Gündem
Öğrenciler
Öğretmenler
Yazarlar
Üniversiteler
Sınavlar
Kamu Haberleri
Bir Zamanlar Eğitim
İletişim
Künye
  Cinsiyet eşitliği eğitimi neden gerekli?

Cinsiyet eşitliği eğitimi neden gerekli?

Çocuklar günümüzde başta cinsel istismar, çocuk yaşta evlendirilme, ensest ilişkiler ve pornografi  olmak üzere bedensel ve zihinsel yönden cinsel şiddete ve sömürüye  muhatap olmaktadırlar. Bunun sonucu olarak, istenmeyen adolesan gebelikler ve anne ölümleri, istemli kürtaj, cinsel şiddete maruz kalma, HIV ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, alkol, sigara ve madde bağımlılığı, depresyon ve intihar oranlarında artışın yanı sıra toplumsal değerlerden uzaklaşma, ilerideki evlilik hayatında sorunlar, aile kuramama, yalnızlık, eğitim hayatına son verme ve yoksulluk,artan namus cinayetleri gibi toplumsal sorunlarla karşı karşıya kalınmasına neden olacak olgular yaşanmaktadır. (Türkiye Anne  Çocuk ve Ergen Sağlığı Enstitüsü’nün 2019  Şubat ayında yayımlanan “Cinsel Rüşt,Ergenlik,Evlilik Yaşı, Evlilik Öncesi Cinsel Yaşam, Cinsel İstismar Raporu”)
Yaşanan bu olumsuz tablonun önlenebilmesi için, okulda ergenlik ve okul temelli cinsiyet eşitliği ile ergenlerin sağlık eğitimi programları dünyanın pek çok ülkesinde çözüm yöntemi olarak kullanılmaktadır. Bu ülkeler, farklı yaşlardaki çocukların gelişimsel özelliklerini dikkate alarak eğitim programlarında ergenlerin cinsiyet eğitimi konularına geniş yer ayırmakta, belirli aralıklarla ergenlere yönelik gelişim ve bilinçlendirme eğitimi programları yürütmektedirler.

Peki ülkemizde nasıl?

Ülkemizde ise bu eğitimler, gerçek bağlamından kopartılarak ders konuları içinde “leylek ve melek” hikayeleri ile yüzeysel ve geçiştirilen üreme organlarının sağlık eğitiminden öteye geçemiyor. Olumlu bir girişim olarak görülebilecek olan 2014 yılında başlatılıp 19.09.2016  tarihinde sonlandırılan Ortaöğretim Genel Müdürlüğü'nün uygulamaya koyduğu toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi projesi dışında okullarda yapılan herhangi bir çalışma söz konusu değildir. 19.09.2016 yılında yapılan sonlandırma sonrası süreci ilerletecek herhangi yeni bir proje yapılmaması, 2014 yılında yapılan projede hedeflenen sonuçların yaygınlaştırılarak sürdürülmemiş olması, toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi konusuna bile tahammül edilemediğini, soruna yaklaşımda ve hareket tarzında mesafeli, edilgen,irrasyonel ve doktriner tutumun sürdürülmekte olduğunu göstermektedir.
Sonuç olarak, bu konuların faaliyet alanları içinde yer alan TTB, Eğitim Sen, Aile ve Çocuk Sağlığı Vakıfları ile çeşitli kurum ve kuruluşlar ergenlerin cinsel sağlık eğitimi ile toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimine yönelik çalışmalar yapmakta, müfredatta yer almasının gerekliliğine dikkat çekmekte, bilimin gerçekleri ve kabulleri doğrultusunda hazırlanacak programın uygulanmasının gerekli olduğunu ifade etmektedirler.  Ayrıca AB üyesi ülkeler arasında 2007 yılında imzalanan Lanzarote Sözleşmesi de çocukların bu tehlikelerden korunmasını  gerektiren önlemler arasına okul temelli psiko-eğitsel cinsel istismarı önleme programının uygulanmasını gerekliliğini almaktadır. Bu sözleşme aynı zamanda bu önleme programında çalışan  okul danışmanları ile profesyonellerin (öğretmenler) eğitimine vurgu yapmaktadır. Geleceğin sağlıklı ve nitelikli yurttaşları ancak tam donanımlı ve bütüncül bir bakış açısıyla yürütülen eğitim sitemi ile yetişebilir.