Diyanetin gizli raporunda tarikat ve cemaat gerçeği

Diyanetin gizli raporunda tarikat ve cemaat gerçeği

Diyanet İşleri Başkanlığı tarikat ve cemaatler ile ilgili bir gizli raporu ortaya çıktı. Temmuz 2019 sonlarında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlandığı iddia edilen GİZLİ ibareli bir rapor bazı gazetelerde haber olarak yer aldı. Ağustos ayının birinci haftası Kaynak Yayınları bahsi geçen raporu kitap olarak yayınladı. Bu raporda çok çarpıcı bilgilere yer verildi.

Kamuoyunun gündemine gelen/getirilen raporun öne çıkan hususları şöyle;

Rapor, Türkiye’nin dini haritasını, dini oluşumların tarihçesini, özelliklerini, ticari ilişkilerini, Devlete ve siyasi iktidara yakınlıklarını açık bir şekilde ortaya koymuş durumda.  Araştırmaya gerekçe olarak, 15 Temmuz’da dini istismar eden Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) eliyle ülkemizin maruz kaldığı ihanet ve darbe girişimi gösterilmiş ve ülkemizdeki dernek, cemaat, tarikat veya vakıf adıyla faaliyet yürüten dini yapıların derinlemesine incelenmesinin zaruri bir hal aldığına değinilmiştir.

 

Cemaatler devlette kadrolaşarak örgütlendiler

Ayrıca, 1950 öncesinde izlenen din karşıtı katı politikaların ürünü olarak bu yapıların ortaya çıktığı ifade edilmiş, Tekke ve Zaviyelerin kapatılması, bu yapıların varlıklarının tanınmaması ve baskı altına alınmaları faaliyetlerini gizli bir şekilde sürdürmek zorunda kalmalarına neden olunduğu bilgilerine yer verilmiştir. Dinin eğitim ve kamu kurumlarından çıkarılması yönündeki politikaların, alfabe değişikliğinin, ezanın Türkçeleştirilmesinin bu yapıların geleneksel çevrelerde avantajlı hale gelmesine ve faaliyet alanlarını genişletmelerine neden olduğu diğer tespitler arasında yer almıştır.

Cemaatlerin, 1985 sonrasında sadece din öğretimi ve maneviyat eğitimi ile uğraşan yapılar olmaktan çıktıkları, sahip oldukları insan kaynaklarını ticari/mali kazanımlar elde etmek için seferber ettikleri, Devlet bürokrasisi içerisinde gizlice örgütlendikleri, konumlarını kendi mensupları lehine kullandıkları, dolayısıyla devletteki kadroları liyakat kriteri dışında suiistimal ettikleri, 2000 sonrasında şirketler, holdingler kurdukları okullar açtıkları raporda açıkça ifade edilmiştir.Ayrıca 1980 sonrası demokratikleşme ve ekonomik büyüme ortamında büyüyen cemaatlerin birer rant kapısı haline geldiği belirtilmiştir. Bunun yanı sıra Cemaatlerin bugün gelinen noktada ilk çıkış amaçlarından oldukça uzakta oldukları ifade edilmiştir.

Ayrıca Fetullahçı Terör Örgütünün darbe girişimi nev-i şahsına münhasır bir olay olarak ele alınmıştır.

Hz.Peyganbere ait olmayan hadislerle menfaat elde etmişler

Bunların yanı sıra raporda dini oluşumlarda görülen aşırılıklara da yer verilmiştir. Mesela bu oluşumların sahip oldukları anlayışı pazarlama adına uydurma rivayetleri en sahih hadislermiş gibi göstermekten asla çekinmedikleri, Hz. Peygamber’den kaldığı düşünülen bazı hatıraları ticari ve itibari menfaat elde etme aracı şeklinde pazarladıkları, İslam dinini sadece kendi mezheplerinden ibaret olduğunu düşünen bazı grupların var olduğu dikkat çeken diğer örnekler arasındadır.

 

Sahte Diploma Törenleri Düzenlediler…

Bazı grupların sahte diploma törenleri düzenledikleri, yurt dışından sahte doktora, doçentlik ve profesörlük unvanları alındığını ve bu unvanlarla bazı şahısların grup lideri olarak takdim edildikleriraporda yer alan önemli hususlar arasındadır.

Bahsi geçen raporda Adnan Oktar’dan İhsan Eliaçık’a, İsmailağa Cemaati’nden Halvetiler Tarikatı’na kadar birçok şahıs ve oluşum hakkında geniş bilgilere yer verilmiştir.

Ağırlık ve etkisi farklı olmakla birlikte bu oluşumların bürokraside teşkilatlandıkları, Süleyman Hilmi Tunahan Cemaatinin din, devlet ve toplum güvenliği bakımından dikkatle takip edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

 

İmam hatiplerin eğitim programları yeniden gözden geçirilmeli

Raporun sonuç bölümünde toplumsal bilincin artırılması ve farkındalık oluşturulması için hukuk, Diyanet İşleri Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve İlahiyat Fakültelerinin öne çıktığı ifade edilmiştir. Ayrıca Devletin ülkemizdeki dini hareketliliğin şeffaflığını temin edecek yasal çerçeveyi ortaya koyması gerektiği böylece dini oluşumların kamunun denetimine gireceği diğer tespitler arasındadır. Bu kanuni düzenlemenin yapılmaması halinde dinin kutsallarının ticaretini yapandan, din adına şantaj üretene kadar birçok kişi veya grupların ortaya çıkmasının kaçınılmaz olacağı ifade edilmiştir. Ayrıca dini bilgi aktaran eğitim kurumlarının (imam hatip liseleri ve ilahiyat fakülteleri) yeterliliğinin gözden geçirilmesi ve bu eğitim kurumlarının eğitim programlarının yeniden ele alınması gerektiği belirtilmiştir.

 

Sonuç :

Raporda Devrim Kanunları ile Tekke ve Zaviyelerin kapatılmasının Tarikat ve cemaatlerin güçlenmesine neden olduğu tespiti tamamen yanlıştır. Ayrıca bu yapıların yasal zemine oturtulması talebi kabul edilemez. Çünkü Tekke ve Zaviyeler tam da bu yapıların güçlenmesini önlemek amacı ile kapatılmıştır. Asıl sorun özellikle 1980 sonrası Tarikat, cemaat gibi yapılara şirin görünmek ve oy devşirmek için taviz veren siyasilerin belirledikleri politikalardır. Ayrıca 1980 darbesi dini yapıları güçlendiren özellikte bir politika izlemiştir. Anayasaya din dersinin zorunlu konulması da bunun bir göstergesidir.

Özellikle 2000 sonrası holdingleşen, dini her türlü istismar eden, eğitim alanına girerek kendi ideolojileri doğrultusunda birey yetiştiren, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yetkilerini bu yapılara devretmesine seyirci kalan yöneticiler gerçek sorumlulardır. 2014 sonrası bu tarikat ve cemaatlerle ilintili vakıf ve derneklerle protokol imzalayan, mahkeme tarafından iptal edilmesine rağmen protokolleri uygulamaya devam eden MEB yöneticileri ortaya çıkan tablonun baş kahramanlarıdır.

Raporda belirtilen bazı hususlara katılmamakla birlikte, tarikat ve cemaatlerle ilgili birçok tespitin önemli olduğunu belirtmek istiyorum. Elbette bu rapor devlet büyüklerimiz tarafından okunmuş ve değerlendirmeye alınmıştır. Ancak şunu belirtmeliyim ki, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yazılmış ise bu rapor, tarikat, cemaat, grup ve yapılarla ilgili tespitlerin çok çok çok daha dikkatle incelenmesi gerekmektedir.