Gündem
Öğrenciler
Öğretmenler
Yazarlar
Üniversiteler
Sınavlar
Kamu Haberleri
Bir Zamanlar Eğitim
İletişim
Künye
  3600 sözü vaktinde tutulacak mı? Son tarih Ocak ayı!

3600 sözü vaktinde tutulacak mı? Son tarih Ocak ayı!

İkinci 100 günlük program 13 Aralık Tarihinde ilan edildi.Takvimi bu tarihten itibaren işlettiğimizde ikinci 100 günlük süre 22 Mart 2019 tarihinde dolmaktadır. Bu durumda sözü 24 Mayıs tarihinde verilen ancak ikinci 100 günlük eylem planında kendine yer bulabilen ek göstergenin öğretmenler için 3600’e çıkarılmasını öngören yasa düzenlemesi, en geç Ocak ayı sonuna kadar Meclis'ten geçmelidir. Meclis'in yerel seçimler nedeniyle Şubat ayından itibaren tatile gireceğini var saydığımızda (geçmiş seçim örneklerinde olduğu gibi) yasanın çıkması için geriye sadece Ocak ayı kalıyor. Hal böyle olunca Ocak ayı yeni yılın ilk ayı ve bu ay 3600 için 657 Sayılı DMK'da yapılacak değişiklik öğretmenlere verilmiş bir yeni yıl hediyesi olarak da görülebilir.
Ek göstergenin 3600’e çıkarılması an itibarı ile 25 yılını doldurmuş birinci dereceye inmiş ve emekli olmaya hazırlanan öğretmenlere katkı sağlayacaktır. Ek göstergenin 3000’den 3600’e çıkarılması 600 puanlık artış anlamına gelmektedir. Bu artış oranı diğer derecelerde görev yapan öğretmenler ile bütün memur kadrosundaki eğitim emekçilerine de dengeli bir biçimde uygulanmalıdır. Gösterge artışından emekli olmuş öğretmenlerin de yararlanacağına ilişkin dönemin ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Nihat Zeybekçi’nin ve dönemin Başbakanı Binali Yıldırım’ın kamuoyuna verilmiş sözleri bulunmaktadır. Bu nedenle yasa değişikliğinin kendisi kadar hangi tarihten geçerli olacağı veya yürürlüğe gireceği ve kimleri kapsayacağı da üzerinde önemle durulması gereken bir konudur. Ek göstergenin artması halen görev yapmakta olanların  aylıklarında büyük rakamlara karşılık gelecek bir artış getirmemektedir. Artış, esas olarak brüt aylıklara, emekli olacakların alacakları emekli ikramiyelerinin hesaplanmasında ve emekli oduktan sonra alacakları  emekli aylıklarında bir iyileşme sağlamaktadır.

PEKİ NE YAPILMALI?

Bu düşünceden hareketle reel olan ve yapılması gereken;
-Yasa, sözünün verildiği tarih olan 24 Mayıs 2018 tarihinden geçerli olmalıdır.
-30 Yılın üzerinde çalışması olanlara yargının ikramiye ödenmesine yönelik verdiği karar emsal alınarak 24 Mayıs tarihinden önce emekli olanların ikramiye farkları yapılan artış oranında yeniden hesaplanarak oluşan farklar bu emeklilerin hesabına yatırılmalıdır. Bu yapılmadığı takdirde yasa yeni bir hukuksal arayışın zemini olmaya kapı aralayacaktır.
-24 Mayıs tarihinden önce emekli olanların aldıkları aylık  veya üç aylık maaşları da  bu tarihten geçerli olacak şekilde artırılmalıdır.
-Ek göstergede yapılacak artış, 24 Mayıs ile yasanın Mecliste kabul edildiği tarihe kadar  geçen sürede emekli olmuş olanlara  hem ikramiye hem de aylık yönünden yansıtılmasıdır.
Eğitim emekçilerine(öğretmen ve memur statüsünde çalışan diğer idari personel) aylıklarının yanında ek ders,uzman ve baş öğretmen ücreti,eğitime hazırlık ödeneği, döner sermaye payı, eş ve çocuk yardımı ve fazla mesai adı altında ödemeler yapılmaktadır.Ancak bu ödemelerin hiç biri emekli ikramiyesinin hesaplanmasında dikkate alınmamaktadır. Söz konusu ödemelerin sosyal güvenlik primi kesintisine dahil edilmemesi nedeniyle emekli aylıklarına da bir katkısı olmamaktadır.Yapılan bütün ödemeler yapılacak bir  yasal değişiklikle  aylıklara dahil edilmeli,emekçiler emekli olurken ikramiyeleri ve aylıkları işçilerde olduğu gibi belirlenecek bir yöntemle hesaplanmalıdır. Örneğin yıllık gelirlerin brüt toplamının 12 aya bölünmesinden elde edilecek ortalama rakam ikramiye ödemelerine esas olacak bir yıllık ikramiye tutarı olarak hesaplanmalıdır. Aylık ise bulunan yıllık ortalama rakamın net tutarı olmalıdır.

VERGİ ORANI YÜZDE 15'E SABİTLENMELİ

Eğitim emekçilerine yapılan ödemeler yıllık olarak belirlenen vergi tavanını aştığı andan itibaren vergi kesintisi yüzde 15’ten yüzde 20’ye, hatta bazı durumlarda yüzde 25’e kadar çıkabilmektedir. Vergi oranlarında yaşanan bu değişim beraberinde aylıklarda azalmayı getirmekte yılın ikinci yarısında yapılan zamların neredeyse tamamı vergi kesintisi ile geri alınmaktadır. Başka bir ifade ile söyleyecek olursak: işveren devlet bir yanda Ocak ve Temmuz ayında kaşıkla verdiği zam artışını,Ağustos ayından geçerli olmak üzere kepçe ile geri almaktadır. Oluşan bu durum Temmuz ayında hiç zam yapılmamış olduğunu ortaya koyan bir tabloyu karşımıza çıkarmaktadır. Büyük oranda Temmuz sonrasında ortaya çıkan bu mağduriyetin giderilmesi için vergi oranının yıl boyunca yüzde 15’te sabitlenmesi gerekmektedir. Dezavantajlı çocuklarla zor koşullarda görev yapan eğitim emekçilerinden hiçbir vergi kesintisi yapılmaması/vergiden muaf tutulması yerinde bir tutum olacaktır.
Ek göstergenin ikinci 100 günlük eylem planına zorlanılarak da olsa alınmış olması olumlu ancak yeterli değildir.Eğitim hizmeti bir bütündür ve bu hizmet sadece öğretmenler tarafından değil aynı zamanda idari personel görevi yürüten kamu görevlilerince de verilmektedir. Eğitim hizmetinin yürütülmesinde oldukça ağır yük omuzlamış olan idari personelin bu düzenleme dışında bırakılması büyük haksızlık ve adaletsizlik yaratacaktır.Ek göstergeden MEB’te görev yapan idari personele de mutlaka derecelerine göre yararlandırılmalıdır. 2017 Verilerine göre sayıları yaklaşık 64 bin olan bu personelin ek göstergelerine  yapılacak artışın aynı düzenleme içinde yer alması eğitim hizmetinin bütünlüğü ve kapsayıcılığı için çok önemlidir. Yasaya genel idari personelin de dahil edilmesi demek, öğretmenlere Eylül ayında yapılan okula hazırlık ödeneği ödemesinin idari personele ödenmemesinin yarattığı ayrımın  ek göstergede yapılmadığını göstermesi bakımından da bir anlamı olacaktır.
Sonuç olarak, İlk planda emekli omaya aday 51 yaş ve üzerinde 106 bin 823 kişi ile geçmişte emekli olmuş yaklaşık 600 bin kişiyi etkileyecek düzenleme emekli öğretmen aylıklarında yüzde 20’lik artış sağlayacaktır. Emekliliğe hak kazanmış olanları doğrudan,diğer eğitim emekçilerini ve emekli olacakları önümüzdeki yıllarda etkileyecek olan düzenleme yeni bir hak kazanımı olarak görülmeli,ekonomik koşulların ağırlaştığı bu günlerde özellikle emekliler için kısmi bir rahatlama yaratacak olan artış zaman kaybetmeden yasallaştırılmalıdır. Böylece yıllardır sözü edilen toplu görüşmelerde masaya getirilen bir konuda adım atılmış olacaktır. Verilen sözlerin tutulmuş olması siyasete karşı duyulan güvensizlik duygularının törpülenmesini, moral değerlerin devinim kazanmasını beraberinde getirecektir. Aksi yönde geliştirilecek tutumlar güvensizliği pekiştiren bir işlev görecektir.

İŞTE 3.600 EK GÖSTERGE İÇİN İKİ KRİTİK TABLO: