Cumhurbaşkanlığı ‘hayal’ satıyor

Eğitim sistemimizin yıllardır süregelen dramı üniversiteye giriş sınav sistemi,  her kesimden insanın eleştirel bir yaklaşımla ele aldığı ölçme aracı olmasına karşın, bu sınavın içeriğinde pedagojik olarak hiçbir iyileştirilme yapılmıyor olması kar topunu büyük bir çığa dönüştürmektir.
Sınav sistemi bireyin, üniversiteye kabul için ön bilgi düzeylerini ölçmekten ziyade ezber yapabilme yeteneğini ölçtüğünü sınav sorularını incelediğimizde görebiliriz.-herhangi bir üniversite bölümüne gidip üniversiteye giriş sınavı yapılsa öğrencilerin çoğunluğu aynı bölümü tekrar kazanmayacağı yüksek bir ihtimaldir-12 yıllık verilen eğitimi 2 saatlik oturumlara sıkıştırılarak eğitim sistemimizin çıkmazını oluşturmaktadır. Bu noktada yapılan sınavların bilimsellikten uzak olduğunu gözler önüne sermektedir.
Bu yıl yapılan üniversiteye giriş sınavı (TYT ve AYT) tüm bu söylediğim olumsuzluklarla beraber Haziran ayında gerçekleştirildi. Sınavın sonuçları içinde bulunduğumuz Temmuz ayında ÖSYM tarafından açıklandı. Sonuçlara göre bireylerin kimisi eleğin üstünde kimisi de bir sonraki sene eleme işlemlerine katılmak üzere eleğin altında kaldı.
Kimse 4,5 milyon işsiz ordusunun içinde olmak istemez!
Üniversite sınav sonuçların açıklanmasıyla birlikte üniversite tercihi yapacak adaylar ve aileleri, çeşitli bölümler ve üniversiteler üzerinde araştırmalar yapmaktadırlar. Elbette bu tercih araştırmaları yapılırken, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik krizin etkileri, göz önünde bulundurulmaktadır. Genç işsizliğin arttığı, alım gücünün düşmesi gibi koşullarla karşı karşıya olduğumuz bu dönemde belki de en zor karar anları üniversite tercih anlarıdır.
Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi üni-veri araştırmasıyla hayal satıyor!
Üniversite tercihi için araştırma yapan bireyler çeşitli web sitelerinde bulunan tercih robotlarından veya çeşitli özel eğitim kurumlarının rehberlik servislerin yararlanmaktadırlar. Tercih işlemlerine katkı sağlamak(!) için Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi, ÜNİ-VERİ araştırmasını kamuoyuyla paylaştı. Araştırmadaki verilere bakıldığında, verilerinin birçoğu için kaynağının Türkiye olup, olmadığı sorusunu sormamak elde değil.
Kaynak: ÜNİ-VERİ
Araştırmanın içeriğine baktığımızda:
Bir yılı aşan işsizlik süresinin, sadece bir iki bölüm için görebiliriz diğer bütün mesleklerde, iş bulma süresinin 12 aydan az olması araştırmanın gerçekçiliğini azaltmaktadır.
Üniversitede kontenjan dolduramayan ve kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalan, bazı mesleklerin %50’ye yakın istihdam sağladığı gibi bilgiler içermektedir.
Öğretmenlik bölümü diye tek bir veri verilmiş ancak bazı öğretmenlik branşlarının, durumunun verilerine yer verilmemiş olması yanlış yönlendirmeler yapmaktadır.
Üniversite bölümlerinden mezun olan bireylerin hiçbiri, yoksulluk sınırının(6.542TL) üstünde maaşla çalışamayacaklar. Birkaç bölüm mezunları hariç, çoğunluk asgari ücretin(2.008 TL) biraz üstünde ücretlendirilmeyle çalışacaklardır. Öğrencilerin bu ülkede yoksul olmaması için hangi bölümü tercih etmeleri gerektiği sorusunun cevabı verilmemiş, verilememiştir!
ÜNİ-VERİ araştırmasında bazı şeyler unutulmuş; ataması yapılmadığı için intihar eden öğretmenler, keyfi güvenlik soruşturmaları nedeniyle muafiyet belgesini( 350 günlük  devlet hizmeti) alamadığı için özel sağlık kurumlarında bile doktorluk yapamayanlar, yine keyfi güvenlik soruşturmaları gerekçesiyle hukuk fakültelerinden mezun olduğu halde avukatlık yapamayanlar, asgari ücretle çeşitli özel kurumlarda farklı işlerde çalışan fizik,tarih, arkeoloji… bölümü mezunları. Unutulanların örneklerini daha da çoğaltabiliriz. Bütün bu verilerle ve hayattaki deneyimlerimizle birlikte bizim hayal satın almaya değil geleceğimiz ve mesleklerimiz için  daha fazla gerçekçi çözümlere  ihtiyacımız var.

Taylan Ulaş

Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Öğrencisi