Eğitim Bir-Sen Başkanı haddini bilmeli!

Yönetici atamaları konusunda yöneticilerin yüzde 80’i üyesi olan Eğitim Bir-Sen ile “atamaların liyakatla yapılması gerek” diyen Türk Eğitim-Sen arasındaki kavga KRT ekranlarında daha da kızıştı. Son olarak Türk Eğitim-Sen’in “Kamuyu işgal eden sendika adı altında bir yapı” diyerek eleştirdiği Eğitim Bir Sen’den “Onlar eski karanlık günleri özlüyorlar” cevabı gelmişti. Eğitim Bir-Sen başkanı Ali Yalçın’ın Türk Eğitim-Sen’i ima ederek “Toplu sözleşme masasında yetkisi olmayan bir sendikanın bulunmasını doğru bulmuyorum” demesi de kavgayı hararetlendirmişti.  KRT ekranlarından izleyicisiyle buluşan Eğiti-yorum programına konuk olan Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, “Herkes haddini bilsin” dedi. İşte programda Geylan’ın konuşmalarından çarpıcı satır başları: 
  • Öğretmene şiddete karşı yasal düzenleme

Öğretmene yönelik şiddet olayları ile ilgili yeni bir yasal düzenleme yapılmalıdır. Kamu yöneticileri, öğretmenlik mesleğinin saygınlığını yok etmemeli, mesleğin saygınlığını azaltacak söylemlerden uzak durulmalı.
  • Bakanın çalışmalarını ve anlayışını taktir ediyoruz

Öğretmen kimliği olan bir bakanın atanması memnuniyet verici. Sayın bakanı üslup olarak takdir ediyorum. Eğitim vizyon belgesinin ön hazırlık aşamasında, tüm paydaşları çağırarak çalıştaylar yaptı. Biz de bu çalıştaylara katıldık. Bu çalışma tarzını takdir ettik. Buraya kadar güzel. Ancak bundan sonra icraat yapmak gerekir. Türk Eğitim Sen olarak amacımız üzüm yemek. Süreci yakinen takip ediyoruz. İkazlarımızı yetkililere iletiyoruz.
  • Komisyonlarda çekirdek çitler gibi hak yediler

Eğitim sisteminde başarıya ulaşılamamasının öncelikli nedeni eğitim yönetimi meselesidir…
2013 yılından buyana 6 kez yönetici atama yönetmeliği değişti. Her yönetmelik değişikliğinde asıl niyet “bir takım insanların mevzilerini nasıl koruruz” oldu, Bu anlayışın ortadan kalması lazım. Okul müdürleri merkezi yazılı sınav ve objektif değerlendirmelerle atanmalıdır. Sadece İstanbul’da yapılan mülakatlarla ilgili 9 komisyon kuruldu. Bu komisyonlardaki 45 kişiden 44’ü Bir Sendikanın üyesiydi. Mülakatlar sonucunda, 100 tam puan alan 86 kişiden 81’i yine aynı sendikanın üyesiydi. 90 ve üzeri puan alan 214 kişiden 197’si yine aynı sendikanın üyesiydi. Bu sınavları yapan komisyon üyeleri çekirdek çitler gibi kul hakkı yemişlerdir. Eğitim sisteminde başarıya ulaşılamamasının öncelikli nedeni eğitim yönetimi meselesidir.
  • Atamalarda liyakat ilkesi, seçime kurban gitti

Eğitim vizyon belgesindeki liyakate dayalı atama sistemi hayata geçirilmelidir. Seçim kaygısı nedeniyle yönetici atamayı yeniden yayınladılar. Yönetici atamaların ÖSYM tarafından yapılacak olmasını önemsiyorum. 21 Nisan tarihinde bu sınavın ilki yapılacak. Bu sınavdan sonra 9 bini okul müdürlüğü olmak üzere toplam 20 bin okul yöneticisi atanacak.
  • 80 bin 300 sözleşmeli öğretmen var…

Eğitimin en öncelikli problemi, ücretli, sözleşmeli öğretmenliktir. Sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik sistemine karşıyız. Geçmişte de uygulanan sözleşmeli öğretmenlikle ilgili uzun süre mücadele ettik. Yargı kararları da var bu hususta. Sendika olarak onlarca dava açtık. 2011 de kaldırılmasını sağladık. Ancak 2016 yılında bir KHK ile yeniden getirildi. Mülakat ve 6 yıl çakılı kadro getirildi. Öğretmen eş durumundan bile tayin isteyemiyor. Bu sosyal bir dramdır. Anayasa ihlalidir. Elverişsiz koşullarda öğretmen istihdam etmenin yolu öğretmeni esir etmek değil, zorunlu hizmet görevi yapan öğretmenlere bir bürüt asgari ücret ile iki bürüt asgari ücret arasında tazminat ödenmeli. Teşvik uygulaması ile bu sorun çözülebilir. Hızla teşvik uygulaması Meclis’ten geçirilerek, çakılı sözleşmeli öğretmenlik uygulaması ortadan kaldırılmalıdır.
  • 100. yıl coşkusuna 100 bin atama yakışır

Ücretli öğretmenlikte eğitim sisteminin kanayan yarası. 74 il valiliğinden aldığımız bilgiye göre 80 bin 300 ücretli öğretmen çalışıyor. İstanbul’da 21 bin ücretli öğretmen var. 11 bin ücretli öğretmen lisans mezunu bile değil. Türk Eğitim Sen olarak Milli Eğitim Bakanlığı’na çağrıda bulunuyoruz. 2019 yılında toplam 100 bin öğretmen ataması yapılmalıdır.
Valiliklerden aldığımız bilgiye göre 144 bin öğretmen açığı var.
  • 4+4+4 garabeti ‘başka’ mutfaklarda hazırlandı

Bu sistem ihdas edilirken çok ciddi bir karşı duruş ortaya koyduk. Bu kadar köklü bir değişiklik yapılırken eğitim çalışanlarının görüşünün alındığını düşünmüyoruz. Bu sistem başka mutfaklarda hazırlandı; Milli Eğitim Bakanlığı’na sunuldu. Bu ülkenin 90 yıllık bir 5 yıllık ilkokul tecrübesi var. Bir takım ideolojik reflekslerle eğitim sistemi ile oynamayın dedik. Milli Eğitim Bakanlığı’nın da 4+4+4 ile ilgili bazı olumsuzlukları gördüklerini biliyorum. 5 inci sınıfların ortaokula başlamasının doğru olmadığını bu çocukların uyum sağlayamadığını biliyorum. 4+4+4 modelinin hayata geçmesi ile 42 bin 500 öğretmen norm dışına çıktı. Bu öğretmenlerimizi de yan alanlarında başka branşlara geçirdik. Öğretmenlerde mutsuz oldu. Öğretmenlerin yan alanlara geçirilmesini eğitim sistemine 3 üncü darbe olarak gördük.
  • Dört Öğretmenden biri ek iş yapıyor

Öğretmenlerin yüzde 26,2’si ek iş yapıyor. Geliri ile geçinemiyor. Evinin iaşesini karşılamak için ek iş yapıyor öğretmenler.
Kırmızı çizgimiz 657…
Öğretmenlik meslek kanunu uzun yıllardır tartışılıyor. Bizlerde bu kanunun çıkarılması ile ilgili görüşlerimizi bakanlığa iletiyoruz. Burada kırmızı çizgimiz eğitim çalışanlarının 657 den kaynaklı haklarının baki kalması kaydı ile bu kanuna onay veririz.
  • 10 yılını dolduran uzman öğretmen olmalı…

Adil bir yönetici atama ve kariyer sistemi bu kanunda yer almalı. 10 YILINI DOLDURAN HER ÖĞRETMEN UZMAN, 20 YILI DOLDURANLAR DA BAŞÖĞRETMEN olmalıdır.
Bütün meslek gruplarını kapsayacak şekilde yeniden ek gösterge düzenlemesi yapılmalıdır. Öğretmenlerle ilgili 3600 meselesi gündeme alınmasına rağmen seçim nedeniyle ertelendi. Bu taahhüdün yerine getirilmesini bekliyor ve takip ediyoruz.
  • Andımızı okutmaya devam edeceğiz…

Öğrenci Andı, açılım sürecine kurban edildi. Andımız içeriği itibarı ile eğitimin bir parçasıdır. Süreci takip ediyoruz. Mahkeme MEB’in itirazını kabul eder ve kararı bozarsa, Türk Eğitim Sen’li öğretmenler okullarda ve sınıflarda Andımızı okutmaya devam edecekler.
  • Vakıf ve derneklerin okullarda ne işi var!

Vakıf derneklerle yapılan protokolleri doğru bulmuyoruz. MEB kendi öğretmenine güvenmeli, değerler eğitimini kendi öğretmenleri marifeti ile vermelidir. Her STK kendi mecralarında faaliyetler yapmalı. Vakıf ve derneklerle yapılan protokoller öğretmene hakarettir.
  • Ali Yalçın kimin adına konuşuyor!

(Eğitim Bir Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın “yetkisiz sendikanın toplu sözleşme masasında ne işi var?” çıkışı üzerine) Bir sendikanın görevi çalışanlar adına konuşmaktır. Bir sendika kamu kurumlarını yönetemez, müdür atayamaz, hizmetliyi memur yapamaz, bir sendikanın kamu kurumlarını yönetme arzusu hadsizliktir. Kamu kurumlarını kamu çalışanları yönetir. Burası demokratik hukuk devleti. Binlerce yıllık deneyimi var. Ali Yalçın bunu daha öncede ifade etti. Ali Yalçın kim adına konuşuyor. İşverenden ses çıkmıyor, bu sendika sağındaki solundaki gücün zayıflamasını istiyor. Bizler gözlemci sıfatı ile oradayız. Yargıya taşıyamıyoruz. Bu isteğin nedeni geçmiş toplu sözleşmelerdir. 2014 toplu sözleşmesinde enflasyon farkını alamadık. Türkiye Kamu Sen o masada olmasa bu rezaletler tarihi başarı olarak sunulacak. Başarısızlıkları ifşa olsun istemiyorlar o nedenle toplu sözleşme masasında olmamızı istemiyorlar. Türkiye Kamu Sen’in o masaya oturmasını sağlayan 400 bini aşkın üyesinden ve 4688 sayılı Kanundan aldığı güçtür.
O masaya hiç kimsenin ulufesi ile oturmuyoruz, oraya oturmamızı engellemek de hiç kimsenin haddi değil. O nedenle herkes haddini bilsin istiyoruz.