isterim. Demokrasi kültürünün gelişmesi de bu prensiplerin öğretimi ile güçlenecektir. Yukarıda yer alan temel prensipleri yeteri kadar özümsememiş çocuklar, dili, grameri ve kavramı doğru kullanma becerisinden, tabiat bilgisinden, hayat bilgisinden, sanat yeterliliklerinden, akıl yürütme biçimlerini ve mantık ilkelerini yerli yerinde kullanma becerisinden mahrum kalacaklardır.

***

Çeşitli alanlarda geleceğin bilim ve meslek insanları olacak olan gençlerimiz toplumumuz için çalışacaklardır ve toplumsal konularda bilinçli olmadıkları koşulda hayata katılımları ve katkıları hep eksik kalacaktır. Gençlerin iyi birer yurttaş olarak yetiştirilmesi ve küreselleşen dünyada ortak sorunlara bilinçli bir dünya vatandaşı olarak çözüm getirebilmeleri zorunlu ve içeriği zenginleştirilmiş bir müfredatla sağlanabilir. Bu nedenle eleştirel düşünme ve diğer temalar bir toplumun yüksek kültür düzeyindeki bir medeniyet haline gelebilmesi için çok önemlidir. Eleştirel düşünme olmadan sağlıklı ve gelişkin bir bilim, sanat, ahlak ve din de olamaz. Yaşadığımız her insan deneyimi üzerine düşünmemiz, akla uygun hale gelinceye kadar tartışmamız gerekmektedir. Bu da ancak eğitim sistemini “olduğu yerde dönen vida” olmaktan kurtarmakla mümkün olabilir.