Eğitim takvimini bölmek devamsızlığı azaltmaz

2023 Eğitim Vizyon’unun şu ana kadar atılan en somut adımı eğitim yılı iş takviminin dört döneme ayrılarak yenilenmesi oldu.
Bir tür ”protokol” Bakanlığına dönüşen MEB, nihayet Vizyon’da yer alan bir icraatı gelecek yıldan itibaren hayata geçirecek.Uzun tatil süresinin öğrencilerde derslerden ve okuldan soğumaya neden olduğu gerekçesine dayandırılan yeni iş takviminin var olan temel ve yapısal sorunlara ne kadar çözüm olacağını hep birlikte yaşayacağız. An itibarı ile eğitimin temel sorunları sıralamasında ilk sıralarda kendine yer bulan sınava bağımlılık ve buna bağlı olarak gelişen devamsızlık sorununun azaltılmasına katkısının olup olmayacağını da görmüş olacağız. Mart ayından bu yana 8 ve 12.sınıf öğrencileri için okul yok gibidir. Bu öğrenciler açısından öncelik okula ve derslere değil sınavlara hazırlık mahiyetli kurslara verilmiş durumdadır. Aslında takvimi, hafta sonununda destek ve hazırlık kursları açarak fiilen çalışma gününe dönüştüren Bakanlık sıkışık hale getirmiştir.Umarız ara tatil yapılan bu günlerde çocuklar gerçekten tatil yapar.
2018 yılı MEB Faaliyet Raporunda 20 gün ve üzeri devamsızlık yapanların oranı ve sayısı artık yüz binlerle değil milyonlarla ifade edilir olmuştur. Faaliyet Raporunun yayımlandığı günlerde hazırladığımız 20 Gün Ve Üzeri Devamsızlık Durumu Analizinde aşağıda yer alan sonuçlara ulaşmış vahim tabloya dikkat çekmiştik.
  • Oran olarak ilkokul öğrencilerinin %5,62’si sayı olarak 286.878’i,
  • Oran olarak ortaokul öğrencilerinin %9,98’i sayı olarak 466.647’si,
  • Oran olarak imam hatip ortaokul öğrencilerinin %8,86’sı sayım olarak 64.067’si,
  • Oran olarak mesleki teknik lise öğrencilerinin %44’ü sayı olarak 789.879’u,
  • Oran olarak Anadolu İmam Hatip lise öğrencilerinin %36’sı sayı olarak 185.333’ü,olmak üzere 5 okul türünde toplamda 1.792.804 öğrenci 20 gün ve üzeri devamsızlık yapmaktadır.
Anadolu Liseleri,Fen ve Sosyal Bilim Lise öğrencileri ile diğer lise türlerinde okumakta olan öğrencilerin devamsızlık oranlarının neden verilmediği sorusu geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da gizemini koruyor.
Sonuç olarak, eğitimin çözüm bekleyen yapısal sorunları yerli yerinde duruyor. Artık gerek yürütme organının gerekse MEB’in yüz günlük eylem programları da açıklanmaz oldu. Vaatler  ve verilen sözler de unutuldu. Vizyonun da gazı kaçtı. Geriye kala kala rutine dönüşen uygulamalar ve zevahiri kurtarmaya dönük açıklamalar ile içi boş protokoller kaldı. Umarız yeni takvim çocukların okullarda yaşadığı ve artık kapanması zorlaşan yaralarına merhem olur. Yapısal sorunların çözümü için hala vakit kaybedilmiş değil. Çocuklar,ebeveynler ve eğitim emekçileri yönetenlerden eğitimde açılmış yaralarının kangren olmadan iyileştirilmesini bekliyor.