Gündem
Öğrenciler
Öğretmenler
Yazarlar
Üniversiteler
Sınavlar
Kamu Haberleri
Bilim ve Teknoloji
İletişim
Künye
  'Yüzyılın' projesi sonlanıyor mu?

'Yüzyılın' projesi sonlanıyor mu?

Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya SELÇUK, geçtiğimiz günlerde bir eğitim sendikasıyla görüştü. Görüşmede eğitimin birçok sorunu gündeme geldi. Kamuoyuna da bu görüşmeden bazı bilgiler yansıdı. Sendika tarafından yapılan açıklamada bir konu çok dikkat çekiciydi. Üzerinde çok durulmasa da Ziya Hoca, Fatih Projesi ile ilgili önemli bir mesaj verdi. Sendikanın yaptığı açıklamaya göre, Bakan Selçuk, Fatih Projesi’nin sorulması üzerine, şu cevabı veriyor; “Teknolojiden kaynaklı olmayan sorunları, teknolojiyle çözemezsiniz!” Kamuoyunun gözünden kaçan bu cevap aslında Fatih Projesi’nin geleceğiyle ilgili önemli bir yol haritasının da başlangıcı gibi… Proje neden başlamıştı? “Eğitim ve öğretimde fırsat eşitliğini sağlamak (!) ve okullarımızdaki teknolojiyi iyileştirmek” amacıyla… Eğitim-öğretimde fırsat eşitliğini sağlamak… Fatih Projesi fırsat eşitliği sağladı mı? Projenin uygulanıp uygulanmadığı bile bilinmiyor. Projenin eğitime katkılarını Bakanlık defalarca araştırdı. Ancak, anlamlı bir katkısının olmadığı ortaya çıktı. Bakanlık bu araştırma verilerini kamuoyu ile paylaş/A/madı. Aslında, Sayın Bakanın dediği gibi,, eğitim sistemimizdeki sorunlar teknolojik eksiklikten kaynaklanmıyor. Bu eksiklikleri ya da eğitimin sorunlarını teknolojiyle çözmemiz mümkün değil. Özellikle sekiz yıllık eğitim sonrası okullarımızın teknolojik alt yapıları yeteri düzeye getirilmişti. Peki, Fatih Projesi kamuoyuna hangi hedeflerle duyurulmuştu; birlikte anımsayalım;  Birinci yıl ortaöğretim okulları, ikinci yıl ilköğretim ikinci kademe, üçüncü yıl ise ilköğretim birinci kademe ve okul öncesi kurumlarının BT donanım ve yazılım altyapısı, e-içerik ihtiyacı, öğretmen kılavuz kitaplarının güncellenmesi, öğretmenler için hizmetiçi eğitimler ve bilinçli, güvenli, yönetilebilir BT ve internet kullanımı ihtiyaçlarının tamamlanması,  Okulöncesi, ilköğretim ile ortaöğretim düzeyindeki tüm okullarımızın 570.000 dersliğine LCD Panel Etkileşimli Tahta ve internet ağ altyapısı sağlanması, aynı zamanda her öğretmene ve her öğrenciye tablet bilgisayar verilmesi hedeflenmiştir. Hafızalarımızı zorlayarak bir daha soralım, 2017’ye kadar neler yapıldı? Yanıtlar hazır; proje kapsamında, 2017 Kasım ayına kadar 79 ihale, 131 doğrudan alım yapıldı. Toplam 1 milyar 691 milyon 202 bin TL para harcandı. 2010-2017 arası toplam 1 milyon 437 bin 800 tablet dağıtımı yapıldı. Tablet bilgisayar dağıtımı üzerinden değerlendirildiğinde hedeflenen kitlenin sadece %7,69’una ulaşılabildi. 1 MİLYON 439 BİN tablet dağıtıldı ancak, tabletlerin neredeyse hiçbiri kullanılmıyor. 450 BİN ETKİLEŞİMLİ TAHTA dağıtıldı. Bu tahtaların çoğu arızalı... Onarımı için çok yüklü miktarda kaynak gerekiyor. Şimdi bir soru daha soralım ve yanıtlarına birlikte bakalım; proje kapsamında neler yaşandı? 1. Fatih Projesinin başlamasının hemen ardından projenin yürütüldüğü YEĞİTEK Genel Müdürlüğünde 2 milyon TL’ye 4 toplantı odası yapılıyor. 2. Milli Eğitim Bakanlığında yirmiden fazla avukat varken,, 2013 yılının ilk altı ayında kurum dışından 4 avukata 955 bin TL ödeme yapılıyor. 3. 13.02.2013’te MEB YEĞİTEK Genel Müdürlüğünde görevli alanında uzman 142 öğretmenin görevine son veriliyor. Bu öğretmenlerin yerine TÜRKSAT’tan 36, TÜBİTAK’tan 20 personel, 4000-6000 TL arası maaşla MEB’te görevlendiriliyor. 4. Fatih Projesi kapsamında yapılan usulsüzlüklerin bir kısmı 23/7/2013’te CHP’li bir milletvekili tarafından açıklanıyor. Bunun üzerine Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi AVCI, bazı bürokratları görevden alıyor ve usulsüz kullanılan makam araçlarını merkeze çektiriyor. Merkeze çekilen araçların yerine 2014 yılında 3 adet Renault Fluence marka makam aracı alınıyor. 5. Fatih Projesinin başlaması ile MEB YEĞİTEK Genel Müdürlüğündeki 7 makam odası tadilata alınıyor. Bu tadilattan 2 yıl sonra aynı makam odaları tekrar tadilattan geçiriliyor. Sayın Nabi AVCI’nın Bakanlığı döneminde, projenin başında YEĞİTEK Genel Müdürü Mustafa KOÇ bulunmaktaydı. MEB çalışanı Ayşe ATASAYAR’ın öldürülmesinden sorumlu tutulan Murat AKAR’ın bu birimde danışmanlık yaptığı ise hala konuşulan bir mesele... Mustafa KOÇ’un ayrılmasının ardından projenin başına Dinçer ATEŞ görevlendirildi. Sonrasında ise Dinçer ATEŞ, YEĞİTEK’ten sorumlu Müsteşar Yardımcılığına atandı. YEĞİTEK Genel Müdürlüğüne ise Bakan Danışmanı görevinde bulunan Sayın Nabi AVCI’nın yeğeni ile evli olan Ahmet Onur AK atandı. Sayın İsmet YILMAZ’ın Bakanlık koltuğuna oturmasından 22 gün sonra, Ahmet Onur AK görevden alındı ve Bilal TIRNAKÇI, YEĞİTEK Genel Müdürlüğüne getirildi. Hülasa; Fatih Projesi, Milli Eğitim Bakanlığının “dibi olmayan kör kuyu”su haline gelmiş durumda… Yolsuzluk ve usulsüzlüklerle özdeşleşmiş durumda… Harcanan onca paraya rağmen, hedeflerin hiçbirine ulaşılamadı; hatta yaklaşılamadı bile... Proje kapsamında birçok kişi ve kurumun usulsüzlük batağına saplandığı, tüm kamuoyu tarafından tartışıldı. Mayıs 2015’te Sayın Cumhurbaşkanı, “Atılması gereken çok adım olduğunu, bazılarının Fatih Projesi'nin sona erdiğini, tablet bilgisayar dağıtımı yapılmayacağını iddia ettiğini, bugünkü 700 bin bilgisayara ne diyeceksiniz? Gelecek yıldan itibaren dağıtılacak 10 milyon 600 bilgisayarın ihalesi yapıldı. Buna ne diyeceksiniz?” şeklinde ifadeler kullandı. MEB’den alınan bilgilere göre bu ihalenin hala yapılmadığı söyleniyor. Beklentiler doğrultusunda, Sayın Cumhurbaşkanın, bu ihalenin yapılıp yapılmadığına, 10 milyon 600 bin tabletin mi, yoksa klavyeli bilgisayarların mı, dağıtılacağı hususuna, açıklı getirmelidir. Projenin 2010 yılında dönemin Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından başlatılmıştı. Başladığı yıl, Milli Eğitim Bakanlığı 2014’te tamamlanacağını duyurmuş; 2014 yılına gelindiğinde 2015’te tamamlanacağı söylenen projenin bitim süresi daha sonra 2017’ye uzatılmış; sonrasında ise 2018’de tamamlanacağı belirtilmişti. Son dönemde Fatih Projesi kapsamında tablet dağıtımına son verildiği, tablet yerine klavyeli bilgisayarların dağıtılacağı bilgileri basında yer almıştı. Tüm bu veriler ve Bakan Ziya SELÇUK’un son açıklaması Fatih Projesinin sonunu getireceğe benziyor. Ziya Hoca’nın, projeyi başlatanların tepkisini de hafifletmek için bu kararı zamana yaymasını beklemek, bir kehanet olmasa gerek! Tarafımızdan bakıldığında ise görünün şu; “Miadını doldurmuş” çoktan olan proje, birkaç yıl daha can çekişecek. Sonrasında da kimse geriye dönüp bakmayacak. Cumhurbaşkanına, “yüz yılın projesi” şeklinde tanıtılan ve sonu bir türlü gelmeyen projeyi sunan dönemin bürokratları ve yöneticileri, acaba, vicdanen rahat edecekler mi? Galiba, “koca proje”den geriye kalan, asıl soru ve sorun da bu…