Çocuk Bayramını, bayram olarak yaşayamayan çocuklar

Bu yıl, 23 Nisan 1920’nin 99’uncu yılı kutlanacak. 23 Nisan, 1929 yılından bu yana Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanıyor. Her bayramın kendine özgü imgeleri vardır. Hiç kuşkusuz çocuk bayramı olması nedeniyle de 23 Nisan’ın çocuklar için ayrı bir değeri ve önemi vardır. 90’uncu yılı kutlanacak bu bayramı milyonlarca çocuk buruk karşılayacak, belki de bayram coşkusunda hiç kutlayamayacak. Kimler kutlayamayacak diye baktığımızda karşımıza çıkan türevlerin çeşitliliği ve sayısı hepimizi derinden düşündürecek kadar büyük.

Yaşanan ekonomik yoksunluklar nedeniyle yoksul kalan çocuklar. Aile parçalanmaları sonucu ayrılık travması yaşayan çocuklar. Kimsesiz ve sahipsiz kaldıkları için sokakta yaşayanlar. Çocuk yaşta işçi ve gelin yapıldıkları için körpe bedenleri örselenenler. Katıldıkları demokratik eylemler nedeniyle tutuklanan ve çalışırken yaşamını kaybeden çocuklar. Okulda evde, sokakta şiddet gören ve istismara uğrayanlar. Okul çağında olmasına rağmen okula gidemeyen çocuklar. En temel hakları olan anadil eğitiminin önüne bariyer örülen milyonlar.

Siyasi iktidarlar çocuklarımıza daha iyi bir gelecek hazırlamak için gerekli düzenlemeleri yapmak yerine, uyguladıkları yoksulluk politikaları nedeniyle her yıl binlerce çocuğu eğitimden kopararak çalışmak zorunda bırakıyorlar. Türkiye’de çocuk işgücü sürekli artarken, eğitim çağındaki çocuklarımız okumak yerine tarlada, sanayi sitelerinde son derece sağlıksız ve ilkel koşullarda çalışmaya zorlanıyor. Çocuklarımıza belirsiz bir geleceğin vaat edildiği, aslında çocukların geleceksiz bırakıldığı bir dönemde 23 Nisan’ın “çocuk bayramı”  olarak kutlanması ne kadar mümkündür?

23 Nisan günlerinde çocukların sembolik olarak koltuklara oturtulmasının,  her yıl birbirinin aynı olan nutuklar eşliğinde rutin “törensel kutlamalar” yapılmasının çocuklarımızın yaşadığı bu derin sorunları çözmediği açıktır. Türkiye’de çocuklarımızın karşı karşıya kaldığı vahim tablonun ve yaşam risklerinin değişmesinin tek koşulu gerçek anlamda kardeşliğe dayalı, eşit, özgür demokratik ve barış içinde bir arada yaşamı başarıya ulaştırmaktan geçiyor.

Yıllar geçiyor,bakanlar ve bürokratlar değişiyor ancak yanlış politikalar nedeniyle temel sorun alanları değişmek ve bitmek bilmiyor.Değişmek ve bitmek bir yana mevcut sorunlara  her yıl yenilerinimn eklenmesi, yeterli ve nitelikli eğitim almayan  çocukların topluma katılmasıyla  toplumda var olan sorunlu birey sayısı da artmaya devam ediyor, Eğitimde görülen ve yaşanan bu olumsuz tablonun yol açtığı sosyal olaylar ve sorunlar nedeniyle de insanlar mutlu olmuyor, ekonomik ve sosyal sorunlarına çözüm bulup yaşamlarına yön veremiyor, ülke ise her alanda yaşadığı krizlerden kurtularak düzlüğe çıkmakta zorlanıyor.

Okullaşma Oranları

Çağ nüfusunun okullaşma oranları için OECD, Bir Bakışta Eğitim 2018 Raporunun ülke örnekleri incelendiğinde okullaşma oranlarındaki belirgin düşüşün 18 yaşta olduğu görülmektedir. Türkiye ile birlikte Brezilya, Şili, Yunanistan, Kore ve Yeni Zelanda bu yaş grubunda yüzde 25 veya daha fazla düşüşün yaşandığı ülkelerdir. 5-14 yaş aralığında olup, eğitime tam zamanlı katılan öğrencilerin okullaşma oranları ise Türkiye için %95, OECD ve AB23 Ortalaması için ise %98 olarak rapor edilmiş

Türkiye’de genel ortaöğretim programlarından mezun olanların oranı %33 iken, mesleki eğitim programlarından mezun olanların oranı %38’dir. Bu oranlar OECD ortalaması için sırasıyla %50 ve %31, AB23 için %46 ve %35’tir. Türkiye ile birlikte Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Lüksemburg, Hollanda, Slovak Cumhuriyeti, Slovenya ve Birleşik Krallık mesleki programlardan ilk defa mezun olanların oranının daha fazla olduğu ülkelerdir. 2005’ten 2016’ya tüm ülkelerde gözlemlenen bu artış yüzde 9 civarındadır. Türkiye ve Portekiz ise yüzde 23 artışla dikkat çekmektedir.16 yaşta okullaşma oranları Türkiye %83,OECD %95,AB23 %95,17 Yaş Türkiye %77,OECD %92,AB23 %94,18 yaş Türkiye %52,OECD %78,AB23 %84

Kadınların istihdama katılımını etkileyen önemli faktörlerden biri erken çocukluk eğitimi ve bakım hizmetleridir. Ancak Türkiye’de üç yaş altındaki çocuklar için neredeyse erken çocukluk eğitimi ve bakım hizmeti bulunmamaktadır. Oysa uluslararası eğilimler, üç yaş altındaki çocuklar için bu kapsamdaki hizmetlerin arttığını göstermektedir. Türkiye’de 3-5 yaş arasındaki okullaşma oranları ise olumlu bir gelişme kaydetmiş ve son 13 yılda neredeyse üçe katlanmıştır. Bu yaş grubundaki çocukların okullaşma oranları 2005 yılında %13, 2010 yılında %27, 2016 yılında ise %37 olarak tespit edilmiştir. AB23 ortalaması için bu rakamlar sırasıyla %81, %87 ve %89 iken, OECD ortalaması için sırasıyla, %75, %82 ve %86’dır.Kaynak OECD’nin 2018 Bir Bakışta Eğitim Raporu

Öğrencilerin Devamsızlık Yapmasının Önüne Geçilemiyor

MEB’in 2018 Yılı Faaliyet Raporunda 20 gün ve üzeri devamsızlık yapan öğrenci sayısı azalmak yerine artmaya devam ediyor. Anadolu,Fen ve Sosyal Bilimler Liselerinin devamsızlık bilgisi verilmeyen faaliyet raporunda 5 okul türünün devamsız öğrenci sayısı 1.8 milyona yaklaştı.

*İlkokullarda 286.878

*Genel ortaokullarda 466.647

*İmam hatip ortaokullarında 64.067

*Mesleki teknik liselarde 789.879

*Anadolu İmam Hatip Liselerinde185.333 olmak üzere 5 okul türünde toplamda 1.792.804 öğrenci 20 gün ve üzeri devamsızlık yapmaktadır

Okullar Sosyal Etkinlik Mekan Yoksulu

Kamu ve özel bütün okul türlerinde toplam 55.491 okul bulunmaktadır. Faaliyet Raporunda yer alan bilgilere göre sosyal etkinlik yapabilmek için gerekli olan alan ve mekanlar yok dnecek kadar az.

*Spor salonu olan okul oranı %8,87 (4.922) olmayan okul sayısı 50.569

*Çok amaçlı veya konferans salonu olan okul oranı %40,46 (22.452) olmayan okul sayısı 33.039

*Kütüphanesi olan okul oranı %40(22.196),olmayan okul sayısı 33.295

Sanat,Spor,Bilim ve Kültür Faaliyetlerine Katılım

*İmam Hatip Ortaokullarında öğrencilerin %70’nin bu faaliyetlere katılımı hedeflenirken yıl sonunda gerçekleşme oranı %54,75’te(395.902) kalmıştır. Katılmayanları  sayısı 327.206

*Genel ortaöğretimde hedef %95 gerçekleşme %79,66 (1.596.236) faaliyetlere katılmayan öğrenci sayısı 407.576, AİHL’de  ise hedef  %70 gerçekleşme %64,39 (331.490) katılmayanların sayısı183.326 olmuştur. Kaynak,MEB’in 2017-18 İstatistikleri ile 2018 İdari Faaliyyet  Raporu

Kitap Okumayı Sevmeyen Nesiller Yetişiyor

Faaliyet Raporunda verilen bilgilere göre öğrenci başına bir yıl boyunca okunan kitap sayısı

*Öğrenci başına ilkokulda 22,62 kitap okunuyor.

*Öğrenci başına ortaokulda 8,63,imam hatip ortaokullarında 9,38,MTO 3,60,AİHL’de 4,62 kitap okunuyor.

 

Sonuç olarak; Çocuklara eğitim olanaklarını eşit sunmak,fırsatların çeşitliliğini çoğaltmak eğitimin ıskalanmayacak temel ilkesidir.Ortalama ayda bir kitap bile okumayan ortaöğretim öğrencilerinden kim ya da kimler sorumlu olacak.Okumayı sevmeyen insana yazmayı sevdiremeyiz.50 bin okulu kütüphanesiz bırakırsak kitap okutmakta zorlaşır.Genç beyinleri ideolojik aidiyetlerle yıkayıp diplomalı cahiller yetiştirerek bir yere varamayız. 21.yüz yılı yakalayamaz, modern dünyaya ayak uyduramaz, bağnazlıktan kurtulamayız. Örgün öğretimde okuyan çocukların yaklaşık %12’sinin devamsızlık yapmasına neden olan,sınav hokkabazlığı ve düzenbazlığı üzerine kurulmuş bu eğitim sistemini mutlaka değiştirmeliyiz.  Başlatılmış projeleri tasarruf yapacağız diye bitirmeden ertelememek,kaynakları yerinde ve zamanında kullanmak, alt yapıyı tamamlayıp eğitimi ve okulları demokratikleştirerek “egemenliğin kayıtsız şartsız ulusun” olduğunu bilince çıkarabiliriz.   Çocuklar; eşitliğin, özgürlüğün, barışın, kardeşliğin hakim olduğu, tüm çocukların eğitim ve sağlık hakkından eşit koşullarda yararlandığı, çocukluğunu çocukken yaşayabildiği; barış, kardeşlik ve dayanışma duygularıyla güvenli bir ortamda yetişip, gelecek kaygısı duymayacağı bir ülkede yaşamak istiyorlar. Tüm çocukların, aileleri ile birlikte eğitim ve sağlık hakkından parasız ve eşit koşullarda yararlandığı, çocukların çocukluğunu çocukken yaşadığı; barış, kardeşlik ve dayanışma duygularıyla güvenli bir ortamda yetişip, gelecek kaygısı duymayacağı bir ortam yaratıldığında 23 Nisan gerçek anlamına ve özüne uygun olarak kutlanabilecektir.

 

 

 

 

 

 

.