14 milyon çocuğu yok ettiniz

Ben bir öğretmenim. Oğlum 2010 doğumlu. Ankara merkezde bir ilkokula gidiyor. Şuan 4 üncü sınıfa geçti. İlk üç sınıfta 4 öğretmen değiştirdi. Bu yıl beşinci öğretmeni ile tanışacak.
Hakkımı kimlere neden helal etmediğimi anlatmaya çalışacağım sizlere.
17 yıldır ülkemizde iktidarda olan siyasi irade en fazla eğitim sisteminde değişiklik yaptı. Rövanşist bir yaklaşımla 90 yıllık hatta 200 yıllık eğitim sistemimizi yok etti. Sürekli müfredat ve sınav sistemi değiştirdi. Biz öğretmenler bile değişiklikleri takip etmekte zorlandık. Fatih Projesine milyarları gömdü, eğitime gram katkı sağlayamadı.
Bir gecede binlerce okul yöneticisini görevden aldı. Görevden aldıklarının yerine yandaş sendikanın üyelerini görevlendirdi. Okullarda korku imparatorlukları kuruldu. Müdürlerin karşısında öğretmenlerin dizleri titremeye başladı. Meslekten attırırım, naraları yükselmeye başladı. Okullar devletin değil de yandaş BİR SENDİKANIN oldu. Bu sendikanın şube seçimlerinde delegelere, oy karşılığında yöneticilik vaat edildi. Biz bunları yazmaya utandık onlar babalarının malı gibi bu koltukları seçim vaadi yapmaktan, insanların hakkını yemekten utanmadılar, arlanmadılar.

***

Bakanlık Proje Okulu denen bir şey uydurdu. Bu okulların öğretmenlerini ve yöneticilerinin atamalarını direk Bakana bağladı. Proje okulu müdürü, listeyi yaptı, Bakanın önüne koydu, koca koca Bakanlar da paşa paşa imzaladı bu atama listelerini.
Şimdi yok ettikleri 14 milyon 400 bin çocuktan bahsetmek istiyorum. Ben 21 yıllık sınıf öğretmeniyim. 6 kez birinci sınıfları okuttum. 76 kişilik sınıfımda oldu, 25 kişilik sınıfımda. Okuma yazma öğretme konusunda yeterince deneyimli olduğumu düşünüyorum.
14 milyon 400 bin çocuğun içerisinde benim oğlumda bulunuyor. Şimdi neler yaptıklarını anlatmaya çalışacağım.
Oğlum 4 yaşında okuma yazma öğrendi. 2,5 yaşından itibaren 4 basamaklı sayıları okumaya, 3-4 yaşlarında ise iki üç basamaklı sayıların zihinden çıkarma toplama işlemlerini de yapmaya başladı. Ve evimdeki kara tahta da temel dik yazı ile yazma çalışmalarını yürüttü. Sonra ilkokula başladı. Malum ilkokulda zorunlu birleşik eğik el yazısı öğrenmek zorunda kaldı. Bende gerekli görmesem de çocuğuma birleşik eğik el yazısı öğrenmesine yardımcı oldum. Okulda ise okuma yazma bildiği için bir kenara itildi. İkinci sınıfa geçtiği yıl, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz ile Talim Terbiye Kurulu Başkanı 12 yıl uyguladıkları birleşik eğik el yazısının ne kadar zor ve kötü bir şey olduğunu anlatarak temel dik yazıya geçildiğini müjdeledi.
Peki, çocuklarımıza birleşik eğik el yazısını 12 yıl neden dayattık?
Ben evde öğretmeni okulda temel dik yazı öğretmeye başladık çocuğumuza. Bu arada 3 yılda 4 öğretmen değiştirdi çocuklarımız. Baktım olmuyor evimin bir odasını sınıf yaptım. Oğlumun arkadaşları ile birlikte ben okuma yazma, eşim İngilizce derslerine başladı evde. Özel ders olarak algılanmasın, tek bir kuruş almadık kimseden. Sadece etkileşim olsun çocuğumuzun yanında başka çocuklarda faydalansın istedik.
Biraz toparladık çocuklarımızın durumunu.
Ancak bir konuda başarılı olamadık!
4 yaşında temel dik yazı ile okuma yazma öğrenen, altı yaşında birleşik yazı dayatılan, 7 yaşında yeniden temel dik yazıya dönülen oğlumuza güzel yazı yamayı öğretemedik.

SONUÇ MU? ALIN SİZE SONUÇ….

Siyasal ikballeriniz uğruna yok ettiğiniz çocuğumun hakkını nasıl helal edeyim size. Al sana birleşik yazının sonucu.
Yine kandırıldınız beyefendi. Ama tam 12 yıl kandırıldınız.
Alın 4+4+4, alın size Fatih Projesi, alın size birleşik eğik el yazısı, alın size yandaş yönetici, alın size öğretmen mülakatları, alın size okullarda korku imparatorlukları kuran müdürleriniz…
Tabi sizlerin keyfi yerinde. Çocuklarınız özel araçlarla alınıp güvenli, temiz, sıcak okullara gidip, spor salonlarında eğlenceli vakit geçiriyorlar. Bizimkilerde sabahın altısında kalkıp, gecenin karanlığında sıvaları dökülen, tuvaletleri temizlenmeyen okullara kilometrelerce yürüyerek gidiyorlar.
Şimdi ben size çocuğumun hakkını nasıl helal edeyim…
Soru işareti olarak okula başlayan çocuğum noktaya dönüştü. Siz olsanız helal eder misiniz hakkınızı?